Çiğdem Sezer

Meleklerin Unuttuğu

kışın soğuk dudaklarıyla öptüğü geceörtsün üstümüzü. kargibi geçsin içimizden hayatsuyun diliyle sevelim birbirimiziağacın dala söylediğiyle. şehirrüzgâra tutulmuş şemsiye“denize bakan evler gibiyim seninle” dediğim bir adam vardıdenize açıldı. ben ondan açıldım. bu mercan adalarıboynumdaki bu beyaz halka ondan…o beni ilk halimle öyle heveskârsu gibi taştan taşa öyletozumu toprağımı sile süpürebildim aşk tekinsizdir. o sustu dağların gösterdiğiylebir ayaklanma gibi sevişirdive içinden geçtiği her kelimebana dünyayı gösterdin diyen bir adam vardıbir güzelliğe açıldı. bu ışıklı sabah bu durmadan öten serçeve bu yangın yeri dumanı tüte tüteöyle amansız bir gitmekiçimizden kalmaları geçire geçire

bu bahçeden geçilmez iki gözüm sevdiğimdiyen bir adam vardı. ben o bahçedengeçtimdi ellerim ayaklarımbir zorunluluğu sürükleye sürükleyedinledim ağacı toprağı ve çimeniansızın kar…ve kışın soğuk dudaklarıylatoplayıp kaldırdığım kışlıkların arasındaunutulmuş bir yaz gömleği gibi parıldayan ayçatımızdır bulutlar diyen bir adam vardı. bulutlara götürdü benive bıraktı baş aşağı hazırdım düşmeyekendimden ve birikmiş her şeydenne varsa ağırlık yapan boşaltılmış bir ev gibikırık dökük eşyalar arasındandöne döne … meleklerin unuttuğu bir günedüştüm… düşmeksöyledikçe can yakan bir şarkıyıhiç durmadan içinden geçirmek demektiburaya melekler hiç uğramadıburaya melekler hiç uğramadı