Gülten Akın

Bağlar

Solmamıştık daha çağla zamanlardısiz ikiniz getirdiniz kücük kızlarbirinizin iri mavi komik bakışlarıöteki sessiz edilgen

mavi, taklidini yapardı dünyanındönülmez yerlerden Ulvi Uraz esintisiabla kabuğum içinesığdıramadığım neşemüzik odasında kaçak dakikalarpencerede diz boyu çayırlaarka bahçe

o günlerden bu günleresiz neyi taşıdınızben neyi taşıdım?

vardı bir şeyler elbetteo zaman da vardıama Afgan şehirlerimasal olmamıştı dahaIraklı çocuklar, anneleri...Irak kül, Irak yıkıntıOrtadoğu yara dünya

Şimdi gündüz sanki yokmuşatlayıp geçiyor gökyüzügeceler düş düş düşyuvarlağın bir yerindedurmadan büyüyen kara lekeLeke haşindir, bakanı incitiryaralar görenikörlüğü yarattı ilkino yüzden medya

o günlerden bu günleresiz neyi taşıdınızben neyi taşıdım?

Ziverbey köşküne bitişik duranbir evdi Istanbulgüllerle çığlıklar arasındakörmüşüm, kördüm ben o zamangüneş dışımızdan geçip gidiyordu

Sıcak yapı soğudu muziyadesiyle soğurağız sımsıkı kapanırgöz artık göz değildir

o günlerden bu günleresiz neyi taşıdınızben neyi taşıdım?

Çölden toz da yağdıüstümüze sonundadenizler çekildi, ırmaklar soldutoprak çürüdü

siz neyi taşıdınızben neyi taşıdım?

yaşlı bir şairin gösterdiği uçlarkilise müziği, siren sesli küçük oğlankır menekşeleri, Halep asmasıkavaklar, zeytinler, rüzgârhindiba toplayan çingene kızıpuhu kuşuağır taşlardan geçirilen suhenüz duruyorken...

bende bir gülten kaldıhangi bağa diksem yabancı