Leylâ Vü Mecnûn 101-200
Kudretün gül-zârına bir sebze Sidrü’l-müntehâHikmetün şem‘ine bir pervâne Cibrîl-i emînSun‘un eyvânında bir kandîldür nüh âsmânSan‘atun dîbâcesinden bir varak rûy-i zemînDergeh-i ta‘zîm ü tekrîmünden âlem kâm-cûyHırmen-i ihsân ü eltâfundan âdem hûşe-çînArsa-i idrâk-i fevz-i re’fetün dârül-emânRişte-i ümmîd-i feyz-i rahmetün hablü’l-metînHâkdan her zerre te’yîdünle bir cism-i latîfÂbdan her katra tevfîkünle bir dürr-i semînOl amîmü’l-feyz mün’imsen ki feyz-i şâmilünRızk taksîminde kılmaz imtiyâz-ı küfr ü dînVâdî-i derkündedür ser-geşte fehm-i tünd-seyrMülk-i tevhîdündedür mahsûr akl-ı dûr-bînİlm-i irfânunda her kim bir yakîn bulmuş velîHîç şek yohdur kim ol idrâki hasr etmez yakînİktizâ-yı hikmetün izhâr-ı kudret kılmağaİhtilâf-ı tab‘ ile ezdâdı etmiş hem-nişînHâdisât-ı ihtilâf-ı devrden görmez halelKime kim ma‘mûre-i hıfzun olur hısn-ı hasînHîç kim cürm ile dergâhundan olmaz nâ-ümîdSenden ister kâm eger rüsvâ vü ger halvet-nişînSensen izhâr eyleyen ma‘şûka âşık şevkiniÂşıkı sensen kılan ma‘şûk şevkiyle hazînNeş’e-i aşkunladur Mecnûn sürûdı sûznâkPertev-i hüsnünledür Leylî cemâli nâzenînPâdişâhâ iktizâ-yı hikmetün tenbîh edüpGerçi havrâ ravza-i tâ‘âta konmışdır rehînTâ‘atun eyler Fuzûlî tâkat oldukça velîHırs ile ne ravza-i Rıdvan diler ne hûr-i ‘înHûr-i ‘în ü ravza-i Rıdvan havâyîlikdürürNefsden geçmişdür ol senden rızâ ister hemînBu vâcibü’l-vücûd isbâtına bürhân-ı kâtı‘dur ve Bekâ-i sâir-i mevcûdâta delîl-i mâni‘dür.Etmek gerek ehl-i feyz ü bînişTahkîk-i vücûd-ı âferînişBilmek gerek anı kim cevâhirNe genc-i nihândan oldı zâhirNe dâiredür bu devr-i eflâkNe zâbıtadur bu merkez-i hâkCisme arazı kim etdi kâimNâra neden oldı nûr lâzımHer hilkate gerçi bir sebep varÂyâ sebebi kim etdi izhârGer kâf ile nûndan oldı âlemÂyâ neden oldı kâf ü nûn hemBî-hûde değül bu kâr-hâneBî-fâide gerdiş-i zemâneHâşâ ki bu turfe nakş-ı garrâNakkâşından ola müberrâHâşâ ki bu bârgâh-ı âliBir dem eyesinden ola hâlîFikr eyle vü gör nedür bu üslûbNe sâni‘edür bu sun‘ mensûbHer zerre-i zâhirün zuhûrıBir özgeye bağludur zarûrîGer gâyete eylesen teemmülZâhir olur anda mazhar-ı külVersen özüne fenâ-yı mutlakİsbât olur ol fenâ ile HakGer var ise ma‘rifet mezâkıFânî sana bes delîl-i bâkîHakkâ ki hemîn vücûd birdürBir zâta vücûd münhasırdurAksidür anun vücûd-i ağyârMa‘nîde yoh i‘tibâr ile varVar olanı halk yoh sanurlarYoh varlığına aldanurlarYohdur bu vücûdun i‘tibârıHak âyînedür cihân gubârıEy akl edeb riâyet eyleBu bilmek ile kifâyet eyleTahkîk-i sıfâta kâni‘ olgılEndîşe-i zâta mâni‘ olgılOl perdeye kimse râh bulmazTahkîk bil anı bilmek olmazGer yetse idi bu sırra idrâkDemezdi Resûl mâ arefnâkHalk oldı bu bahr-ı hayrete garkTâ halkdan ola Hâlika farkHer rişte ki Hak ıyân edüpdürSer-riştesini nihân edüpdürBir kimse eğer olaydı âgâhKim halkı nişe yaradur AllâhMümkin ki irâdetiyle ol hemHalk edebileydi özge âlemVermez çü kemâl-i hikmet-i HakTahkîk-i rümûza râh-ı mutlakFâş oldı ki sırr-ı Hak nihândurÂlemde nişânı bî-nişândurBu izhâr-ı i‘tirâf-ı cehâletdür ve İkrâr-ı isrâf-ı ma‘siyetdürEy hikmete bahmayan nazarsuzAhvâl-i zemâneden habersüzTa‘n etme ki çerh bî-vefâdurDâim işi cevr ile cefâdurŞerh eyle mana ki çerh n’etdiAndan ne cefâ zuhûra yetdiNen var idi kim elünden aldıNe mertebeden aşağa saldıDevrâna getürdi mihr ü mâhıAnc’etdi sipîdi vü siyâhıGeh âteşe zecr-i âb verdiGeh bâda gam-ı türâb verdiŞem‘-i emelün münevver etdiHer ne diledün müyesser etdiKıldı seni hîçden bir âdemEsbâb-ı tena‘‘umun ferâhemÇerhun hod işi senünle böyleSen n’eyledün anun ile söyleHer dem anı bî-vefâ ohursenDönsün deyü min duâ ohursenÇün ol sana kıldı mihr-bânlığYahşılığa eyleme yamanlığEy rûh ki câm-ı cehl edüp nûşHubb-i vatan eyledün ferâmûşKim saldı seni bu teng râhaHandan düşdün bu dâm-gâhaSen terk kılup adem diyârınBuldukda vücûd-ı i‘tibârınKılmışdı senünle hikmetullâhEcnâs-ı havâs u aklı hem-râhTâ âleme geldüğün zamandaBâzâr-ı tereddüd-i cihândaSermâyeleründen edesen sûdOl sûd nedür rızâ-yı ma’bûdHâlâ ki hasâret oldı vâki‘Sermâyelerün tamâm zâyi‘Hayrân ü mükedder ü tehî-destAhvâli harâb ü rütbesi pestDönsen yine geldüğün makâmaKâbil mi düşersen ihtirâmaElbetde zelil ü hâr olursenBu fi‘l ile şerm-sâr olursenEy nefs-perest ü cism-perverOlma gam-ı hırs ile mükedderCehd ile azâb-ı gûr yığmaSa‘y eyle metâ-ı mûr yığmaAlma ele sâgar-ı mey-i nâbKim garka eder seni bu gird-âbOlma nigerân-ı sebze-i bengK’âyîne-i dînüne salur jengDef kimi gögüsde lehv koymaNey kimi hevâ-yı nefse uymaDâmân-ı tarîk-i şer‘ dutgılHer ne ki hilâf-ı şer‘ unutgılTahkîk-i vesîle-i vusûl etTaklîd-i şerîat-i Resûl etBu ser-defter-i enbiyânın evsâfından bir varakdur ve Server-i asfiyânun gül-zâr-ı eltâfından bir tabakdurEy pâdişeh-i serîr-i levlâkMaksûd-ı vücûd-ı hâk ü eflâkOlmış eflâk hâk-i râhunÇekmiş eflâke hâk câhunEy râkım-ı nüsha-i meânîMa’mûre-i ilm-i dîne bânîŞâhenşeh-i mesned-i risâletRessâm-ı kavâid-i adâletEy arş-nevâz ü ferş-perverDefterdâr-ı hisâb-ı mahşerSer-defter-i enbiyâ-yı mürselAnlara hem âhir ü hem evvelEy vâzı‘-ı ıstılâh-ı îmânHakdan sebeb-i nüzûl-i FürkânSensen sultân ü gayr haylünSenden özge senün tufeylünEy halvet-i kudse şem‘-i mahfilCibrîl teredüdine menzilHak emri senünle halka cârîKavlünle ol emrün i‘tibârıEy kıble-nümâ-yı ehl-i tâatGencîne-i gevher-i şefâatTâc-ı ser-i arş hâk-i pâyunŞem‘-i şeb-i Kadr nûr-ı râyunEy vâsıta-i nizâm-ı âlemDîvân-ı Haka vezîr-i a‘zamİrfân-ı sıfât u zâta ârifKeyfiyyet-i kâinâta vâkıfEy zâtun içün beşer vücûdıÂdemde sana melek sücûdıYâsin sadef-i dür-i sıfâtunTâhâ gül-i bûstân-ı zâtunEy mekteb-i dânişe muallimMahrûse-i hükm-i şer‘e hâkimDergâhuna enbiyâ rücûıTa‘zîmüne âsman rükûıTahsin sana ey huceste-fercâmKim vaz‘ kılup tarîk-ı İslâmKeyfiyyet-i hâli rûşen etdünHayr ü şer işin muayyen etdünAhvâl-i evâmir ü nevâhîMa‘lûm etdün bize ke-mâhîSen bildürdün ki kimdür AllâhSensüz kim olurdı andan âgâhGüm-râhları tarîka saldunÜftâdelerün elini aldunFâş oldı nasîhatün cihânaSen koymadun ortada behâneAmmâ bize yohdur ol saâdetKim hıfz-ı tarîkun ola âdetİhmâl ederüz itâatündeTaksîr edâ-yı hidmetündeHer niçe ki hâr ü şerm-sâruzBu cürm ile hem ümîd-vâruzKim feyz-i avâtıf-ı amîmünŞad eyleye gönlin ehl-i bîmün