Mesel
Sâdîye benzeti
Bir yerde yürüyordum ayağımın altında var sanıyordum o yerTatlı ince kusursuz ve kille kıyaslanmazKuma karşıt ve suya hasımKendinde taş bilmeyen şiir diline benzerAyağım hiç bir otu çiğnemiyordu yine de bir koku geliyordu ardınca
Bir dize gibiydi ölçüsüz uyaksızÖyle gizemliydi ki bir çiçek iç çekişi yayıyordu duruşundaElimle dokundum ayağımdaki bu güzelim toprağaKaçtı parmaklarımdan uzun süre kuytuda bırakılmış bir şarap gibi
Bellekle okşanan bir anı gibiVücudu hafifliğiyle doldurup dudağı geçmeyen bir şarkıKarları birdenbire unutamayan baharBölüştürülen mutluluk günün bütün saatlerindeÇeşmede güvercinlerin içtiği inciler doğusu gibi
Kokusunu getirdi parmak uçlarım bana, bilemedim benBurcuları adlandırmak üzere yetişmedi burnum daha çocukluktan
Amber mi tripoli mi lantan mı kaad-ı hindî mi *Hangi somakileşmiş günlük hangi taşıllaşmış eğrelti miskiAdını söyle bana ey burcu burçu toprak ey ateş pelesengi ey kadın külü
Dilimde gece tadı rüzgâr biberiSöyle bana ağır kızıl şeker adını
Ve toprak dedi bana, o yabansı toprak ağzıyleToprak dudaklarından seven dudaklarıma benimEh tanımazsın ya sen beni insan ben aynıyım yine deÇocukken oynadığın toprakla aynı ağır toprakSavaşlarda saklayan seni kapkalın bekleyen seniKollarına son uykun için ne az bulunur ne deDeğerli toprak
Sadece sadece gençliğimde bir ilgim olduKökleriyle uzantılarıyla ararken varlığımdaİçime getirdiği günşle rengini çürüntüsünü taçyapraklarının
Gülle güldür işte oBeni böyle ta derinden sarıp susatanSen beni ellerine ağzına alan nankör peki ya nasılNankör âşık nasıl tanımadın gülü sen
Sana ayrı bir toprak vereni hem de
Benim o toprakDüşün o dinç ayağıyla o çıplak parmaklıÇiğneyişiyle öz malı adımıyla bastığı toprakYağmurların boş yere yıkadığıBitkilerle böcek1erin her türüneUzak dişilere tutkun ağaç tohumlarına karışmış toprakBu çürümüş kertenkele kokanBu ten yıkıntılarının gizlerini toz içinde saklayan toprakBu çürük üzümler ve mercan toprağıGazel sürülerinin geçtiği gölgeye çağrı toprağıİlençli açlıklar ateş basmalar toprağıBu testiyle sıvanın komşuluk ettiği mor ve yeşil döküntüler dolgusuBu tüyle pençeler gözler ufalanmasıEn sonu bu çığlık ve irkilme tozu bu sülünler ve meyveler sungusu
Toz haline gelmiş mezar tadı buBu güneş gecesi
Ben olan toprak en sonu
Yaban toprağı çukur toprak; çılgın toprak.Yararsız otlar kuru kütüklerUyuyan taneler yitik fideler kopuk dışkanatlar taşıyıcısıTehlikeli, toprağı vaktinden önce çatlayan tohumunVe donduran göz aşısını kalem aşısınıIrmakların karnı gibi ekşice toprakHavası bozuk toprak vaktinde önce döllenmişHâlâ sabırsız toprakHer geçenin her boranın oynaşı toprakAnlaşılmazlık ve piçlik toprağıKış ve sömüren yaz kırması toprakAnsızın içerine gömülür bıçak ve işler sendeÇevirir çizer seni dürter üzer seni ve işteOtundan ayıklanmış güçten kesilmiş sürgü çekilmiş olanYeni toprak uyan toprakBu mis kokulu ekime sunulmuş toprak burun gibi burcuya
En sonu ben olduğu toprakSun kendine gül olanı