Ferman Karaçam

Bir Leyla Düşü

Kan yürüyor incecik damarlarından yapraklara,sevda sözleri fısıldıyor rüzgar çam fidelerineki onlar har'lanmış gül tomurcukları arasındanderilmiş binbir sırdır sevgililer arasında söylenir sadece.Bir de dağ doruklarından geçen al kanatlı turnalara söylenir.Turnalar ki bazen gurbeti sılaya, bazen sılayı gurbete taşır.Ve bir türkü yollanır ardından turnaların:Allı turnam bizim ele varırsan...ya da Gün vurmuş yar hayaline Doyamadım ben tadına Desem dil incitir demem Kurban olayım adına Şöyle mi söylemeli yoksa; Güllerden taç yapıp başına koysamİçinde birinin yaprağı olsamTaşır'mıydın beni gül yüzlü yarimBir mevsim başında sararıp solsamDerin gök yüzün de asılısın, derin sularına yöneldimDerin sancılar içindeyim.Düşlerde kavrulan Bir mavi akşam Aktı gözlerimden Kan rengi LeylaDuyuyor musun sesimi? Titrek sesimin kırıntıları dökülüyor mu çevrene Sesim bir pervane gibi dönüyor mu etrafında.Elindeki papatya yapraklarının ucunda sararmış incecik.Kıvrımları tutmaya çalış/etrafını dikkatle incele, gözünü aç,vaktine düştüm, aç gözünü Leyla, aç ve bak,nice mahur besteler ekledik şarkılara nice sayfalar tarih kitaplarına.Susuz kalmış bir ceylanın bakışlarında ıslandı yazmalarımızDillerimiz lal Üstümüz lekeliNice kanayan sessizlikler boşalttık okul kapıların da bu ülkenin.Ve şimdi acı'yı şiirin damarlarından yürütüp kıyılarına boşaltacağım İstanbul'unVe şimdi milyonlarca kilotonluk kelimeler patlatacağım Ankara'nın bulvarlarında.Çünkü hücrelerim senin işgalinde,İliklerime kadar sen olmuşum.Çiçek yağmuru bakışından süzülen serabın,bahar kokan sesinle gelen sevincin peşindeyim.Ve bir ömür peşinden geleceğim.Gönlümde ki ateşi sesin soğutuyor,bulutlara yaslanıp ince ince yağıyorsun yüreğime,umut ektin hayatıma, damarlarıma sevgiPompaladın, hayalle tanıştırdın beni.Deniz'i, ay'ı, ay ışığını, şehri, gün'ü,güneş'i tanıttın bana.Yağmuru yaşattın, yağmur olup yağarak bedenime.Kış'ı kış soğukların da ateşler içinde kavrulmayı öğrettin.İlkbaharı, ilkbahar güneşinin altında ayrılık üşümeleri yaşattın bana.Önce zindan dan ışığa, sonra tekrar aydınlıktan zindana attın beni.Topraktan fışkıran bir gül fidesi gibi toprağından doğurdun beniVe sonra bu fideyi ateşlere attın.Halden hale soktun,kaptan kaba doldurup boşalttın beni.Irmaklar gibi başımı taşlara vura vura okyanusuna akıyorum,akıyoruz şimdi.Bir yaprakcık gibi tutunduk kocaman gövdene,tutunduğumuzu sandık, sanmaya devam edeceğiz,Ufalayıp toz zerreleri halinde dallarından atıncaya dek. Bir yağmura tutuldu içimin sonbaharı Hiçbir mevsim bilmiyor kahreden bu hicranı Hep çıldırtan bu ateş yanıyor derinlerde Hiçbir ateş yakmıyor bu ateşi sultanım Bir sağnaktır gözlerin iniyor göklerimden Ve alevden deryalar kaynıyor dört bir yanda Ah dinmiyor İstanbul dinmiyor bu dalgalarSabah olmadan unutuldu yağmurun tadı.Geriye nemli gözleri kaldı Üsküdar sokaklarının.Dağ gibi çöktün Çamlıca'nın omuzlarına.Dağ dağ dağladın İstanbul kıyılarını.Kıyıda ki minik park'ın çiçeklerinde deli rüzgarlar gibi dolaşıyor kokun.Nemli bir soğuk gibi yürek kapılarından giriyorsun. Kapı pervazlarından sızıyorsun İstanbul gecelerinin. Mavi bir sızı gibi, çılgın bir gün hüzmesi gibi, bütün dillerden yükselen ağıt gibi, bütün şarkılarda seslenen nağmeler gibi, kor külçeleri gibi dökülüyorsun İstanbul gecelerine.İstanbul gecelerinde görülen rüyalara sızıyor, uykularını kemiriyorsun genç kızların.Güneşin kalbi insin kalbine Leyla, sus Leyla, serin ol Leyla, Leyla ah Leyla.Vakit gidiyor dönüşü yok bu kervanın en içli türküleri içiyorum zifir gecelerde.Aç kapını ve görşehrayn denizlere düşüyor vaktin vakit gidiyor lal lal'dır ebediyyen oturur bir siyah taş gibi yüreğine koynuna bastırdığın fotoğrafBastır sesini tümseklerin, vahaların, çöllerin.Bastır ve sustur sesini vaktin."Mor kıvılcımlar geçiyor darmadağın gecelerimizden,acı'dan oyalarla etrafını süslediğimiz nice mendiller çürüttük biz bu zifir gecelerde-Leyla.Senin mendillerini ise çatlayan damarlarımıza bastırıyoruz"Biliyorum Leylasözümü bıçak gibi kesecekler,daha senin adını anmadan kül olacağım ben."Adın kurtuluştur, ama ben söylememeliyim,,İşte böyle türküler çağırmalıyım, her renk'ten, her ses'ten her dilden ki,herkes kendi dilince, rengince anlasın.Gülleri çiçeklenir, çiçekleri dillenirdi sen gülünce İstanbulun.Ağladığında sonbahar, güldüğünde ilkbahardı ve kanaryalar kanatlanırdı sesinden. Özlediğinde gurbeti, kızdığında rüzgarı, sevdiğinde sılası, tebessümünde vuslatı, hüznünde bayramı kanatlanırdı İstanbul'un. Her kıyısında, kıyılarının her taşında alevden dalgalar gibi vuruyorsun yüzüme, kabarıp yitiyor gülücüklerin beyaz köpüklerde.

Temalar

Şiirde geçen sözlük kelimeleri