Cevat Çapan

Yalıoba Günlüğü

Bir bir çatlıyordu kılcal damarlar.“mutluluktandır.” dedin.Yeşil bir koku yayılıyordu havayabiçilen otlardan.Bilinmez bir yönden esiyordu meltembir düşten uyanmadan,bana senden haber getirircesine.Acemi gözlerle baktım eskimiş dünyaya:sabahın ovada dağılan sisini gördüm,sendin uzaklaşıp giden dağlardan dağlara.

*****“Güzel ” anlamını yitirdi diyordu dervişakşamın geceye dönüştüğü bu saatlerde.Ey dünya, koca dünya, uçsuz bucaksız çöl,oysa kendini alışmış sanırdın sen gülünedikenine…Şimdi yürürken Karasu boyuncadaha Murat’ karışıp Fırat olmadan,atının yedeğinde, aklında bilmediğinuzaklar ve daha kavuşmadığın gece.

*********Çıkar dağlara uzakları getirirdin bize kekiklerlesabahları denizi sererdin önümüze olancamaviliğiyle,karşıda ıssız bir adanın çakıllı koyuna sığınankorsanlar, geceleri lacivert sularda yansıyanateşler yakarlardı, sessizce beklerdik biz.Kayaların ucunda yaşlı bir kadın, siyahlar içinde,dip sulardaki yosunlara bakarakbir zamanlar deniz kızlarından öğrendiğişarkılar mırıldanırdı kendi kendine.

*******Lambanın titreyen ışığında seyrederdim senikış için bana eldiven örerken,Uyuya kalırdım elimde mavi kalemboyarken harita defterimdeki denizleri.Göller yeşil olmalı diye sayıklardım düşümde,kamışlar sarı,ve bembeyaz durgun suda yüzen nilüferler.

******Bir şarkı söylerdim içimdenseven herkesin bildiği,geleceklerin gelmediğibir ağustos sonu.

Uzak bir yel değirmenindebizimle vedalaşırken yaz.

****Bir zeytin ağacının gölgesinde,Ağustosböceğinin sesinde,nasıl canlanıyor şimdizamanın göz kırpan ışıltısındao deniz feneri gülümseyişin.