Mustafa Irgat

S Dönüşü

Sen o geçmiş günlerin çekmece şairisin:Tabut dibeğinde düzgün çarpan kara el, yürekiçinde kefen yazmaları alacalı bulacalı.Ölümü yaşarken yakalar gibi kol gövde soğumasında yazdığın,Yazıp da çarşaflayıp damgaladığın, mührü“cumhuriyet ailem”Adı çim sandukanın yanında güzün bitirip noktaladığın.Yokluk! Aralanmış yeşil kapısından görüyorum.Lale duman Osmanlı paşalar bahçesi veküçük boy burjuva leş kargalarının tıkandığı ayak-yolları mezarlıklara göçüyor.Hepsi kendiliğinden çepeçevre bir öbür dünyalık artık.Çıngıraklardan yapılma umutsuz yılan derisiaylağımların üstünü örtüyor.Ayna diplerinde küpkül olmuş gözyaşları içindesin.Kolsun gömleğine kan! Kan bulanmışdinamitlere sarılı çokça damarın patlayışıyım ben!Ansızın anısızalınyazısına denk yükselsin kalıtımımİnsin, insin, insin, insin ve insin,yükseğe alçalsın, mumyalanmış devlet’li kalın bağırsak benzeriterlemekten kemikleri erimişiskeletimle toprağa.

Derler a, soluk al boşluğuna.Duyuyoruz. Nicedir konuşuyorsun.

Bir döl fazlalığının şiiri bu, hani şuhalkları eğlendirmek için sokaklarda satılan kör kaval,hem üfleme hem gerçekdoğumumu unuttum gitti bile. Uykumun manzarasıokunmamış beyazlıkların derininde kalsın.

Temalar