Kurbati
Gece lambası kırmızı bir kadın yapıyor beniOysa limon ağaçları bahçede küçük sarı güneşler taşıyor.Dokunsam bile onlara yanmam. Ne tuhaf!Bir oyuncak ayım vardı, ismi Işıldak.Bir kızkardeşim vardı saçları simsiyahNe tuhaf böyle hatırladıkça herşeyi,Ağrı Dağında saçlarımı karla yıkamak.Kırmızı bir mum olsam yakışırdım şamdanımaOysa çok üşüyor ellerim bu akşam...
Martılardan duygulanmadım hiç, ne tuhaf!Ben belki denizden bile eski biriyim.Başka isimler bulmak isterdim martılaraKirloş mesela kirloş desem artık onlara.Kasapların perdeleri boncuktanEt. Kan. Ve o boncuklu şıkırtılarNe tezatlı bir şey, ne tuhafNe tuhaf acıyla hiç konuşmamak.
Gece lambası kırmızı bir kadın yapıyor beniHerşey şimdi itiraf edilmeli:Kocam bir çingeneydi.Eşiniz bir çingene mi hanfendi? diye sorarlardı.Hayır efendim derdim, hayır eşim bir sanatkardır.Eski yırtık gecelikler, eski yırtık çarşaflarEski, yırtık bir sızıyla sevişirdik.Herşey şimdi itiraf edilmeli:
Bir picaması bile yoktu benim kocamın baylar.İnsan çingeneyse, yani ruhu çizgiliyseİnsan acıyla yalnızca sevişebilir baylar!Soruyorlar. Soruyorlar:"Ellerin neden titriyor sevgilim"Bilmiyorlar doğmadan öldürdüğümü üç-beş çingeneyi.Üç-beş dünya kaldı artık aramda dünyaylaArtık açıklayamam bir türlü.Ne tuhaf geçmişim kırmızı bir kadın yapıyor beni.Herşey şimdi itiraf...
Bulurlar sabaha siyah, çirkin bir balık olarakAçıklayamazlar artık beni bin türlü.Bilmeyecekler, bilmeyecekler bir çingeneninİsmini vererek kendime öldüğümü.İsmim...İsmim...İsmim Kurbati.
Aralık '97Ludingirra 5, Bahar 1998