Kızılırmak
Silâh ve şarkıben bütün karanlıkları bunlarla yendimdoğacak çocuğumun kanında esenemekçi karımın dimdik bakışlarındave çetelerin sipsivri uykusuzluğusilâh ve şark benim bütün şarkılarım iri kuşlardır al ve şafakleyinışıklı nehirler büyütür silâh seslerim tankaranlığındayekinir yürür ormanyekinir yürür toprakyekinir yürür kalabalıklarve der ki kitabın ortayerindebütün ırmakları dünyanınkızılırmaktan geçer vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarımgeçin sıcak ırmakları kuşlarımkızılırmak kızılırmak akın kuşlarım açtım kırkıncı kapıyıgördüm ki atın önünde ettitrer biryerleri zamanınkırdım kırkıncı kapıyıgördüm ki itin önünde otürperip durur hiç olmalardanşakıdı kuşyarıldı nardelirdi ateşve başladı uğul uğul uğuldamağabütün ırmakları dünyanınkızılırmakkızılırmak güneşin ortasında insanlar kımıldaşırve der ki şakıyan kuşyarılan nardeliren ateş:zaman akıyoromuzlarında kalabalık nalkırıklarıylaanasonlu duyarlığında general nargilelerinbir damla kankurusu çok eski savaşlardanbelki silâhların çürümedik biryerlerindebelki pişman bir ağzın acıyarak anlattıklarıaşka benzer bir karışık kıtlık direnciboyunları kafataslı saray kahramanlarıyığınlara vatan diye kalan yoksunluk ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı! yıkık bir ud tiryakiliği antika cumbalardakanaryalarında berberli bezginliği burjuvalığınbir polis burnu belki - dağdaki çarıksızın çarıksızlığıbir büyük vurgun düzeni - belki de bir lavrensvurgunun soygunu nevyork'ta döllediğibir kucak sakal sanmak belki de marks'ıtoprakları denizleri insanları ingilizlemeksilâhlarla beklemek sömürge sofralarınıvaşington ağalarının pilâtin dişlerinetaze bir kan gibisine gerinir güneşlerdesaklar genişliğini şarapçasınaaltun tepsilerde çok büyük ölür yürekçok büyük hıncı kalır mayonezli kirenalarınyanyanabirsofradasanfransisko ve c.i.a.yâni çuval ve mızraknotrdam'ın kargalarının güldüğüsakalları incili hümanizma satıcılarıhalep pazarlarından gecikmiş bir ikindikışlalar öğlesonları asurbanipalbir böcek ölüsünün geceyi kemirdiğitektanrılı çokyataklı ve çok çok acımaklıikindi parklarında köpek ve kıralaltun ve brovningin karanlık egemenliği konuşun soytarılarçalgılar susundaha bitmedi açlarsalınır o eski sularda cüzzam yalnızlığı kirlilikleringözün gözü sömürdüğü topraklarda ayıp ve karaşimdi çoktaaan terekesi o serüven kahramanlığıno bezirgan mutluluk balık tutar şimdi mor kuytulardane de çok özlemişiz gökyüzünü kirşiz sevmeyi kırdım kırkıncı kapıyıkandım o pınarlardanbaşladı ugul uğul uğuldamağabütün ırmakları dünyanınkızılırmakkızılırmakSen ne cömert topraklarsın ey ortadoğusen ne çok soyulansın ve hiç uyanmıyansın akdeniz'de mor bir deniz burjuva gitarlarındakuytuların kuytularda ölüme döllenmesisevişmenin soyutluğu ve çamurluğuduaların çamurluğu ve soyutluğugökyüzüne insanca bakamamakyâni hiçbir şeyyâni utanç ve lavantayâni mumçoktespihli bir ebabil ki uzar çöllerdeuzatır baltazar bayramlarını petrol petroluzatır köleliği âmin âminçeşmelerinden hâlâ şehname akanşahlı seccadelerde acem ve ankamezarlık toprak reformu - kölelerin eşelendiğikeskin bir ingiliz burnu - de ki abadanya da bir şah ve allah ve dolar üçlemesisaat tam onikiye beş kala akdeniz'de mor bir deniz burjuva gitarlarındasoyubitmiş balıkların akvaryum bezginliğibir dilim aybir lokma arap- gölgesini güneşten bile esirgeyen -ve şakkulkamer bedeviliğiyâni utanç ve lavantayâni kirli ve kaçakyâni mumkalçaları, kadın pazarlarının - yok başkakaranlık vatanseverliği kaçakçılığın - yok başkageneral nargilelerin madalya törenlerive şeytan taşlaması petrol kırallarının - yok başkaezik ve utangaçbilgiç ve yozmumyâni demek istiyorum kisadakalı sosyalizm soytarılığıkonuşun soytarılarçalgılar susunbekler güzel yarınlarını bu tutsak topraklarınçetelerin o sipsivri uykusuzluğu akdeniz'de mor bir deniz burjuva gitarlarındaneyin neye düşman olduğu belki de hiç bilinmeyenhergece bir düşük, sam radyosundahersabah bir komik âdembir hacıyatmazve komünistli bir kıralistan yunanistan'da hacının develeri gevişirken ay altında ortadoğu'dapetrol ve çelik kırallarının gölgesinde bir istanbul akşamıbizans ve kirlitürk ve yoksulve mâcunallaha ve devlete ve bilcümle gölgelere dualar eyliyerekbiryanı yangın yıkımbiryanı yoksul yetimbiryanı dökülür pul puldenizaltunve kristal karışımı halinde bir istanbuluyanır köprüaltı uykularında elektıronik müzikli bir hicazkâr udve kızıl çağrısı açlığıno devletli tekliğinin kabuğunda bir hamal Ortadoğulusıla çalgını davatan yoksuluallaha inanır arapçayoksulluk çeker türkçeve denizi sever çocukçaoraları söyler durmadanoralarda yaşar bıkmadanoralarda ölür istanbullardakaktüs kemirenlerinden biri midir brezilya'nınyoksa nil'e tapan ve aç yatan bir fellah mıdırkimbilir belki de rio'lu bir gecekonduluinsan nerde başlar belli değil kiistanbulsuz gibi yaşıyarak istanbul'uvatansızlığını vatan diye güzelim gün ortasındaelektıronik müzikli bir hicazkâr uddeveleşip develeşip dönüşmesi gökdelenlereyanki go hom'lu bir miting alaturkabetonarme balkonlarında emperyalizminve kasıklarında maydarling amerikayâni bütün devrimcilerin konakladığıen çok özlediklerine düşman yaşıyanbir gecikmiş kıral ve özgür kölesürüyerek zincirlerini kaldırımlardaana avrat söverek soluna sosyalistineve bir somun ekmek kaldırımlardave bir garip hamal kaldırımlardave bir vatanölüsü kaldırımlarda Ne bulmak içkilerde intiharlardaneye varmak birşeyleri durmadan çoğaltarakçiçek resimleri çizmek güneşli pencerelereölüleri akreplerle çiyanlarla karıştırarakeski çamaşırları yenilemek dilencilerdebir eski oyuncaktan koca bir gençlik bulup çıkarmak kimbilir biz şimdi nelerin neresindeyizalı neden moru neden kırmızıyı kimbilir neden severiz bir kenti geri almak ve davulbir kenti geri vermek ve davuloynaşmak iskeletlerle altunlarla madalyalarladedeleri gümüşlere altunlara atlara oranlamakbıkıp bıkıp yeniden başlamak sevişmelerekimbilir biz şimdi nelerin neresindeyizalı neden moru neden kırmızıyı neden severiz[kimbilir dal uyur daldasında yorgun dallarıngece büyük büyük anlatır eskimişlerdensu değil toprak değilde ki acımışlıklarde ki altun sözcükleri tükenmişliğinoturur direk direkgötürür pazar pazarne ki yaşamak? umduğum gelsevdiğim gelbeklediğim gelgel benimkuşak kuşakyoluna kurban olduğum Kırmızböceğini tanır mısınız? güneşin kıyısında kırmızböcekleriyizbir, maviye çalar türkülerimizbir, kapkarayakağnı uzaklığını bilir misinizkırmızıbiber ve tuzbilir misinizkarlı karanlıkta yalnızyapayalnızince ince ölmekbilir misinizbugün bulgurun sonuyarına dur bakalımöbürgün allah kerimbilir misiniztoprağın boynu bükükeller umarsızağam sen bilirsinbilir misinizhani derya içre olup da deryayı bilmeyen balıklar gibiyizve işte atombombalarıyla korunur açlığımızişlemeli mendil ve kurşunharmanyeriyiz hey brekarakol kapısıyızimparatorluk kokar sefaletimizsoyula soyula çıplakgüdüle güdüle sürübütün halklar gibiyiz - biraz kuşdilibiraz kahvefalıve biraz da düşhapisâne avlusuyuz hey brecennet kuzularıyızhelallaşır gibi bakarız dostların gözlerineseveriz gülyağınıve bir de aynalarıve bir de aynalarda yiğitlik masallarınısonra azıcık da sakızıazıcık da uçkurhavalarınıbıyık burup gazel çekeriz de tenhalarda menhalardauzatırız boynumuzu elkapılarındasülünler gibi ve işte türkiyeliyizhani derya içre olup da deryayı bilmeyen balıklar gibiyizhamsiyiz karadeniz'deçukurova'da pamukuzunyayla'da buğdayızege'de tütünsınırboylarında gözükara kaçakçılarızistanbul'da kadillaklı karaborsacıve doğu dağlarında koçero'larızeşsiz bir güzellikle çarpılmış gibiuyumuşuz yoksulluğun körmemelerindeçalışkanızfilozofuzdostuzbütün sömürülenler gibi ezikbütün uyananlar gibi kızgın ve doluyuzseslenir yüzyıllar ötesinden pir sultan abdal'ımız'üstü kanköpüklü meşe seliyiz'etekleriz de kodaman soyguncuları ekmek kapılarındagözümüz gibi koruyup kolladığımız devletin silâhınıhey breyoksul - yetime doğrulturuz ve işte türkiyeliyizateşleriz de mandıraları fabrikalarıtopal karıncayı melhemleyip salıveririzbir yaprak düşer bir yanbakış götürür biryerlerimizikan sızar yeşillerden ak mendillereçıkarıp öcümüzü dağbaşlarınaağıtlara ağıtlara dökeriz yüreğimizi saksıda çiçekkıraçta cevizörtülerimizde nakış nakış sabır ve gözyaşı vardır bizim akıyorsak garip çaylar gibi incelerektendokutuyorsak eğer sonbahar gibiçok ağır olduğumuz içindir mandalar gibive balıklar gibi çok kalabalıkseviyorsak silâhı ve yoksulluğususuyorsak kar altında toprakçasınabıçak kemiğe değmediğigüneş ufuktan doğmadığıo tozkoparan fırtınakapımızıkırmadığıiçindir vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarımgeçin sıcak ırmakları kuşlarımkızılırmak kızılırmak akın kuşlarımAnasının karnını tekmelediğinde temmuzkocaman ve çoook akıllı bir balıktı uzaydaproton -1 uydusu sovyetler'inve çelik bir kelebekti mariner-4ensekökünde merih'inşeftali emzikteydi bursa'dapamuk çiçekteçukurova'dave yeşil bir buluttu buğdaykonya'dasivas'tasiverek'te ozan ozanca söylüyordu dünyanın geleceğiniişçi grevceadını bile bilmediğimiz birileri vardı dünyanın bir-[yerlerindeörneğin Singapur'datahran'da belkibelki de kordoba'dakarakas'da mı desem katanga'da mıyoksa roma'da mı ankara'da mıbirileri biryerlerde durmadan yontuyordubarışı mermer mermeröfkeyi demir demirsevgiyi tunç tunçdoyumsuz günler aşkınaölmek birşey değil dostlarhergün ölmek güçaçlıko başka ölümaçlık korkusubeterne atom ne hidrojen ne yangındağları dümdüz etmeğe - dostlaraç çocukların çığlığı yeterproton-1mariner-4güzelakıllıbüyükyıldız kaymaları masallar getirirken gecelerimeyangından kaçar gibi bölük bölüksırtı yorganlı emekçileri cömert ülkemingöçüyorlardı vatan vatanviyana üzerindenadenover almanyasına'allı turnam bizim ile gidersenşeker söyle kaymak söyle bal söyle'söyle ki iyi vursun hınzır vurguncutüyübitmediği soysun tefecieskiden gemilere bindirip bindirip zencileriallı turnam geçersen ırgat pazarlarındanzincirli topraklardan hacizli kapılardanhastane önlerinden geçersen allı turnam insan bazan ölümden de güçlü olabiliyorbirşeylerin gidişinden ve hiç dönmeyişinden sabahları yorumlamak güç değilyoksulluğu yorumlamak güç değilnasılsa bir başka yorumlamak hep aynı sabahlarıesmer ve uzakinmeli antenlerin ardında şaşkınve grevler döverken komprador marka demokrasinin[duvarlarınıyedirip yüreklerini korkularınabir köledüzenin uşağı efendisicebi dolarlısı dasırtı bitlisitekmeler gibi güneşi çocukların gözbebeklerinde'arefe gününde bayram ayında'vurdular emekçilerin kongresinikördülerkaraydılarçiçeksizdilerve gelip bir karanlıktangidiyorlardı bir karanlığa Benim karamsarlığım belki de bir demet gül - sevdiğimiçimin büyük büyük aklığından geliyor belki de karam-[sarlığım kocaman ve çoook akıllı bir balıkken uzaydaproton -1 uydusu sovyetler'inve kondukonacakken luna'lartatlı bir öpücük gibi ay'adilenmek benim ülkemdeişsizlik benim ülkemdeve şeytan taşlamak yasak değildi benim ülkemdebaböf'ü okumak yasakpaspas yapıldı demirinden giyotinindirektuvar bir ölü söz lârus'taoysa bizim buralardakelepçe yapılıyor hâlâpitekantıropüs babanın günahsız baltasından kopmuş toprağından kanayarakkanayaraksaçılmış yollara türkü türküışık nevatan nerdene ki kutsallık! kentlerin varoşlarında sanki kurt sürüleritanrıya filan değilallı morlu ışıklara dönük yüzlerikonuşur elleri ekmek ekmektakırdar çeneleriölüm yakınlokman uzakanlamak yasak değildi benim ülkemdeanlatmak yasakadına grev diyorlardıadına gecekondubir şey dolaşıyordu aramızda seslisolukluyaşıyorduk onu biz - dinine allahına kitabına dekyaşıyorduk yağmurda yaprak gibi her zerremizdeölmek yasak değildi yoluna onunadını koymak yasaktutmuş troya atları subaşlarınımadalyalı seyisleri emperyalizminak taşın üzerinde iki damla kanbiri memetöbürü memet'arayerde bu kan nedirdost dost dost'görmek yasak değildi benim ülkemdegöstermek yasak ben ki uçan kuşu kıskanırdım oyun çağımdanehirleri yağmurları selleri kıskanırdımbuluttan gemilerimle aşardım duymadığım denizleriyıldızlardan yıldızlara kurulu hamağımdamapusâne türküleri söylerdim geceleribir uzak sel sesiydi o kaygan günlerimde ekmek kavgasıdünyamda renkler ve böcek sesleriyle bir öyle cümbüşen hırçın yıldızları en uysal kavaklara işlemek yaprak[yaprakyaralı bir serçenin gözlerinde bir evren ölüp ağlamakve bütün haziranları bir tek gülle açmak hersabah o tedirgin ellerin bakışları hâlâ sofralarımdahâlâ çizik çizik kanar kaygusu o ekmeksiz akşamlarımınyok artık, dost yüzlü ağaçlarım, gurbet kanatlı gemilerim[yokgömüldü gitti kervanlarım o çıtır çıtır ağustos gecelerinde bir dilim güneş koyup bir dilim yoksul sevinceaşk büyütmekgecelerce gecelerce özlemeklerdenbölündüm ayrılıklara parça parçadağıldım yeryüzüne çığlık çığlıkşimdi patron yüzlü sabahlardayımşimdi direk direk direnmek gel benim sevdiceğimgel benim umducağımbeklediğim gelgel de bitsinkuşak kuşakyoluna kurban olduğum binip binip bulutlara ulaştım yıldızlara dakıtalardan kıtalara el sallıyamadımel sallıyamadımturnalar bile geçip gitti türkülerimdenben kaldım buralardaben işte kaldım buralarda ey dostkırmızıkuşlarkırmızıkuşlardiye diye avuttumhırçın çocuklarımıem, emdiye diye ağladıkçaağladıkçamasmavi çocuklarımhep işte böyle insan bazan ölümden de güçlü olabiliyoranaç bir ağaç gibi dinleniyor kaygularım şimdi güneştealdanmak ne kolayne temizne ilkelallahım!kalabalıklarla sevmek güzel günlerine denli güçne denli güçallahım! uzayo masallaranası yıldızlı karanlığımkaranlığım benim!o şafak tarlalarının ekmeğe dönüşmesisarıçiçek vakti ölmek ekinler arasında ve şafakleyinbıldırcınlar ve yıldızlar ve tanyeli eşliğindebirşeyleri bulmak ve varamamakvakur bir ağaç gibi kucaklamak evreni ve şafakleyinalfabetagamave aynştaynyâni biraz daha iflası korkularımızıninsan denilenin karanlık kurtuluşubir ceviz yaprağı denli basit ve ilkelkarışık mı karışık bir ceviz yaprağı gibi nezaman kaldırsam başımı geceleyinne denli çok anlamağa çalışsamgökyüzü bir yapraktı unutulmuşnot defterinden aynştayn'ın ne sanat sanat için şarlatanlığıne savaş için savaşçoktan anlaşıldı hey bekleroğlutaşın taş olmadığıateşin ateşşimdi deprem çizgileri yığınların gözbebeklerindeşimdi yumruk çiçekleri o sömürge ülkeleraşamazken kel dağları kel dağları düşlerde bilegeçtim sesduvarlarını sesduvarlarını düşlerde gibiyedi başlı beyler besledim yüreğimden yedirerekvurdum sonra başlarını beylerin efendilerinyok benim tanrılarla kişilerle hiçbir alışverişimben artık, düzenlerle boğuşan bir gerçek devimöyle bir dünyayım ki ben-hep özlenmiş hiç yaşanmamışinsan ve emekten geçer ekvatorum benimkendim çizerim sabahlarımı-yok benim sabahçıbaşımyok benim lüpçübaşım yok benim hötçübaşımyokyokyok! Elbet bir bildiği var bu haçaturyan'ınbir bildiği vardı elbet erzurumlu hançerbarı'nınarjantin pampalarında uykusuz çetecilerinbenim kurtuluş anıtlarımda mermi yüklü ananınlumumba'nın kanınınkanayan viyetnam'ın .kurşunlu duvarlara doğan günlerinkalabalık acılarınbıçakaçmaz ağızlarınbir bildiği vardı elbetbir bildiği varbir bildiği olacak elbet hiç yalan söylemedi kalın çizgilerle susuşu yoksulluğunhiç yalan söylemedi gözlerde zulümve çıplak uykularında zengin düşleri milyonlarınhiç yalan söylemedi hiç yalan söylemedi bu ozanelbet bir bildiği var bu kaygularınbirikip birikip durmadan biryerlerdeacıların öfkelerin birikip biryerlerdeyekinmesi yatanların ve yürümesiakması küçüklerin ve katılmasıyıkması birşeylerinve yıkılmasıyıkılıp yapılmasıhiç yalan söylemedi bu ozanişte karton kaleleri kapitalizminişte gözün göze düşman olduğuişte elin ele düşmanve işte benimyeryüzünde güller gibi açılan devrimlerim kamboçya'da kalkan kamçışaklar çukurova'da belimde benimistanbul'da verilmeyen hakdurdurur dakota'nın volanlarınıve der ki öpüp kaldırdığım ekmek- beni böyle yerdenyere çalan şey -nevyork'ta bitmişse grevben burda bil ki grev gözcüsüyümdür benim gözlediğimgel benim yürekyağımgel benimkuşak kuşakyoluna kurban olduğumgel! Of ooofff, koca gürültülü devrimsiler yutturmacalarcilalar civeleklikler yalancılıklarkaragünlü saraylı soytarılıklar of!soygunların gölgesinde sosyete adaletibre hitlerkırması kurtköpekleriil duçe döküntüsü yandançarklılarbre arapsaçı sadakalı sosyalistler eh!elif lâm mim vav he yedirekler arası kubbea be ce de ve ye zekadillak marka bir hecindevesaraylardan saraylara aktarılarakeldenele ceptencebe aktarılarak- yürü bre kahpe devran! -kanarmş savaşlarla kıtlıklarla yoksunluklarlabir gözünde nevyorkbir gözünde moskovagevişir tespih tespihdökülür dua duaayışıklı sularındaortadoğu'nunof ooofff, koca gürültülü devrimsiler yutturmacalarallamalar pullamalar törpülemelerkaragünlü saraylı soytarılıklar of! Yorul ey gayrıakma ey su!ey benim yaratan tedirginliğim tutsak yanım dinmeyen[sızım ey!çıkarıp çıkarıp yeniden çıkarmak bu dağı bu doruğayorul ey gayrıakma ey su! durup durup kaygulanmak gibi birşey bu bizim sularla[akıp gitmelerimizsonsuz bir tren penceresinden savrulan güvercinlerizçok buruk çok buruk bir şarap diyorum sıkın bağlarıben hiç ölmediğimi yaşamak istiyorumorman seviyorsam kimbilir dallara düşmanlığımıbayat bir başdönmesi - susmamak diye birşeykantutar beni yoksa - kantutmak diye birşeybırakma beni bırakma beni - çıldırırım diye birşeyoysa düştüm develeri - düşlerimde uçaklar şimdidüşlerde başlayınca devrim - ne anladınız?devrim diye birşey - bir gecekondu tenceresindedemek ki önce devrim - ne anladınız?ve ölmek vazgeçilmez bir alışkanlıksayorul ey gayrıakma ey su! çiçekler bırakınca renklerini biçimleriniresimler sakal salınca yaldızlı albümlerdeeski bir türkü gibi bakışlarından bellibitkilerin sürüp giden yeşillerinden bellikalırız gündengüne yaşlanan sözcüklerdebir akşam saatinde günbatımındagözgöze gelmelerde ve içkiye yenilmelerdebülbüllerin öte öte bitiremediklerikana benzer kan değil kan gibi korkunç ve karanlıkkalırız birşeylerde ve kimbilir tanrımsılardabelki de çocukların hiç bitmeyen oyunlarında ve ölmek vazgeçilmez bir alışkanlıksa gülersin - menekşeler olur sesin - bırakıp gitmekgözlerine bakınca balıklar cıvıldaşmak - bırakıp gitmek bir avuç bulut içmek masmavi güvertelerdeağlamak tekil değil - ne anladınız? - bırakıp gitmekkalırız birşeylerde ve kimbilir tanrımsılarda böcekti karanfildi kemandı bonaparttıanarşistti burjuvaydı polisti kenediydiyoksuldu zengindi kıraldı soytarıydısoğuktu sıcaktı ılımandı ofdeğil işte bu değiltopunun sülâlesini! adamı tutup götürüyorlargeceyi burnundan getiriyorlarbütün kırbaçları bütün kelepçeleri bütün alçaklıklarıadamı vurup öldürüyorlar geceyi bir daha yaşamak kolayadamı bir daha öldürmek zorsiz bu tutanaktan ne anladınızöldürmek diye birşey - ne anladınızsuçsuzdu diyorum - ne anladınızsefaleti yok etmek adamın düşügüzel günler düşünmek işidiyorlar bu kokan balığın başıtevfik fikret diyor devenin başıkime yüklemeli bu iğrenç suçukime yüklemeli bu iğrenç suçukime yüklemeli bu iğrenç suçuBenim karamsarlığım belki de bir demet gül - sevdiğimiçimin büyük büyük aklığından geliyor belki de karam-[sarlığım biz kipetrolü kavuçuğu kahvesi ve kakaosuylave kastro'su zapata'sı amado'suylasıcak ve kıvrak bir şarkı gibi düşünürüzatlantikaşırı bağımsızlığıbiz ki bir vaşington sineği kondurup bir zenci dağakanlı bir çocuk başı buluruz viyetnam'danve bazanöyle bir sızıyla sarsılır ki antenlerimizsivaslı bir bağlamadanafrikalı bir tamtamdandaha ilkel ve yalınkat kalıro ipek öfkesiyle leonid kogan beni ısırdı- bilirim -18'lerdemondros'lardademokrat suratlıydıbilirimbezirgan dişlihâlâ damlıyor kanımviyetnam'da kırılan dişlerindenve hâlâ aç dolaşıyor başkent caddelerindekurtuluş savaşı kahramanlarımçoğunun çoktan söndü ödü ocağıkalmadı çoğundan bir nişan bileişte bundandır ki benimbirtürlü gülemiyorgülemiyorgülemiyor işte türkülerimof ooofffne de çok seviyorum harita okumayı!sakarya sivas erzurummadrid seul havanahepsini hepsini anlıyorumalev alev budistleriyle saygonlinkoln'ün mezartaşı vaşingtonve süzgün gözlü kompradorlarıma kurtuluş istanbulu anlamak hem kolayhem kolay değil ne ölümne aşkne de işsizlikve ne de deniz deniz kabarması yüreğinne içkine çiçekne dostlukve ne de akşam saatleri dişi kentlerininsan bir anda bütün bir evreni birden yaşıyorkan sıçrayınca bağımsızlık bayraklarına Birgün çıkıp geldiler - anlamsız yüzlerini ve gülüşlerini -tüketimartıklarım üretimorganlarını ve eski külotlarını -çikletlerini çukulatalarmı getirip bıraktılar - tiklerini mi-miklerini çiğliklerini - gençkızların düşlerini getirip bırak-tılar - hergün hergün yeniden getirip bıraktılar - iplerinioltalarını konservekutularmı - süttozlarmı soyalarını sa-lemlerini - kısırlıkhaplarmı madalyalarını tasmalarını -bayraklarını bayrakyırtmalarını sövmelerini - anamızabacımıza çocuğumuza - en çok önem verdiğimiz şeyle-rimize - üretimorganlarını ve tüketimartıklarım kullana-rak - tanrının ve isa'nın ve bizimkilerin izniyle - atlarınıseyislerini çombelerini - tıraşlarını ve dişlerini getirip bı-raktılar - hergün hergün yeniden getirip bıraktılar - son-ra güzel güzel anlaşmaları - sonra güzel güzel sözleş-meleri - sonra güzel güzel paylaşmaları - asılmış-ların ve asılacakların izniyle - vedurmadan durmadanbaltazar bayramlarını - sonra güzel güzel savaş uçakla-rını - radarları rampaları atombombalarmı - denizaltı de-nizüstü birşeylerini - bilinçaltı bilinçüstü herşeylerini -piekslerini bitekslerini bitpazarlarını - eroinlerini kokain-lerini getirip bıraktılar - hergün hergün yeniden getiripbıraktılar-ve sonra çekilip gitmediler gemilerineve sonra çekilip gitmediler gemilerineve sonra çekilip gitmediler gemilerineve artık okadar çok şey getirdiler kive artık okadar çok şey getirdiler kive artık okadar çok şey getirdiler kibağımsızlığa yer kalmadı ülkemdeacılar ey acılarişsizlik acısıözgürlük acısıbağımsızlık acısı eyve ey mızmız acılara direnmenin yoksul kahramanlığıey hergün ölümey hergün ölümtoplanınbirleşinbir olunacıların şâhı gibi gelin üstümegelinve bitsin şu iş seninle gelecek - çâre yokseninle bu tatlılık ey büyük acıgök incir nasıl ballanırsa acılardanacı koruk nasıl bulursa balların en sarhoşunuo işte o!gel benim darmadağın direncimgücümemeğimçilem gelgel benim büyük acımgel ve bitir şu işi!kalaylardan mı gelirsin bolivya'lardanrio'nun favelalarmdan mıispanya'dan mı viyetnam'dan mızonguldak kömürlerinden mi gelirsinçukurova'lardan mıyellerle mi gelirsin ateşlerle miuçarak mı koşarak mı yırtınarak mıgel işte gel gayrıgelgelgel de bitir şu işi elbet bir bildiği var bu çocuklarınkolay değil öyle genç ölmekyeşil bir yaprak gibi yüreğikoparıp ateşe atmakpek öyle kolay değilhem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şeyher bahar yeniden yeniden tomurcuklanır dayalnız bir bahar çiçeklenira benim gülüm! elbet bir bildiği var şu benim bilenmiş bıçak gibi[yüzümün yaşamakbir köpek gibi tekmelenerekyaşamaköpülüp okşanıp kaldırılarak ne donkarlosun domuz ahırıne senatör makdoların oda uşağıne de hacıfışfışın kurban etidirdemokrasidemokrasi denilen o haspanın - a benim gülümlordlar kamarasına açılmaz kapısıbeşikteki bebeler bile biliyor bunu artıkbiliyor ve unutmuyorlarinsan kanıyla işlediğinio teksas tipi demokrasinin elbet bir bildiği var şu benim bilenmiş bıçak gibi[yüzümünelbet kolay değil öyle genç ölmek kore bir kan lekesidirakşamlarımızda sızlayanbir kopuk koldur hiroşimauçaklar geçtikçe çırpınanordauzakdoğu'dagencecik yürekler gibi seğrîşir her baharbarış güvercinleri hiroşima çocuklarınınburdabenim ülkemdetitreşip durur yeni barış güvercinleri insan karıştırıyor bazanölmek mi yaşamakyoksa yaşamak mı ölmek bir karanfil takmak yakayabelki de bir orkidebir baloya gitmekgitmemekbir kumar partisi belki deonlarca hep birdir a benim gülümonlarca hep aynı değerdeafrika'da kaplan ve zenci avıylabir atom savaşı ve toptan ölüm çocuklar büyümesinbüyümesintomurcuklar açmasınaçmasınve sularca akmasın o en güzel şeyyaşlılar yaşamasınyaşamasınocaklar tütmesintütmesinve yuvalar, gülüm benimgülmesin gülmesinçapraz iki çizgi ak bulutlaragâvur gözlü kargaları emperyalizminamerikan bitpazarlarında dünya bir genişleyip alabildiğinedaralıyor birden eliçi kadarve dolarmadalyalı bir yular gibi geçmiş boyunlarınane güvercinin göğsündeki gökkuşağını görür gözlerine karakarıncanın güneşe günaydınınıne de sevişir gibi işlemenin güzelliği titretir yüreklerinikongo bir açık bonodurbelçikalı banker brodel'in kasasındave mister gülbenkyan'ın purosundaenfes bir tütündür havanaduymazlar çeliğin mavi kahkahasınıtomurcukta çatlayan gücü görmezler gülümsatarlar bir akşam içkisineo cânım ülkelerinnarçiçeği yarınlarını satarlar gülümmemedi memede vurdurup memedin tarla sınırındamemedin karahaberini satarlar memedin memedineve karagün- hangi karagün? -gelip çatınca davul davulyavruyu memeden koparır gibikoparırlar işleyen elleri işlerindensokarlar ateşten ateşe gülümsoygun düzeninde göbek atarlarne sevinçne kıvançne güvenbize onlardan kalanbir avuç yorgun umutzincirde bir vatanve kanrevan türkülerdir İncecik boyunlu kıraç karpuzudışı yeşil yeşiliçi kırmızıyuvarlana yuvarlana geçer bulutlarmeler yanık yanık bağlı bir kuzunah şuramda koskocaman dağ benimnah şuramda ipincecik bir sızıceylanları ceylan gibi çizmem bençizersem hilâl boyunluçiçekleri çiçek gibi çizmem bençizersem nakış nakışakarım ince ince de olurum nehir nehirkavgaları kavga gibi çizmem bençizersem türkü türküyazmışlar benim için kocaman kitaplaradışı yeşil yeşil deiçi kırmızı neylerim ben kitapları kocaman kitaplarıefendim okusun benim, canım efendimo kuştüyü salonlarda, canım efendimokusun da büyüsün benim efendimokusun da biliversin aklımdan geçenleriben işte hep böyle azgelişmişimyâni ben çünkü evet azgelişmişimevet çünkü hayır fakat ben işte azgelişmişimçokçalışmış azgelişmiş ve işte yoksul düşmüşcephelerde mapuslarda aslanım amankıtlıklarda kıyımlarda kurbanım amanseçimlerde sayımlarda ben varım amankerpiçlerde küllüklerde hayranım amanşenliklerde şölenlerde ben yokum aman ben işte hernedense azgelişmişimçokçalışmış azgelişmiş ve işte yoksul düşmüşdemiri de kömürü de sökerim amanbuğdayı da pirinci de ekerim amançilem budur benim işte çekerim amanevet çünkü hayhay fakat ben işte azgelişmişimyâni ben çünkü evet hayır fakat azgelişmişimölüm kalım kıtlık kıyım ben varım amanbayramlarda seyranlarda ben yokum amansoygunlara vurgunlara hayranım amanvatan millet allah patron kurbanım amankalabalık ve karanlık türküyüm aman benim için demişler ki kocaman kitaplardadışı yeşil yeşil deiçi kırmızıneylerim ben kitapları kocaman kitaplarıefendim okusun benim, cânım efendimokusun da biliversin aklımdan geçenleriokusun da açıversin gözünün şafağınıturnalar çizeyim gurbetlerimeağıtlar düzeyim yiğitlerimekelepçeler vurulsun bileklerimeokusun da büyüsün benim efendimyumuşacık salonlarda cânım efendim ve der ki şakıyan kuşyarılan nardeliren ateşbu ne çapraz gidiş hey bekleroğluuşak matti seyretmez de breht'iefendisi puntila'sı seyrederbu ne çapraz gidiş hey bekleroğluvolga mahkûmları'na mahkûmlar değilaristokrat salonlarda efendiler içlenir damarı pir sultan damarıdamarı robson damarıgelir uğul uğul yeraltı nehirlerindengelir ve bulur yüreğimizidamarı kavga damarıbu ne biçim düzen hey bekleroğluöfkesi sesinden büyüksesi ününden kocaman ruhi su'yuşu benim her dalı bin dert açan çıra-çakmak ülkemdeşu benim yürekleri çıra-çakmak tutuşanlarım değilistanbulsosyetesialkışlar'gelin canlar bir olalımtevekkel tu taalâllah' vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarımgeçin sıcak ırmakları kuşlarımkızılırmak kızılırmak akın kuşlarım Ay doğar bedir bediryel eser ılgıt ılgıtsırıtır sıram sıram elkapılarıelkapıları da kölelik kapılarıkul olur yiğit ay doğar hilâl hilâlgün doğar devrim devrimsırıtır sıram sıram elkapılarıelkapıları da kölelik kapılarıkurtulur yiğit yeşili çin'den gelir bu kahkahanınkırmızısı afrika'lardanve dünya dünya olur diyorum hey bekleroğluyaşamak yaşamakgün gelir biz de görürüz yedi rengini deryalarıngün gelir biz de ölürüz hey bekleroğluyaşamak gibi güzelsüzüp süzüp güneşi bereketlerdençin'den hindistan'dan amerika'dantaze bir kan gibi dolaşırız biz de bu yeryüzünüvatan topraksa eğerormansa nehirse mâdense vatanişçiyse köylüyse aydınsa vatanyâni yapıp yaratmaksa herşeyi yenibaştansevmeyi yenibaştanalkışı yenibaştanbir hesabı vardır bunun sorulurbu hesabı soracaklar bulunurakgün karagünden öcünü alır birgünürker altunlu yiğitliğin senin ey bunak düzenürker bu yağma saltanatıno kanlı karanlıktan kopup gelen bebeğingüneş renkli ilk çığlığındanlenin'ler olur bu çığlık hey bekleroğlumarks'lar mao'lar mevlâna'larmustafa kemaller olur hey bekleroğlugalile'ler gagarin'ler adsız ustalarve sen olursun işte hey bekleroğlukıtlıklardakıranlardakurtuluşlarda uyan ey köşem bucağımkırıkkolum iğriboynum sağırkapım dilsizimvaktidir direnmeninvaktidir şimdikaralasın göbeğinde güzel günkaralasın göbeğinde mutlulukkarataş çatladıçatlıyacak proton -1mariner - 4anamın aksütü gibi biliyorum kiaynı kafadan doğmaaynı ellerden çıkmadırve aynı amaçlarla dönmeseler de uzaydaanamın aksütü gibi biliyorum kibir mariner işçisi de özlemektedir[barışıen az bir proton işçisinin sevdiği[kadarSilâh ve şarkıben bütün karanlıkları bunlarla yendimsesimde benimiki yumruk gibi yanyana dövüşüyorlarspartaküslerle viyetkonglaryüreğimde benimette bıçak gibi yatıyoryarım kalan şarkıları yiğitleriminöfkemde benimçok dallı bir ağaçtır özlemekdoymadan gidenlerimin gözbebeklerinden yürüdüm üstüne üstüne bunca yılgeçtim dikenlitellerini yasakların bir bir tavında demirtavında toprakve tavında yürek gibi kabarıkve alıngandokundum ateşli kabuğuna güzeliniyiningerçeğinsoyundum kötülüklerden çırçıplak dünyanın tepesinde bir avuç hışırkarga kanat çırpsa uykuları karışıryağmalanmış emeklerden gelir soyluluklarıyağmalanmış özgürlüklerdendinleri imanları vurgun kelepirtoprağın memelerialtun ışıltılı kumları kıyılarınemeğin çiçeklerihep onlar içinhep onlar için takvimlerin mutlu günleriiçimizin karanlığısoframızın öksüzlüğühiç gülmemesi yüzlerimizinhep onlar içinadları morgan da osman da filân da olsaisacı da olsalar muhammetçi deiki dallas domuzu gibi benzerler birbirlerinekaragünler için kaldırırlar kadehleriniadanalı bir toprak ağasıyladetroit'li bir otomobil fabrikatörü dünyanın tepesinde bir avuç hışırdinleri imanları vurgun kelepirşarkılarda bile istemezler güzel günlerive bacakları çörçil zaferi çizerken havalarda musolini'ninöter faşizm düdücükleriyanki go hom çaçacamaydarling amerikamaydarling amerika Bir oğlum olacak adı temmuzuykusuzkorkusuzbeter mi beterben beynimi satarak yaşıyorumo benden proleter bir oğlum olacak adı temmuzkarataşın göbeğinde aşkkarataşın göbeğinde barışkarataş çatladıçatlıyacakbende bitmeyen kavgaonda yeniden başlıyacak bir oğlum olacak adı temmuzöfkede benden fırtınasevgide denizne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumunne kutupşafaklarında tanrılaşması ilkelliğimintemmuz gibi sıcak ve bereketlitemmuz gibi uçsuzbucaksızbir oğlum olacak adı temmuzdilinde en güzel sesi türkçeminkulağı en yiğit şarkılarla delikkorkak bir merakla değil yıldızlı karanlığıvivaldi'yi dinler gibi okuyup anlıyacakve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şef-[talisineay'dan kendi sesini dinliyecekvahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyleben ki yalınayak bastım kızgın dişlerine açlığıniri bir çizme gibi balkanlar'a basarken faşizmdağlarda silâh atmayı sevdimben ki silâh taşıdım gizli gizlidünyanın bütün devrimlerineboşuna dönmüyor bu rotatiflerboşuna bağırmıyor bu karaboşuna dinlemiyor bu korku kapımızıanamın aksütü gibi biliyorum kidoyumsuz günlere doğacak temmuzdoyumsuz günler görecekhani şu hep andıkça sızlatan yüreğimizihani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkçabeklediğimiz beklediğimiz beklediğimizve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler[gibi günlerama mutlaka karataşın göbeğinde aşkkarataşın göbeğinde barışkarataş çatladıçatlıyacakben direndim yorulmadımo yorulup yıkılmıyacak vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarımgeçin sıcak ırmakları kuşlarımkızılırmak kızılırmak akın kuşlarımAnkara / Temmuz 1965“mayonezli kirena”: ikinci dünya savaşı günlerinde, bazı ülkelerdeemperyalist ordu komutanlarına tepsi içinde sunulan çocuk ölüsü. “şakkulkamer”: ay’ın yarılması, çatlaması, ay’daki gölgelermuhammed’in mucize gösterip, ay’ı yardığı, çatlattığı biçimindedinsel bir inancın doğmasına yolaçmıştır.