Charles Bukowski

Güneş Merhamet Buyuruyor

ve güneş merhamet buyuruyorama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali,boydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetlerkurbağa gibi zıplar füzeler,çocuklar haritalarını çıkarıriğnedenliğe çevirir ayı,eski çürük peynir,orda hayat yokama dünyada fazlasıyla;yıkanmamış Hintli çocuklarımızbacak bacak üstüne atıp flüt çalarak,göbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken,açlık kokan havada yılanlarınşuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek;füzeler zıplar,avcıları ve sürüyü geride bırakırkenyabani tavşanlar gibi zıplargünü geçmiş kurşunların yerine;Çinliler hala yeşim işlerler,sessizce açlıklarına pirinç tıkarak,bir açlık ki bin yaşında,ateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri,istemsiz beklemenin sürüklenendirekleri iter mavnalarıyüzen evleri;Türkiye'de kilimlerinin üstündekıbleye dönüpsigara içerek gülenve parmaklarını gözlerine sokup kör edenmor bir tanrıya dua okurlar,tanrılar böyle işte, yaparlar;ama füzeler hazırlar: her nedensedeğersizdir artık barış,küçük bir göldeki nilüfer yaprağımisali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek;kırmızı yeşil ve sarılarına batırıpresim yapar ressamlar,şairler uyaklara döker yalnızlıklarını,müzisyenler her zamanki gibi açtırve romancılar kaçırır meselenin özünü,ama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz;pelikanlar dalıp dalıp yükselirşok geçiren yarı ölü radyoaktif balıklarıgagalarında sallayarak;evet, gerçekten desümükle yıkar kayaları sular;ve Wall Street'teanahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa;ah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyletekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine,ya da şanslıysak eğer,katalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek,maden çukurunun içindekırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinderesim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek;çatırdayarak girer şimşekpencereden içeri ve bir milyon odadaaşıklar yatar kenetlenmiş, yitikve barış gibi hastalıklı;kırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzüressamlar için -ve aşıklar için,her daim açtıkları gibi açar çiçekleraçar ama üzerlerindefüze yakıtlarının ve mantarların,zehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü,bulantılı bir zaman -perde,III.sahne, sadece ayakta yer var,SATILDI, SATILDI, SATILDI yine,tanrı tarafından, birileri ya da birşeyler,füzeler generaller ve liderler tarafından,şairler doktorlar komedyenlersabun ve bisküi üreticilerive iki yüzlü seyyar satıcılar tarafındankendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı;şimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiştarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz,safra, yanardağ taşı, sığ sulardabir-üç balık, kaynağımızınve gözlerimizin yergisi...daha önce hiç olmuş muydu bu?kendini kuyruğundan yakalayanbir daire mi tarih,bir rüya, bir kabus mu,bir generalin hayali, bir başkanın,bir diktatörün hayali mi yoksa...uyanamaz mıyız?yoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden?uyanamaz mıyız? sevgili dostlar,uykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?

Temalar