Ölüm ve Oğlum
Ölüm ve OğlumNe yaman çiğköfteymiş ki bu ölümŞalgam suları iniyor şakaklarımdanben hala susuyorumGözlerimle taşlarcasına bir kör kuyuyu...Nerde kaldı bire saka kuşuSu gibi bildiğin o su kasidesi?Ve dudaklarımı sevsinlerbir barut bulutuyla sankiortadan biçilmiş bir güneşAynı çığlığı mı ezberleyecek dersinakşamcılar akşama tövbe edinceye dek
Düzayaktı Attar A'met Efendiden Kartal Baba TekkesineBu seferki yolum iseardımdan gelen kolunölüsıra yürüyenkilden, kirloz bir bayrakepiy de yokuş üstelikve giderayakSırtına vurmuş yadaburuşuk bir şipka biberiniMeyvahoşa koşturuyormork çizmeleriyle bir kırkayakNasıl koşturduysa tulumbacılar eskidenyeşil karga tulumbalarını yangınaYandım diye böğürmüşümBöğrüm yiyince böğrümdeno çiğköfteyiYANDIM
Öylebi kuşaktık ki biz oğlumyine de sen ölüyorsunboynuna sarılınca benVe o domuz var ya İncildekicümle günahı yüklenipuçuruma atlayan domuzBiz öyle bilem olamıyoruz...Meşksiz aşklarla senlerinbaşına tacettiğimizo güzelim elmayıUtanmadan o ulusalakbabamıza sunuyoruzkellerinizle birlikteBu gidişle korkarımbi tek ses kalacak bizdentıkırtısı fareninKendi tahta kuyruğunu kemiren
Cama vurulmuş güneş kırıldıNar daneleri döküldü suyaYandım diye böğürüyorumAma bu kırkayak oynundaÖyle yakın ki ölümle oğlumUyak oluvermişler adetaBen ne demeye halaSözümona bir inci gibiAcının yanardağ bardağındaKendi kendime eriyim?Oysa bu dünya denen ağacınTürkiye denen çatağındaÖyle bir oğul var ki oğulÖlüme değil, ölümeYaşanmaya bi ölüm bal
Cama vurulmuş güneş kırıldıNar daneleri döküldü suyaGayrı adam oldu diye babamOğlum beni sevse ya