Füruğ Ferruhzad

Dünyasal Şiirler

İşte güneş soğuduve yeryüzü nimetleri yok olduve tepelerde soldu otlarve sonrasığmadı toprağa ölüler.

Ve gece birleşmişti topluluk ve başkaldırıylabir ayna görüntüsü gibi bulanıkbütün renksiz pencerelerdeve yollar bırakmıştı karanlığa doğrultularını.

Gayrı düşünmedi kimse sevdayıgayrı düşünmedi kimse utkuyuve düşündüğü de yoktu kimsenin artık.

Yalnızlığın kovuklarındadoğdu boşlukafyon ve ban-otu kokuyordu kangebe kadınlar başsız çocuklar doğurduve beşikler utanç içinde gömütlere gizlendi.

Karanlık ve buruk zamanlardı.Ekmek yok ettiyalvaçsı tansıkların gücünüaç ve umutsuzcagöçtü peygamberleradanmış topraklardanve yitik kuzularduyamadı artık çoban seslenişlerini.

Devinim, renk ve biçimdönüyordu sanki aynaların gözlerindeyukarı ve aşağı doğruve ışıtan kutsal bir hâleyandı ateşler içindeki bir şemsiye gibikaba soytarıların kafalarıve utanmaz fahişelerin yüzleri etrafında.

Acı ve zehirli buharıylaçekti alkolün bataklığıetkisiz entelektüel yığınınıdibeve iğrenç farelerkemirdi eski dolaplardakialtın yapraklı kitap sayfalarını.

Güneş ölüydü.Ölüydü güneşve yitirmişti anlamını yarın sözcüğüçocuk anlaklarında.Bu tuhaf eski sözcüğü çizdilerdefterlerindeki kara bir mürekkep lekesi gibi.

İnsanlaryığınla başarısız insangeldi gitti bir sürgünden bir sürgüneürkerek, felç içinde ve şaşkıncakendi cesetlerinin çirkin yükü altındave acı yüklü öldürme isteğibüyüyordu ellerinde.

Bazen bir kıvılcımminiminnacık bir kıvılcım bu sessiz ve cansıztopluluğu infilâk ettiriyordu-Atılarak üzerlerinekestilerdi erkekler birbirlerinin boğazınıve ırzına geçtilerdi küçük kızlarınkanlı bir yatakta.

Kendi zalimliklerinde boğuldularve müthiş bir suçluluk duygusufelç etti kör ve miskin ruhlarını.

Törensel idamlardafırlatırken darağacının ipiölünün gözlerini yuvalarındançekilirdi onlar kendi kabuklarınave yaşlı yorgun sinirlerititrerdişehvetle.

Ama bulvarlarda görürdünher zaman bu küçük canileridurmuş bakarkenfıskiyelerin sonsuz devinimlerine.

Belki de hâlâdonmuş derinliklerindekiezilmiş gözleri ardındayaşayan, yarı canlıbir şey varen sonunda inanmak isteyensuyun temiz türküsüne.

Belkiama ne de sonsuz bir boşluk bu.Güneş ölüydüve bilmiyordu kimseyüreklerimizden uçanüzgün güvercinininanç olduğunu.

Ah - tutuklu sessenin umutsuz ihtişâmın aslakazamayacak nefretli gecedenışığa doğru uzanan bir tünelah - seslerin son sesi...

Çeviren: İsmail Aksoy

Temalar