Serüven Düştüğün Bir Salyangozun Başına Gelenler
Bir çocuksu tatlılıkalmış sakin sabahıAğaçlar da geriyortoprağa kollarını.Bir titrek buğuörtüyor ekinleri,ve örümcekler geriyoripekten yollarını,-sarıyor yol izlerigöğün parlak camını-Kavaklı yoldabir pınar durmuş şarkıyaşarkısı otların arasında.Ve patikanın sakinefendisi salyangozsaf ve kendi halindeçevresini süzmede.Değerbilir veyiğit kıldı onudoğallık içindeki bu ilahi sessizlik,unutup dertlerinibir gün babaocağınınistedi görmeksonunu patikanın.Yola revan olur menzile doğruısırganlı, sarmaşıklıbir ormanda.Derken yaşlı mı yaşlıiki dişi kurbağaya rastgelir;hanımlar güneşlenmektedirortalık yerdesıkıntılı, hastalıklı.Şu yeni şarkılar da...diye biri homurdanmakta,bi şeye benzemezler.Boş geç hepsini, deryaralı ve handiyse körleşmişöbür kurbağa doğrulayıp berikini:Ben gençken sanırdım ki,eninde sonunda Tanrıduyacak şarkımızıve eriyecek yüreği.Ya benim görmüş geçirmişliğim,öyle ya bunca yaşadım ben,inancım sarsıldı bir kere,şarkı söylemiyorum nice...Kurbağalar sızlanıpdileniyorlardı bir sadakacıkotları yara yaraburnu havada geçenbir kurbağa gençtenGölgeli orman önündebizim ürkek salyangoz,haykırmak ister, nafile.Kurbağalarsa iki adım ötede...Bu bir kelebek mi?der handiyse kör olanı..İki boynuzcuğu var,diye yanıtlar öbürü.Salyangoz bu.Nerden,a salyangoz, hangi diyardan? Evden geliyorum, amaçabucak dönsem iyi.İşte sana ödlek bir böcek,diye tıslar kör kurbağa.Hiç şarkı söylemez misin sen?Söylemem der salyangoz.Ya dua?Hiç mi hiç öğrenmedim.İnanmaz mısın sonsuz yaşama peki?O da nedir ki? O, en durusuda yaşamaktır hep,yakınında çiçeklenmiş kıyınınve bol yemli bir otlağınBen küçükken, zavallıninem demişti bir gün,ölünce gidermişimen yüksek dallardakien körpe yapraklara.Ne zındıkmış şu ninen de.İşin aslını bizlerden dinle.İnanacaksın doğruluğuna,der kurbağa kızarak.Yolu görmek niye?diye inler salyangoz.Evet inanıyorumvaaz ettiğiniz o sonsuz yaşama...Kurbağalar,pek dalgın, çekilirler,salyangoz da yiter giderormanda ürkek ürkek, Dilenci kurbağalarput gibi kalalalırlar.İçlerinden biri sorar:İnanır mısın sen sonsuz yaşama?Ben...hayır der üzgün üzgünyaralı ve kör kurbağa.Niçin attık ortaya bu lafı, hı,salyangoza inandırmacasına?Çünkü... Ne bileyim, niçin,der kurbağa.Kıvanç doluyumduydukları inançlaseslenirken çocuklarımark içinden tanrı'ya...Geri dönerzavallı salyangoz.Yoldaefil efil bir sessizlikfışkırır kavaklardan.Bir de bakar sokulmaktabir öbek kırmızı karınca.Giderler karışık kuruşuksürükleyerek aralarındaduyargaları kopukbaşka bir karıncayı.Salyangoz haykırır:Karıncalarım, az durun,nedir bu ettiğinizkendi yoldaşınıza?Olanı deyiverin bana,Sen, anlat bakayım, küçük.Ahı gitmiş vahı kalmış karıncabaşlar üzgün üzgün:Yıldızları gördüm ben.Yıldızlar da neymiş? derkarıncalar usulca.Salyangoz da düşünceli,sorar: Ne yıldızları?Evet, der karınca tekrardan,gördüm yıldızları.Tırmandım da en yüksekağaca karanlıktaGördüm binlerce gözüşu kararan dünyamda.Salyangoz sorar;Anladım da, ne yıldızları?Onları söylüyorum, başımızın üstündetaşıdığımız ışıkları.Biz görmeyiz ama,der karıncalar devamla...Bense bir otları görürüm sereserpe,der salyangoz da.Duyargalar sallayıpçağrışır karıncalar:Öldüreceğiz seni,tenbelsin, baştan çıkmışsın sen,görevin çalışmakken, Yıldızları gördüm ben,der yaralı karınca.Salyangoz kestirip atar:Bırakın şunu gitsin,işinize bakın siz.baksanıza şimdidençıktı çıkıyor canı.Derken bir arı geçeryumuşacık havadan.Can çekişen karıncadem alır sonsuz akşamdan.Götürmeğe geliyorbeni bir yıldıza, der.Görünce üldüğünü,kaçışır öbürleri.İçini çeke çekekarmakarışık zihinlealır başını gider salyangoz;dert olmuştur içinesonsuzluk meselesi.Yok, diye sızlanır, bu yoldan nihayetiYıldızlara varılır m'olaburalardan kalkınca.Ne desem, bu yavaşlık belasıengel olur varmama.Boş şimdi düşünmek bunları.Her şey sis içindeydi,ölgün güneş ve bulut.Çağırırdı kliseyeuzak çanlar herkesi.Ve patikanın bilgeefendisi salyangoz,kafası karmakarışık, dinelmişseyrederdi çevreyi.