Mustafa İslamoğlu

Göçmen Kuşlar

hançerlenmiş çatal yürek iki başbaşbaşa vermişler konuşmuyorlaryetimce gözlerden savruluyor yaşyağıyor dışarda içli içli karçatal yürek hançerlenmiş bir çift baş

bir kuş kör kafeste babasız kalırkavrulur bir serçe anasızlıktanah gülmeyen gözler yollarda kalırdökülür yaşları vefasızlıktanbir kuş kör kafeste babasız kalır

yataklar küf gibi zindan kokuyorküsmeler küsmeler ve barışmalarbir dost yüreğimde sevgi dokuyorayrılık gözyaşı son sarışmalaryataklar küf gibi zindan kokuyor

herkesle gülünür fakat çilelimağlanmaz herkesle unutma bunudostluk yemininin üstünde elimbölmez mi bölmez mi hasret uykunu?ve gülmek ki tokat tokat çilelim

kadehler dolusu baldıran zehrigördün, göz kırpmadan nasıl içilirbilirsin haldaşım bu zalim şehriburda dirilere kefen biçilirkorkusuz içilir baldıran zehri

bak körpe ceylanlar nasıl vurulurzalim avcı gezer bizim bağlardaceylanları vuran eller de kururbir parça kırmızı kir kalır kardayavru ceylanlar bak nasıl vurulur

hangi dost dikmişti şu tomurcuğubağrımın içinde göğerip duraney kara günlerin dertli çocuğusenin nabzın mıdır ranzamda vuransöyle kim dikmişti şu tomuruğu

ne açmaz gül imiş ah şu bahtımızağarsa mı ola kıpkırmızı tanyad elde kuruldu payitahtımızhüzün sarayında bir garip sultanne açmaz gül imiş ah şu bahtımız

artık güneşlerde kara doğuyorgeçmiyor umudu vuran zamanlarhayat yıldırıyor hayat boğuyorbilmem kimin için çalıyor çanlargüneşler de artık kara doğuyor

bu yağmur bu yağmur niçin yağar kigörmez mi bir çift göz suluyor yerivurulanlara su sunma be sakikavrulsun garibin yansın yüreğibu yağmur bu yağmur niçin yağar ki

her seher uzaktan bir horoz sesine çılgın yalıyor parmaklıklarıesiyor Yusuf’un kutlu nefesiyıkıyor Züleyha kara duvarııraklardan yanık bir horoz sesi

gel yaralı serçem küsme bahtınavurma kayalara allı başınıanka kuşu olsan geçmem tahtınabir sen kaybetmedin can yoldaşınıyaralı serçem gel küsme bahtına

ey kara çayımın buğulu kirikıvrıla kıvrıla nere gidersinötelerden eğer sorarsa biribırakmadılar da gelmedi dersinkara çayımın ey buğulu kiri

mahpus ranzam soğuk yüzüne seninsahte gülüşleri tercih ederimmeftunu olmuşum demir kefeninsende yaşar, sende ölüp giderimmahpus ranzam soğuk yüzüne senin

gece yine kustu bütün kininiher saniye can çek, kıvran, sabah etefendi, demirbaş kabul et benimevcut listesinin başına kaydetgece yine kustu bütün kinini

Derde sevdalıyım derde vurgunumbu sevda düşürür eline cânâ

hep sürüklenmekten inan yorgunumniye kattın gittin seline cânâ

perişan dağınık ve de bozgunumne çare düşmüşüm diline cânâ

Eyyub’um Yusuf’um hadi Mecnun’umamma dayanamam yeline cânâ

yanmış vurulmuşum, meftun olmuşumsaçlarının bir tek teline cânâ

yüklenme bu denli kurban olayımyetmez mi savurdun külüne cânâ

derde sevdalıyım derde vurgunum

yerine varmamış dileklerimigötürün melekler n’olur götürünsoldurmayın açmış çiçeklerimiMevla’dan dertlere derman getirinyerine varmamış dileklerimi…

bütün umutların bittiği yerdehayret ölüler de volta atarmışinanmazsan civan bak yarıver degönül mezarımda kimler yatarmışgöster can alıcı o melek yerde

doğduğum yerlerde vurgun mu oldu?sular mı yürüdü memleketimesoldu, gün görmemiş menekşe soldukaç hançer saplandı safiyetimedoğduğum yerlerdevurgun mu oldu?

arasıra kuşum uç üzerimdenvefasızım amma belki özlerimbir de sen oklama ta can yerimdengel, bugün de taşma ırmak gözlerimkuşum arasıra uç üzerimdengöç eden kuşların gözleri karadayan gülüm dayan bahar gelecekmuhabbet ne büyük kapanmaz yaraölecek yaralı serçe ölecekdönecek mi söyle kuşlar bahara?

Bir güzel düş gibi bir hayal gibisen de git can kuşum, de var sen de gitdost mezarı içim bulunmaz dibidüşersem aklına el aç niyaz etbelki bir su yürür…içim çöl gibi…