Gülten Akın

Eski Nine

Ölümün ve göçün dokunmadığı tek nesnevar mıdırölüm yok eder göç değiştirirkendisi kalamaz kimsesarp ve suskun ninelerden başkaonlar kimi zaman sırtlarındakimi zaman sımsıkı kucakhala evin bebelerini avutmada

kimse kendi gibi kamamıştıro seven sevilen amcadöner birgün apansız, bırakılan kenteherkesin doğduğu evi haraç mezataçmıştır izinsiz eski sandığıartık başkasının olan evin avlusundatüccarı değildir bilemez nesi kaç parasedef nalın, oyma kutufildişi tahta kehribartarak tokamum bebeği kızın, armağan çıngırak, ilk elbise(naylon girmemişti daha saf hayatımıza)

sonra görülecektirbirinin evinde mor fanussuz lambaötekinde mor fanus (ah yağma)arar lambayı fanus fanusu lambauzağında sahibininkirlenir porselen kırılır sırça

mor ipekten kenarıydı bir kırlentinmoru solmuş ipek ezilme derdindeanılarından utanan çocukyaşlanınca şaşar kendinesözcükler dizerek barışır diliylesöyler, anlaşılır