Fazıl Hüsnü Dağlarca

Sivaslı Karınca

Koca Kizilirmak köpüre köpüreAkiyordu,Bir telgraf diregi dibinde,Zamanlar kadar telassiz ve köpüksüz,Yürüyordu,Sivasli bir karinca.

Karsi kiyidan parlak,Kisniyordu,Atlar doru doru,Atlarin sarkisindan ayrilmis,Yürüyordu,Atlarin mesafesini anlamaz.

Sesi, adimlarinin sesi, memnun ve bahtiyar,Duyuluyordu,Kahraman.Bir açligin ayaklarinca aziz,YürüyorduYeryüzünden.

Rahat gidisinden belli,Biliyordu,Dagi, suyu, otlari, lezzetle.Baska karincalardan kopmus,Yürüyordu,Baska karincalara.

Gayretle, çalismakla, yorulmazlikla,Benziyordu,Afrika'dakine, Çin'dekine, Paris'tekine,Kara topragin alni üstünde, kara,Yürüyordu,Alin yazisindan daha hür.

Yoktu fikirlerden, davalardan haberi,Yürümüyordu,Rüyasi hiç.Bugday tanesi üzre,Yürüyordu,Sivasli bir karinca.