Hasan İzzettin Dinamo

Halkım

Türkiyeli'm, türküm, benim garip halkım,Her zaman görmek istedim senimutlular mutlusu,Bu dünya güzeli yurdumdaSıra dağlar gibi felaketlersana kurdukça pusuAğulu dizelerle dolup taştı şarkım.

Ulusun döktüğü gözyaşınınAğusu mermeri deler de geçer.Kanlar geçer damar damar mermerden,O, isterse canlanıp yürür mermer.

Meyhanelerde içen şairlerinElbette, saygıya değer tasaları.Söyle, yalnızlıklarından başka hangi gölgeninAğırlığı altında çatırdar masaları?

Talihsiz sanatçıları memleketiminHalkımın türküsünden uzaktaiçtikçe içerler.Sonra, birkaç münzevi okuyucununölümsüzlüğündeöbür yana göçerler.

Kına beni, arkadaşım kına:Yalnız, şunu bil ki rahattır içim,Ellerim bulaşmadıkça ihanete,Ellerim batmadıkça kana.

Kırk yıl geçtiğim yollarıİncileriyle süsledim gözyaşlarımın,Gelip geçmesi için ulustaşlarımın,Bağışlarım da beni bilmeyerekbıçaklayan insanımı,Bağışlarım bilmeyerek alsa da canımıSuratıma bilerek tükürene beslerim kin.Dikilir durur ortasında tanyerininŞair nöbettedir insanlar uyusunŞiir nöbettedir insanlar uyusun,Bu topsuz, tüfeksiz nöbetçininGölgesinde korkusuz canlar uyusun.

Ne güzel ölümsüzlüğühalkların,halkların.Sonra, onların göğüslerinde yatanMutluluk düşlü şarkıların.

Oturur bir yanda şairlerUzatıp başını sözcüklerin aralığındanSöyler içinin zifir gibi karanlığındanLeyla'yı, Şirin'i güldüren türküler.Halksa, öbür yanda döker gözyaşı,Yatar acıdan ısırırtoprağı, taşı.

Sözcük sultanlarıgönüllerinin harem dairesindeunutur giderlerulusçul kayguyu, telaşı.

Güzel halkım,Senden bir tek alkış beklemedenSalt senin için ağladı durdu kırk yılbinlerce şarkım.

Bitirdim nice dert okulunu,Yalnız, şununla öğünebilirimBirgün işçime ihanet etmedimBirgün ihanet etmedim insana.Bin bir yerinden vurulmuş yüreğimiAh, anlatabilsem bir gün sana.