İt Dalaşı
kalbinle giriştiğin bir haksız mücadele bukendi yüzüne attığın pençedir aşkın mührütut ki yaralısın, iyileşmeyecek kadar, çaresizuzaktaki kar tanelerine tutunmak için yarışır mı serçelerözlemenin imkansızlık olduğunu bile bile
durmadan meşgul çalan bir telefonun ucundasınbileklerin yanlış ibreye ayarlı: tam 12′ den vuruldun!hedef tahtasının bile ‘artık yeter’ dediği andırkursağında suskunluk, senin o soylu suskunluğun,kimbilir hangi kayıp haritayı çıldırtır…
çarpışmayan hiçbir tanrı kalmadı bu hikayedeyaşadığımız ‘atlatma haber’e sıradan bir başlık uyduracak kadar cakalıyızdarmadağın ayak izlerime bakıp da nasıl biteceğini hesaplama bu yolunkalbimle it dalaşındayız, hiçbir atlas kucak açmıyor içimdeki ülkeyeölüme yıllardır küs olmasam bir akrebe sevda büyüteceğim
içimden geçen her şeyin günlüğü tutuldurahat olabilirsiniz, size de yer var bu oyundataburu yanlış patikaya süren acemi bir rütbeliydimhepimiz o coğrafyanın ortasında kayboldukşimdi falcıların önünde tek sıra hizadayızbizim için açılıyor sinek, papaz, kız,aşk, ayrılık, unutma mecburiyeti,semalar üstü inatlaştığımız tanrı…
durulduk sonunda, morfine uğramış zır deli kadar özgürüzbiletimiz kesildi, cehenneme kadar bütün yollar açıkvarsa sıratın üstünde de sürüp gider bu it dalaşıbir ağızdan çekilen yuhlara da katlanırızkıyamete ne kaldı aşk bittikten sonra?
ömür mü?yük kervanıdır, geçtiği her adımda biraz daha derinleşir izgökyüzüne darılıp kalır anılara yetişemeyen o evcil akbaba