Enver Gökçe

Kirtim Kirt (*)

Can yoktu ki sevdalara düşe,Kurt yoktu ki kızıl kana üşeYoktum ki yol geçeYoktun ki haber ulaşaGül yoktu ki, dal yoktu ki..Ve döne döne ateşDöne döne maddeGökler yarıla dürüleDağlar savrula devrile,Kırıla döküle yıldızSular evrile çevrileDöğüşe döğüşe maddeDeğişe tokuşa madde

Öyle bir vakte erdi ki devranDöne döne esirDöne döne gazDöne döne atomDöne döne maddeDöğüşe çekişe maddeVuruşa vuruşa maddeVe zaman değişe değişeYosun titreşe, yeşilleşeIşık dura değişeÖyle bir vakte erdi ki devranHa dedi kırdı zinciriniİçerdeki adamDemir bağrışa bağrışaZindan çağrışa çağrışaŞöyle buyurdu ki Yusuf

Dört kitaptan daha büyük:"Demek bu hayat,Önce sana bana yükDemek su kiminToprak kiminseMotor, elektrik, ve ışık kiminseDemek sultan odur.Demek insan bölük bölük.Yaşıyorsun ölüyorsun demek.Nasıl yaşıyorsanÖyle düşünüyorsun demekDemek insanEn yüce mertebede hayvandırYeni anladımAlet kullanan ve yapan.Tilki tarlayı masallarda sürer,

Manyetoyu çeviremez tavşan.Devril başımdaki kaderDökül dilimdeki yalanTutuş beynimdeki kibritKirtim kirtKirtim de kirtKirtim de kirtimKirtim kirt"Bir yandan demircilerDemir döğe denge denkBir yandan boyacılarBoya vurur renge renkBir yandaKurtuluş savaşçılarıBir yanda esaret

Bir yanda termonükleer çağBir yanda balistik şirretEvvel maddeAhir fikirDolan göğümdeki havaSalın yanımdaki fakirSalın proleteryaGeber başımdaki bitKirtim kirtKirtim de kirtKirtim de kirtimKirtim kirt

(*) Kirtim kirt: Halı tezgahlarının çalışırken çıkardığı ses.