Mahmut Temizyürek

Hür Kuşlar Tufanı

Ellerine doğmuştuk hevesleIrağın olduk şimdi seninKapılar yüzümüze kapandı bir birİnandık ki dünya gelip geçilen yerGeçip gitmek yaşanacak her şeydir

O ince zeka, kılcal bilgiOlabilir saymıyor biziBiz ki, gövdesi varsa oyuz dünyanınBu yalın ayakları, bu sakar elleri

Bir adacık oluyoruz konduğumuz her yerdeOrada, öbür adaların yanındaBir adacık, ki herkes bir boz, bir maviKendiyle uğunan kumrularızSavrulan toz zerresi

Böylece kurtuluyor şehirler vebadanLekesi kalmıyor kanın sokaklardaÇöz kuşaktan ipini, sal gövdeni köprüdenVücudunu parça parça pazarlaHer şeyimiz soğuğun, açlığın bedeliÖlüm vadesiz, yaşam kısa vadeliGeceler huzurlu, adımlar tıp tıpYalnızca kadınlar ve çocuklarımızÖlüyorlar birdenBir eflatun dağ tozu koklayıp koklayıp

Söndür ışığını, sil hatırasını ve kapanDönemez ki ufka baktıkça yol gören göçebeHer daim o yağız incedeyiz, o sarp uzundaHavlimiz canımızdan taştıkça ülkeden ülkeyeYolları kesiliyor uygar Roma'nınGövdemizden akan sidik, kan, ter, asitSınırları eriterek çıkıyoruz her meydana

Kıyıları o cam fanus boşluğaÇarpa çarpa kırılıyoruz

Ey ukdesi, var kalan her göçebeninEy kavuşmak rüyası peygamberlerinO yüce dağa, bir daha başın diye konsak seninO yaslı nuh taşını alnın diye öpsekGeniş yaylalarda çiçeklensek tür türIslansak neşemizin teriyleYaralarımızı şarkılara belesekŞımara taşa kalbimizin bendindenBıraksak gemini atlarımızınMahpusu olduğumuz bu dışardanO vakit kurtulur muyuz?

Sor ki, muştusu bizden gelecekO ki, bir seraptan doğurduKabuslardan fırlatıpKıyımlardan artırdı hayat biziBöyle bir havlin kavmiyizAçıldık denizlereO korsan takalardanSalkım saçak döküldük suyaKimimiz çöp, dalgadan dalgaya

Hangi şehir ister biziHangi gurbet ev olurÇıkış nerde, kıyı var mıİzi var mı umudun yollarımızdaSor bize

Denizin dibinde demirden mezarOnu sorUykular buz mavi, buz aynaSalınan kıyısız bir okyanus üstümüzdeSoğuk keskin bir hızarBize gelinceKesikle kırık, ıslakla kavakBize gelinceKirliyle çıplak

Canımız hayli alaflı, gözler közAkıyoruz ırmakları tersine tersinePüskürülmüş lavız, toplaşıp dağ oluyoruzÜrpertiyoruz ışıkları renkleriYırtarak yüzünü su mavinin, su berrağınGövdemizi kanırtarak yazıyoruzHayatın alınyazısınıHer şeye barbarız, her şeye tufan

Dönüşler kapandı çoktan, zaten bizHer ufka baktıkça yol görenlerizArzumuz, varılacak hayatın tek kayrasıKalbimiz, ölçüsüz haritası yeryüzününBiziz o, vakti gelen yokluk tanrısı

Mahmut TEMİZYÜREK

(Evrensel Kültür Dergisi, Ocak 2002)