Eğreti Sözcükler Arasında
Ey yürüyenlereğreti sözcükler arasında!Sırtlanın isimlerinizi, çekip gidinSaatlerinizi çekin zamanımızdan, çekip gidinDenizin maviliğini, belleğin kumlarınıçalın dilediğinizce çalınDilediğinizce fotoğraf çekin ki anlayınanlayamayacağınızıtoprağımızdaki bir taşınnasıl öreceğini göğün çatısını…
IIEy yürüyenlereğreti sözcükler arasında!Sizden kılıç – Bizden kanSizden çelik ve ateş – Bizden et ve canSizden yeni bir tank – Bizden taşSizden gaz bombası – Bizden yağmurBizim üstümüzde de sizinki gibi gök ve havaHissenizi alın kanımızdan, çekip gidinDanslı yemekli bir akşam partisine gidinBize düşen korumaktır şehitler gülünüBize düşen yaşamaktır dilediğimizce
IIIEy yürüyenlereğreti sözcükler arasında!İğrenç tozlar gibi dilediğiniz yerden geçin amauçan haşarat gibi dolaşmayın aramızda!Yapılacak işlerimiz var toprağımızdaBuğdayımız var yetiştireceğimizbedenimizin teriyle sulayacağımızSizi hoşnut kılmayacak şeylerimiz var burada:Bir taş ya da bir keklikAlın maziyi, dilerseniz çıkarın elma pazarınaDilerseniz sedef bir sini içindeMabed-i Süleyman’ı geri verin hüdhüdeBizimdir sizi hoşnut kılmayacak şeyler: Bizimdir yarınlarYapılacak işlerimiz var toprağımızda
IVEy yürüyenler!Eğreti sözcükler arasında!Yığın kuruntularınızı boş bir çukura, çekip gidinAyarlayın akrebini zamanınkutsal buzağının meşruiyetineya da tabanca müziğinin vaktine!
Bizimdir sizi hoşnut kılmayacak şeyler, çekip gidinBizimdir sizde olmayanlar: Halkı kan ağlatan bir vatanNisyâna ya da belleğe yaraşan bir vatanEy yürüyenler!Eğreti sözcükler arasında!Nerede isterseniz orada oturun ama oturmayınaramızda
Geldi artık çekip gitme zamanınızNerede isterseniz orada ölün ama ölmeyin aramızdaYapılacak işlerimiz var toprağımızdaBurada bizimdir maziBizimdir hayatın ilk sesiBizimdir bugün, bizimdir gelecekBurada bizimdir dünya ve ahiret
Çıkıp gidin toprağımızdandenizimizden, karamızdanbuğdayımızdan, tuzumuzdan, taşımızdandefolun her şeyimizden!Defolunbelleğimizdeki anılardaney yürüyenler eğreti sözcükler arasında!