Mehmet Akif Ersoy

Dirvâs

Derler ki: Ümeyye’den Hişâm’ınDevrinde, yakınlarında Şâm’ın,Üç yıl ekin olmamış kuraktan.Can kaydına düşmüş artık urban.Her hayme mezâr olup kapanmış:Altında beş on kadîd uzanmış.Bakmış ki meşâyih-i kabâil:Sıyrılmayacak bu derd-i hâil;Bir karyede toplanıp, demişler:Durdukça helâkimiz mukarrer.Mâdem ki şüyûhuyuz bu halkın,Kalkın gidelim Hişâm’a, kalkın.Bir duysa Halîfe’miz bu hâli;Var merhamet etmek ihtimâli.Hiç ak sakalıyla bir alay pîr,Eyler de Emîr’e hâli tasvîr,Görmez mi o, halkı rahme şâyan?Sultansa da taş değil ya: İnsan!

Teklîfi kabûl eder bütün nâs;Derler, yalınız: «Bulunsa Dirvâs.Sinnen daha pek çocuktur ammaOlmaz o kadar talâkat aslâ.»

Vaktâ ki girer şüyûh Şâm’a,Derhâl haber gider Hişâm’a:Derler ki, beş on kabîle geldi.Der: Gelsinler sarâya şimdi.Birlikte çocuk dalar huzûra,Evvelce duâ eder de sonra,Hiç pervâsız girer kelâma...Lâkin bu tuhaf gelir Hişâm’a;Der: Sus a çocuk, büyük dururken,Söz sâdır olur mu hiç küçükten?Dirvâs o zaman kelâmı tekrârTeshîr ile der: «Nedir bu âzâr!Mikyâsı mıdır zekâvetin sin?Dirvâs’ı çocuk mu zannedersin?Bir dinle de sonra gör çocuk mu?İnsâf nedir o sizde yok mu?Ben söyleyeyim de bir efendim,Susturmak elindedir efendim.»Dirvâs bakar Melik’te ses yok;Mecliste değil ki ses, nefes yok;Mu’tâdı olan talâkatıyleBaşlar söze eski şiddetiyle:«Üç yıl mütemâdiyen kuraklar,Emsâli görülmemiş sıcaklar,Sâmânımızı kuruttu gitti;Mezrûâtın umûmu bitti.Binlerce çadır kapandı kaldı,Çöl, mahşer-i mevt şekli aldı!Şehrîleri besleyen kabâil,Köy köy geziyor zelîl ü sâil!Hâtemlere cûd eden o urban,Nan-pâreye can verir bugün can!Çıplakları giydiren de üryan,Gömleksizdir zükûr ü nisvan!Açlık ecelin zahîri oldu:Baştan başa çöl cesedle doldu.Her kûşede bin acıklı feryâd...Yok bir yerden sadâ-yı imdâd.Şubbân bütün ihtiyâra döndü!Pîrân görsen, mezâra döndü!Yok vâlidelerde süt ki: Tutsun,Evlâdını emzirip uyutsun.Zannım, bize münfail ki Mevlâ:Bir bâdiye halkı yandı, hâlâ,Bir damla su inmiyor semâdan,Şebnem bile düşmüyor duâdan!Binlerce duâya bir icâbetGöstermedi bârgâh-ı rahmet.Artık sana ilticâya geldik.Reddetmez isen ricâya geldik:Görmekteyiz ey Emîr-i âdil,-İnkârı bunun değil ya kàbil-Yok sendeki ihtişâma pâyân;Bizlerse alay alay sefîlân!Bir yanda demek ki fazla var çok;Hayfâ ki öbür tarafta hiç yok.Öyleyse biraz tevâzün ister.Evvel beni dinle, sonra hak ver:Nerden buldun bu ihtişâmı?Halkın mı, senin mi, Hâlik’ın mı?Allâh’ın ise eğer bu servet,Bizler de onun kuluyken, elbetBir pay talebinde hakkımız var...İnsâf olamaz bu hakkı inkâr.Halkınsa şu bî-nihâyet emvâl;Ver, etme hukûk-i gayrı pâmâl.Yok; böyle de olmayıp da kendiMâlin ise -çünkü fazla- şimdiBî-vâyelere tasadduk eyle...Dördüncüsü varsa haydi söyle! »Mebhût ederek bu söz Hişâm’ı,Huzzâra demiş: «Görün kelâmı!Yok bende cevâb-ı redde kudret...Hayret, bu civan-dehâya hayret!Îcâb ediyor ki şimdi insâf:Mes’ûlü hemen olunsun is’âf.»

Temalar

Şiirde geçen sözlük kelimeleri