Ercüment Uçarı

Boğaziçi

eğik vücuduma abanarak

haçımı kendim taşıyorum

dağ taş demir dolu

sis basıyor

kazaklar balalayka çalıyor

katırtırnağı çiçekleri

sapsarı açılmışlar

az tepelerde

yumuşaklığı yaşamın

güllerle kolladım

bir içine

pembe atıyordu mehtap

labirentlerin aralarından

seslerin sessiz yırtık

ölümlü köşebentlerindeki

anlamlı gölge

nerden geliyor ellerime

sıcak canlı

divan şiiri

sünnet düğünleri

çubukluda

ortada

hokkabazlar gözüktü

açık perdeleri

ziller köçekçe

tefler koyu gürültüler

ud kanun sesleri

koyu sağır ses düzeni

pırpırlı zamandan

cımbızlarla çekilirken

martılar hep üstünde dönen

büyükdere şirket-i hayriye

vapurlar üstlerini kar bastı

saat rakkaslarının defterinden

sürülüp gidiyorken bisikletler

boğaziçi yağmur kokuyor

yine incecik yüzü

umut pardösüsünü çıkardı

ne güzel gece

orfoz var

dalgın durgun kürekleri

nadastan kurtarılmış tarlası

ponponlu alacağım denize

iri terlikleri olacak

üzerleri kadın kokulu

parlak kara noktaları olan