Erdem Bayazıt

Boşluklu Yaşamak

Şimdi bütün şehir bir adama yöneldiAdam dedimse senin benim gibi bir adamAma kadın değil bura önemli.

çünkü ben hiç görmedim bir kadının insanlartarafından asıldığını / kafasını ucu ilmekli ipeuzattığını hiç duymadım / aslında görmekten ötebu duymaktan öte.

Dedim ya şimdi bütün kent bir adama yöneldidurmuşlar bir meydanda bekleşiyorlardı /birşeyler anlatıyorlardı / biri vardı iyi ettim deşemsiyemi aldım diyordu / besbelli yağmurdankorkmuştu / öteki öğünüyordu yiyecekleriniunutmadığından ötürü / hele biri vardı bayağıkızıyordu karanlık adamların sarı idamlığı hâlâgetirmediklerine.

Sonra beklenen çağ geldiKalabalık uğuldadı büyüdüDaha çok yöneldiler bir noktayaKaranlık adamların yanında sarı idamlığaiyi bakıyorlardı.

İdamlık bir noktayı geçiyordu belliydiBakıyordu ama görmüyordu. BelliydiEzikti inceydi gölge gibiydiKalabalığa bakıp bağırmıyorduAdımlarını dar atıyordu

bana kalsa buna gitmek demezdim / gitmekistememek de demezdim / biz buna kabullenişdiyemezdik/ biz bunda direniş de aramamalıydık/ bu belki bir bağdı / koparılamayan / müşterek /oluşumuzun içinde.

Adamın kafasında koskoca bir güneş var diyorum benAdamın kafasında sultanahmedin güvercinleriGülhanenin ağaçlarıOturacak yerleri parklarınSonra yedi yıl hücrede beklemek göksüz

Dostoyevskinin göğe açılan penceresi. Yaşama tutkusuAdamın dar adımları bunu anlamalıyız diyorum benAdamın göğe bakmayı unutması bu beni boğacakKalabalık bağırıyor / anlamıyorumCanavar diyorlar / anlamıyorumNiye ağlamıyor bu adam / bağıramıyor

ayaklar boşlukta / üç ayaklı terazi sallanıyor /kalabalık simit yiyor sigara içiyor / siz hiçgördünüz mü mosmor uzun ıslak paçaları korkakidamlığı insanlar gördü / ayaklarına kara kanoturmuş ben çorap sandım diyor biri.

Meydan boşalıyor caddelerde kapkara kalabalıkYüzlerinde sezginin bozgunluğuDemirleri kemiren parmaklar yorgun başıboşGözlere mermer gibi oturmuş korkuAyaklarda boğuk bir telaşKör umursamaz bir sağırlık taşlarda

Üç ayaklı terazi sallanıyor boşlukta.

İstanbul, 1960