Mahmud Derviş

Ahmed Zaatar

Kekikten ve karamış taştanO eller içinBu çığlıkUnutulmuş ve yapayalnızAhmed için.Gelip geçen bulutlarYurtsuz ve yabancı koydu beniVe yalnız dağlar cesaret ediyorBeni bağrına basmayaKıraç bir toprakta.Doğuyorum yine o eski yaralardanSokuluyorum toprağaBütün ayrıntılarını görünceye dekDoğuyorum yineDenizin taştığı yılKül olmuş kentlerdenKendimi yapayalnız bulduğum.

Ahmed'di o denizKurşunlar arasından köpük köpükBir kamptı öfkeyle büyüyenYağan kekikti üstümüzeVe savaşçılaraEllerine ayaklarına baktı AhmedUnutulmuş trenlerinAnılarıyla büyüyenKimsenin karşılamadığıKimsenin el sallamadığıYaseminlerle.Ayakta dikildi yapayalnızKendini dinlediği gecelerdeHakkın hasretini çekerekYirmi yılYirmi yıl o yer senin bu yer benimDolaştı bir kimliği sora soraYalnız yanardağların yanıtladığı.

Ben Arap Ahmet'imDediBen kurşunlarBen portakallarVe düşler.Benim çadırımdır Tel ZaatarAnayurt benimSürüp giden o yolculuk anayurdaDoğu'dan ta Batı'yaBilendi bütün kılıçlarAhmed tanımaya başlarkenEllerini ayaklarınıSüzülen bir yıldız gibiBakıp bakıp Hayfa' ya.Ahmed'di seçilen kurbanKentler asfalt organlarınıBırakıp arkalarındaDüştüler peşine Ahmed'inÖldürmek için.Doğu'dan ta Batı'yaCenaze törenini hazırlıyorlardı.Giyotinlerden giyotin beğenip.

Ben Arap AhmedGelsin kuşatmacılar!Benim kal'am gövdemGelsin kuşatmacılar!Ateş hattıyım benKuşatacağım onlarıÇünkü göğsümSığınaktır halkımaGelsin kuşatma!

Uzanmış suyun karşısınaKüçük ayrıntılar arasında geziniyorumDerken dağılmaya başlıyorlarAkşamla birlikteYitiyorumUzaklardan gelenÇıngırak seslerinin içinde.Kanayan yerlerimdenAnlıyorum yaşadığımı.

Ayak bastığım her yolKaçınıyor bendenKaçıyorGönül verdiğim her kentCeketimi fırlatıyor bana.

Şiirlere sığınıyorumDüşlereAnlıyorum çok geçmedenDüşlerime kadar girmiş bıçaklar.Bir mum yakıyorumKapanmayan yaramdan.Bu geceBütün çakıl taşları soluyor

Ve damarlı.Uzaklardaki güzel karımSessizliğin seninEritti bu ölgün geceyiBanklar ve ağaçlarDonup kaldı gölgende.Hatırla beniKendimi unutmadan önce.O kayalar mektubumdurYeryüzüne.YükseleceğimMeyve küfelerindenDenizdenYükseleceğim yoksulun şarkısındanOnların şarkısından:Yaşayacağız!Yaşayacağız! diyen.

Kekikten ve taştan AhmedYükseleceksinHayır! diyerekDerinden esvap yapacakKırlardan gelen köylülerZalimleri ortadan kaldırmaya.Bir çiçek olacak yumruğunBir bombaHer gün hayır! demek için kalkan.Kılıçlardan kesik kesik gövdenYeniden yapılacakDoğacak güneşlerdenVe dalgalarla nikâhlanacakGiyotin altındaHayır! diyeceksinHayır!

Akan kanımda öleceksenYeniden doğmak içinUn çuvallarından.Geleceğiz ses vermek için sesineBizi çağırdığın zamanVe ölümün çehresiYitip gidecek sözlerimizden.Eli ölümünSavurup atacak biziYalın bir yurda doğruYasemin bir düşün beklediği.

Kuşlar bana bıraktı şarkılarınıVe ben koştumYürek atışına tarlaların.Kanımın derinliklerine inDerinliklerine inDerinliklerine ekmeğinYalın bir yurdumuz olsunYasemin bir düşün beklediği.Her günkü AhmedSaf ve Basit AhmedNasıl kaldırdın ayrılıklarıMeyveyle taş arasındaKurşunla geyik?Arap Ahmed, diren!Kuşatma altında gezeceğizUlaşıncaya dek kıyısınaEkmeğin ve dalgaların.Öleceğiz düşü uğrunaBir yurdunVe bekleyen yaseminlerin.

Onda Güz'ün eğrileri var.Kandaki şiirdir Ahmed.Dağlar gibi kırışık yüzüYankısı çağıran seslerinBirleşen gövdelerin.Ey tanınmayan AhmedNasıl yaşadın aramızdaTam yirmi yılHâlâ belli belirsiz yüzünHep çizgilerinde dolaştığımızTanınmayan yüzünEy ormanlarAlevler kadar gizli AhmedBize yüzünü tanıtSöyle son sözünüDağılacağız sessizlikteGeri adım atacağızİşitsin diye ölüler sözleriniYaşayanlarBelki tanır diye çizgilerini.AhmedAhmed kardeşimKahramanca ölümünü bekliyoruzNe zaman?Ne zaman?Ne zaman?

Beyrut'ta bir Filistin kampı olan Tel Zaatar Lübnan iç savaşı sırasında iki ay kuşatma altında kalmıştı. Filistinliler güç koşullar altında kuşatmaya karşı direnmişlerdi. Arapça'da "Kekik Dağı" anlamına gelen Tel Zaatar Filistin direnişinin bir sembolü haline geldi. Hayali bir kahraman olan Ahmed Zaatar sürekli yerinden edilen ve sürgünde yaşayan Filistinlilerin binlerce adsız kahramanını temsil etmektedir.

Çeviren: Erdal ALOVA