Kemal Burkay

Yüzler

Tunceli toprağı kırmızıya, sarıya, mora çalan, yamaçları meşe ağaçlarıyla kaplı, iri yalçın dağlarla çevrelenmiş, içinde Munzur ve Harçik adında iki ırmak birleşen, altı bin nüfuslu, üç isimli bir kasabadır: Mameki, Kalan, Tunceli. Yani Mameki'den kalan Tunceli.. Halkı sakindir. 'Kirve, hısım, aşiret çocuklarıdır'. İçinde iki büyük kışla vardır,38 yılından kalma.. İl oluşu daha sonraki bir tarihe rastlar. Tunceli bölgesinin eski ünlü adı 'Dersim' dir.

I. DERSİM

Bir eski öyküdür bileceksinizMasallardan kalmıştır DersimÜlkemin ortasında gizliYanık bir türküdür Dersim

Yıl otuz sekizdi dağlardaİri ceviz ağaçları ve atım vardıBelki bir gökyüzü savaşçısıydımBir arpa ekmeği kadar sıcaktıToprağım, karım ve çocuklarım

Oysa soğuk bir kuşturParıldar süngü

Bana niçin uzaksın düşündün müKurda kuşa dostluğumu düşündün mü?

Bu sularda ölüm bile güzelSen hiç kurşunların anlamını düşündün mü

Yıl otuz sekizdi dağlardaİri ceviz ağaçları ve atım vardıGüneş ve sular ülkesinde ordaOrda ki eski bir öyküdür Dersim

II. HIZIR PAŞA

'Hızır Paşa bizi berdar etmedenAçılın kapılar şaha gidelim.'

O ki Hızır PaşadırBerdar edecektirBerdar edecektir güneşleriPir Sultansız bir evrendir onun evreni

O ki Hızır PaşadırHayatı yasaklar denizi bellemiştirGayri özsu yürümesin dağlaraVe türkülere zincir vurulsun

Bir kez yasak mıdır gülümsemelerElin ele, dostun dosta varışıBir kez yasak mıdır tohumun yarınlara varışıUmutlar, uykular, düşüncelerÖzgürlüğe zincir vurulsun

III. ORDA VARDIR PİR SULTAN

Bileğin nerde kelepçeliOrda vardır Pir Sultan

Başlarsa yeni bir zindanOrda vardır Pir Sultan

Eşkiyalar tutmuşsa su başlarınıVe bebeler açsaOrda vardır Pir Sultan

İnsan duyarsa'Topraksız insanın'Ve insansız toprağın feryadını'Orda vardır Pir Sultan

IV. TÜRKÜLER AŞIP GEÇER TAŞLARDAN

'Kalenin kapısı taştan çıkılmaz'AmmaTürküler aşıp geçer taşlardanVe bir kerre dahaÖlüp dirilir Pir SultanÖzgürlüğün şavkı vurur karanlığa bir kezMunzur çıkmıştır yatağındanSesi dağlarda taşlardaUlu bir çağlayan

Bu yolumuzdur yürüyeceğizTanyeri al olanadekBu işimizdir öreceğizToprak elimizde güzelleşecek

Kaçan kaçarVaran varırBizim yüreğimiz pek

V. NEO GESTAPO ADAM

Neo Gestapo AdamDurup dinledi karanlıktaDurup dinledi ses çağlayanınıSes ormanınıSes katarını

Adamın yüzü kindiHayatında sevememişti hiçKaranlıkta bir sesinBir şiirinBir türkünün güzelliğini

Adamın bakışları kindiHiç dostça açılmamıştı bu gözlerBir meşe yaprağına bile

Neo Gestapo AdamYani aklı birtakım Dedektif Nik hikâyelerindeYani kavgalıydıŞiirleTürküyleVe gülümseyen herhangi bir yüzle

VI. VE OL HİKÂYAT

Koltuğunda asık yüzlü bir puttur oTedirgindirMutsuzdurŞaşkındır

Penceresinde alev alev tutuşan Munzur vururÖfkelidirÇılgındırBudaladır o

Buyruk gelmiştir efendilerindenBir aferin almak içinOl makamda kalmak içinKöledir o

Ve böylece dirilen Pir SultanAlınıp tekrar zindana konacaktırMaksatVe ol hikâyat budur

VII. ÖZGÜRLÜĞÜ BİR SELVİ GİBİ DİKMEK İÇİN

GençtilerYa da deli bir rüzgârda gencelmiştilerDudaklarında bağımsızlık türküsüSokaklardan bir kan gibi geçtiler

Kimi on yaşında bebeKimi yaşlı 'Bı zone ğa gısekene'*Liseli, üniversiteli, mektepsizİşçi, öğretmen, mühendisTerzi, berber, işsizTiyatro oyuncusuVe köylü idilerYürüdüler tanyeri al olsun diyeSoğuk putların yerini güneşler alsın diyeYürüdülerAk kağıt üstünden hayata geçirmek içinÖzgürlüğü bir selvi gibi dikmek içinYürüdüler binlercesi bircesineBir barış imecesine

Dudaklarında bağımsızlık türküsüSokaklardan bir kan gibi geçtiler

VIII. İLK KURŞUN

Karakol önündeNeo Gestapo AdamVe özgürlük ormanı göz göze geldiler bir anBirinin gözlerinde kin, ötekilerde inançBağımsızlık marşını okudularSesleri bir ulu koroydu dağlarda yansıyanVe uzun bir süre bekledilerİçerde onlardan biri vardıOnu istedilerBir ölümü paylaşmaya gelmişlerdiBelki de

Cevap ilk kurşunduBir cam gibi parçalandı geceBöylece barış ormanı kurşunla taranacaktırYüreği pek adamların bağrı kanlanacaktırÖyleki beklenen güneş kanlarımızda kızarsınÖzgürlük gülüKanımızla beslenip büyüsün

Kaçan kaçarVaran varırBizim yüreğimiz pek

IX. İNSAN KANI BİTEKTİR

İnsan kanı bitektirTohumdur bir nice yaşamayaŞiire, aşka, öyküye

İnsan kanı bitektirEmzirir toprağı anneceSelviler, çamlar, çimenlerVe yediveren güller bitsin diye

İnsan kanı bitektirÖzüdür güneşin, denizin, yaprağınİnsandır o açar her yerdeUmutta, hüzünde, özgürlükte

Biz geleceğe kan verenlerizOnun için yaşarız gelecekteGestapo adamsız ve putsuzSuyla, otla, böcekle kardeşçe

X. BİR MEHMET KILAN'DI

O, Dersim toprağının büyütmesiBir Mehmet Kılan'dıBıyıkları gibi yüreği kocamandı

Eğilmeye alışamadı nedenseAlçak sesle konuşmaya oGözleri ışıl ışıl sevgiVe zaman zaman öfkeSaçları canlı bir isyandı

Bundandı onun dağlara tutkusuBundandı onun şaraplara tutkusu

Basbariton bir Mehmet Kılan'dıBıyıkları gibi yüreği koskocamandıKurşunlardan da baskınOrdaydı, orda olacaktı, eylem içinde vardıVe nice hileye, zulme, kalleşliğeYumruğunu koyardı

O bir Mehmet Kılan'dıNice kahpe faklarından geçip gelmiştiOrtaya bütün insanlığını koymuştuBütün sevgisini yiğitliğiniAma aldandıBir kin kıvılcımı sarstı onunKıvırcık saçları altındaki başınıÇevresine bir kan gölü yayıldı

XI. VURMA KENDİ ELLERİNE

Kiminin tabanı nasırlıVur Mehmetçik vurKiminin kağıt gibiVur Mehmetçik vurAma aynı yolun yolcularıyızVur Mehmetçik vur

Tezkerene altmış gün var öyle miBiz komünistiz demekKızılbaşız, Pis Kürdüz, n'apalımVur Mehmetçik Vur

Senin de bir köyün var değil miAnan çapacı el işindeNişanlının adı FatmaVur Mehmetçik vur

Saçlarım zaten dökülüyorduBıyıklarım büyür yineBen inançlıyım ağlamamVur Mehmetçik vur

Sen benim elimsin MehmetçikVurma kendi ellerineSen benim gözümsün MehmetçikVurma kendi gözlerine

XII. YÜZLER

Kimi on yaşında bebeKimi yaşlı, 'bı zone ğa qısekene'Liseli, üniversiteli, mektepsizİşçi, öğretmen, mühendisTerzi, berber, işsizTiyatro oyuncusuVe köylü idiler

Betonların üstüne boylu boyunca uzanmıştılarGözlerinde kan gülleriTenleri bir kez daha çelikBir ateş çemberinden geçmiştilerParaları, saatleri, bel kayışları alınmıştıKimi ayakkabısızKiminin gömleği kana bulanmıştıEkmeklerini kardeşçe bölüşmüştüler

Camlardan meraklı gözler süzüyordu onlarıKafese konmuş azgın hayvanlarıGökyüzü yaratıklarını, eşkiyalarıSeyreder gibi...Küfürlerinde alabildiğine cömertVe sanki sevgi denen şeyi hiç bilmemişSeyircilerdi bunlar'Onları düşünmeye alıştırmamışlardı'

Yüzler onurlu ve sakindilerGeçmişe karşı anlayışlıGeleceğe kararlıydılarDaha çok ateş çemberi bekliyordu onlarıBirşeyler bitmemişti dahaAnlıyorlardı

Garnizon nezarethanesinde YüzlerBetonlara boylu boyunca uzanmıştılarEkmeklerini kardeşçe bölüşmüştüler

*bı zone ğa qısekene: kendi diliyle konuşuyordu.

Dost, Ağustos 1970

Şiirde geçen sözlük kelimeleri