Mor Rüya Barı
Sesin mektup olsa bir kuş gibi kanatlanır, dolaşır yeryüzünüVe içindeki keder mavileşir sen elmayı ısırdığın zamanSen turnalara baktığın zaman iklimler aşkla yer değiştirirSen üzgün evlerden güneş bakışımlı bahçeler yaparsınAkan sularsın ağaçları şımartan, kalbisin çılgın sokakların
Ellerinde lirik telaş, ellerin gökkuşağı olmalı renkleri üzmeyenEllerin karanlığın penceresini kapatan bir kalp gözü sabahıEllerin aşk kurabiyeleri yapan mükemmel bir pasta ustasıAh, biliyorum yaz okulu olmalı parmaklarındaki gülümsemeÇocuklar sevinsin diye parmakların dans ediyor renklerle
Ve şarkılar hatıra biriktiriyor, benim yerime de bak deniz oradaDeniz ve balıklar armağandır bizlere, roka ve rakı da öyleSevdiklerimiz de özler bizi ve inan ki ölmüyor hiçbir şeyAşk istasyonunda ne kadar çok bekleyen varmış kendisiniMor rüya barına gidelim, iki şiir parlatalım ve doya doya içelim
Ah, İstanbul'un gözleri senin gözlerine nasıl da benziyor ışıltılıGözlerin arkadaş ve sevgili, gözlerin gurbet gibi bakıyorGözlerin susmanın bulutlarını taşıyor ve masum yazlarSen incecik bir yağmur olmalısın ovaların kalbine iyi gelenKüsmesin gözlerindeki martı, gözlerini al da gel adalara kaçalım
Lekesiz hevesler sahilinde rüzgâr olmalısın boşluğu kenara çekİçimden geçen arsız kelimeler ıslık çalıyor duyuyor musun?Biliyor musun nasıl da kıskanıyorum yenilmiş öteki yanımıBağışlar mısın şu geveze kalbimi, aklım hep şiirin diline düşüyorAnlıyor musun herkese şiir yazılmıyor, üşüyor seyyah renkler
Erkenden uyanıyorsun sulardan önce, renkler kilit tutmuyorRenklerin çocukluğu şen şakrak, renklerin kayığına binelimYalayalım renklerin, tuvalin, kâğıdın, boyanın kokusunuBir aşk kamaşması olsun hayat, sadece hayatın peşinden gidelimYırtılmasın daldaki mahcup gül, yırtılmasın kelimelerin saflığı
Rüyanın renkleriyle de yıkanır gövdenin güzden kalma akşamlarıKırlara inilir, bayırlara çıkılır, dumanı tüter yolcu olmuş ruhlarımızınYalnız ruhlar resitaline iki bilet aldım, ne kadar da kalabalıkmış salonHepimiz aşkın elinde oyuncak olmuşuz, kaybolmuşuz ıssız parklardaGüngörmüş sokaklardan geçiyoruz, su gibi kardeşliğin yaz gecelerinden
Tanrının kalbine tırman, çok çalışsın ellerindeki ışık, şiirin ışığına tutunŞehrin göğünü kucaklasın ellerin, çok olsun yüreği yufka dostlarınKediler gibi mırıldan renklerin duasını ve gölgeni de götür her yereDüşlerini de götür, düşlerimizden daha büyük değiliz hiç birimizKomşun olsun kelimeler, kelimeler hiç bitmez hatırlamak için kendimizi
Eşyaların sessizliğine dokun, çünkü onların kalbi var, bakılmazlarsa ağlarKayıp bir eşya gibi durmayalım evlerin unutulan tozlu yerlerindeBaşkasına sığınmak ceza, kendimize sokulmak iyi olmanın şarkısıKasvet ve kahır o yaşlı trene binsin de gitsin, hakikat çiçeği el sallasınSahici bir vefanın alkışlarıyla ısınsın ellerimiz, gül koksun ellerimiz
Nefes olmanın bereketiyle gönlünü alsak şu yarası derin dünyanınArkadaşım gurbete sürgün olmuş, zalim anılar boşanıyor boğazındanArkadaşım şiir olmuş, evlerden tuvallere, sokaklara kaçan solgun bir şiirŞehirlerden, ülkelere uçan tek başına kalabalık bir resim meleği olmuşBelki de bundandır fiyakalı bir aşkın dumanlı renklere doğru yelken açtığı
“Suyun Rüyası” adlı kitabından