Mustafa İslamoğlu

Bir Kırık Ezgi

sevinmem sevince benzemiyorne de üzülmem üzüntüyegözde geçirilmiş sözler söylüyorumömrüme ilişkinbelki birazcık avutur beni diyeağlamayasın için susuyorumbenden almayasın kara haberiağlama ki sakinleşirsin diye korkuyorumfırtına habercisi gözlerindeyarasalar uçuşuyor yine

gözyaşların bir kurşun ta şurama saplanırsen ağlama İbrahim Erciyes gazaplanır

yüreğin işlevini bilmeyen bu insanlarhaber bülteni dinliyorlarölümler duymak, kimbilircinayete doymak için belki debirbirine uzak iki zambak hakkındabenim ildiğimi bilmiyorlarderdimi ancak papatyalara açabildimşimdi onlar taç yapraklarını yoluyorlar

heba oldu sandığın yaşların hesaplanırİbrahim sen ağlama Erciyes gazaplanır

toprağın burnumda tüttüğü bir kış günübir cümle eklemişsin babamın mektubunasade ve kırıkkarların eridiği zaman çözdüm düğümü

sevgiyi toyken tanıdık gülümtutma elin yanar demedilerhayatımızı tek bir mevsime göre ayarladıkbaşka mevsimlerin olduğunu öğretmedilerevimiz barkımız bir yüreğimizöyleyken ateşimizi çaldıaziz kardeşlerimiz, prometeler…bilesin ki bizim oldu hayatın çirkin yüzübizim oldu yılkı acılarbizim oldu gülüm, kırık ezgiler

bu yokuşun ardında bir gül iniş saklanırağlama sen İbrahim Erciyes gazaplanır