Güvercinin Ruhu
Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydıUçar ve huzurlu olurdumÇünkü şiddeti ve kavgaları gördümBu dünyada çok acı çektim.
Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyorAllah'ım, senin gücün ve senin huzurun dışındaNereden sığınak bulurum?Eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasamYine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim.Beni kararsızlıkla sarhoş ettinSenin yolların ne kadar gizemliSenin yolların ne kadar gizemli.
Yüreğimin acısını söylüyorumRuhumun yakıcılığını söylüyorumSessizliğimi korurken, kemiklerim ufalıyorÇünkü elinin ağırlığı üzerimde.
Hatırla; hayatım bir soluktan ibaretÇöldeki bir pelikan gibiyimVe bir serçe gibiyim, damda tek başına kalmış.Dökülmüş su gibiyimVe ölüp gitmişler gibiyimVe ölümün gölgesi, gözkapaklarımı kaplıyorBeni bırak, beni bırak; günlerim sadece bir nefes.Beni bırak, yolculuğuma başlamadan önce geri dönüşü olmayan yere,Ebedi karanlıklar ülkesine.
Allah'ım,Güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme.
Hatırla; hayatım bir soluktan ibaretDeğirmenlerin gürültüsüVe o acı dolu aylaraVe çevremi saran neşeli şarkılarVe canlı ışıklar yitip gitti.Ne mutlu, bu zamanda hasat yapanlaraVe elleriyle başakları toplayabilene.
Çölde şarkı söyleyen ruhları dinleyelimÂh edenlerin ve ellerini gökyüzüne açanların şarkısı, diyor ki:
"Eyvah, yaralarım ruhumu hissizleştirdi! "
Âh sen,Beline kadar inen saçların dökülürken,Kırmızı elbiseler giydiğin,Altından mücevherler taktığın zamanları hep unuttun.Gözlerine sürme çekerdinHatırla; kendini boşu boşuna güzelleştirirdin,Çölde yalnız bir şarkı olduğunVe arkadaşların seni terkettiği için.
Zaman akıyor ve öğlenin gölgeleri uzamaya başlıyorVe kuşlarla dolu bir kafes gibi,Hayatımız da iniltiyle dolu.
İçimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığınıHasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzereVe bir kurtuluş bulamadık.Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet içinAma kimse duymuyor bizi.Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz.
Ey sen, sevginin gücüyle taşan nehirBize doğru gelBize doğru gel.