Necdet Evliyagil

Bulutlarla Yaşamak I

(Boğaziçi’nin Düşündürdüğü)

İlkbaharlarınIlık – ılık esen rüzgârlarını,Denizlerin,Ruhumuzu dinlendiren dalgalarınıKovalamak – kucaklamak;Doğa’nın rengarenk çiçekleriniSoluk alıp-verir gibi,Derinlemesine koklamak varken;Donuk-soğuk mevsimleriVe de yaşam süresiKaçtığımızı sandığımız,Her an adım adımYaklaştığımız halde,UzaklaştığımızaKendimizi inandırdığımız,Ölümü düşünmemek;Bu acı gerçeğiDüşlememek niye?Ağaçların dallarını,Nemli yapraklarını;Işıklı renklerini,Kır çiçeklerini-çimenleriniGönlünce avuçlamayı,Sevgilinin saçlarınıOkşar gibi koklamayıYürekten solumayı,Ömrünce yanında olmayıİstemez misin?

O halde,Yaşantının tüm güzelliklerinden,Ve sevdiklerindenNiçin uzaklaşmak – kaçmak;Sessiz bir dünya’yaDemir atmak isteğiyle çırpınmak? ..Sevmek, mevsimler boyu delice,Sonbaharda gönlünceVe sevilmek dilediğince;Boğaziçi’ninCennet sahillerinde,Ölümü unutmak – uzaklaşmakYaprak – yaprakÇiçekleri kopararak,Bütün renklerle dolmak;Sarıyı, kırmızıyı, yeşili, koklamak,Maviyle sarmaş-dolaş olmak,Ve sabahların ilk aydınlığnda,Daldan dala sıçrayan,Kaldırımlarda oynaşanMinik serçelerinCıvıltılı sesleriyle uyanmak,Aşkı yeniden kucaklamak,Boğaziçi’ni sayıklamakVe düşlerde okşamak varken;Niçin ama niçin,Karanlık-kapkaranlıkBulutlara-dünyalaraÖzlem duymak,Onlara doğru çılgıncaKoşmak…Koşmak…Koşmak,Ve yaklaşmak isteğiyle kavrulmak? ..Çevreniz sevdiklerinizle deDolup-taşsa, boşalsa,Yüreğiniz dostlarla da kucaklaşsa,Niçin zaman zamanYaşantının aydınlığına aldırmadan,Karamsar bir yalnızlığa sürüklenirsiniz?Ve bu güzelim dünyadanÇekip gitmek istersiniz? ..

Ne çabukta unutursunuz:Aşklarınızı, öpücüklerinizi, sevdikleriniziBulutları doyasıya seyrettiğinizi,Yağmur-yağmur ıslanıp Boğaziçi’nde gezdiğinizi;Yeniköy’den, Tarabya’ya doğru yürürkenAnadolu Hisarı’nda geçen çoçukluk günlerinizi? ..Karanlık bulutların altında,Ölümün soğuk eliyleElele versende vermesen de,Göçüp gittikten sonra;Bütünleştiğinde topraklaBir küş gibi çılgıncaKanatlanıp uçsandaDünyaya yeniden gelmeyiDüşler misin?Ved de yaşamak ister misin?Ya da arkandan ağlayanlaraKavuşmayı diler misin?Bir karanlık kuyuda,İnsanları gözlerinin önündenGeçirdikten sonra:- Kuşkusuz ne gereği var dersin…

Gene de hiç belli olmaz:Belki de sisli ve pusluBir bulut olmak istersin.Yada küçük bir serçeninRuhuyla ve kanatlarıylaDolaşmayı yeğlersin…Bulut da olsanBir minik serçeninİçine de dolsan;Mavi-masmavi göklerinDerinliklerinde gezeceksin.GökyüzündenYeryüzüne baktığındaİnsanları ve tüm yaratıklarıKuşkusuz bir başka göreceksin;Belki de onları yaşadığınGünlerdeki gibi sevmeyeceksin,Uzaklardan,Çok uzaklardaBaşta kendin olmak üzereTüm kavgacılaraVe savaşçılara küseceksin..Yeniden bulutlaraVe kuşlara özeneceksin…Ya da yağmurla-toprakla,Beyaz kanatlı martılarlaBütünleşmeyi isteyeceksin;Toprağa dönmeyi düşleyeceksin…

Eğer toprağın altında,Toprağın üstündekiFilizi dantelli,Firuze renkli pencereli,Pırıl-pırıl sedefliBir kır çiçeğineVe de çiçeklerineRenk verebilmişsen,Birer-birer öpebilmişsenSevinmelisin, övünmelisin;Düşlerini süsleyen,Bir çift yeşil gözünÖlümsüz sessizliğinin,Derinliklerinde erimelisin…

Temalar