Ergin Günçe

1984 Yazına Güzelleme

Varolmak için mi yaşıyorduk yoksa başka bir amacımız mı vardı?Sordum bunu kim bilir daha kaç yaz deliliğimeBabam atıldı öğretmenliktenAnnem de çok uzun hastalandıGül berberi Salih Divanyolu’nda ustamdıYeşil Hoca tek başına bir tarikattı ve oraya gelirdi fal baktırmayaRamazan yaza rastladıPideli Sebilli ve Salihalı tenha bir İstanbul’daEvimizi bozuk paralarla döndürdümÇünkü Babam kamyonla şarap satmayı başaramadı.

Ablam Dedemleri Edirne’den getirdiTaftadan sarı bir elbisesi ve kurdelası vardıİlk kez tutuklandım Kapalıçarşı’daKaçak don lastiği satarken ve bileğim sicimle bağlandıDokuzundaydım artık ve polise amca dememeye başladımAlemdar karakolunda sabahladıkPiçler, hırsızlar ve biz ev geçindirenlerBen dayak yemedim ama çişim sık geldiÇok uykum geldiği için üzülemedimDördüncü sınıfı Cankurtaran’da okudumAttila elleri üstünde yürürdü ve bir gün öldüMenenjit olduğunu Başöğretmen bize anlattıKardeşim törende güldü ve utandım hâlimizdenŞişman Adalet Hanımın sınıfındaydımGülçin’i ve Tülay’ı anımsarım

Gün Gazetesi ve Marko Paşa, Tramvayda sattımBir akşamüstü az daha kolumu kesiyorduSabahlan 50 simitten 50 kuruş kazanıyordumCam para karşılığı köfte yapıyordukBir konak yandıBunların hiçbirine üzülmem bileAblamlar Edirne’den döndülerBabam yeniden öğretmenliğe alındıAmasya’ya gittik iki denk, dört tahta bavulHaydarpaşa’dan üç gün1948 yazını hep anarım

Herhalde başka bir amacımız vardıYoksa ben niçin o kadar yoksul olayımVe niçin ağlayayım durup dururken

1948 yazını hep güzelledimCivitledim ve naftalinledimDerin sandıklardan çıkarır arada okşarım