Ve Çocuğun Uyanışı Böyle Başlamış
Gül kokuları çocukların kaburga kırıklarından geliyorAcıyı ve insanlığı çocuklarBöyle dayanılmaz kıldılar ve yeni sularıOnların bilgileri getirdiElleri önlerinde bağlı-duruşlarıOmuzlarından göğüslerine doğru kıvrık ve yumuluYaşarlar ebedi göz ve ölümsüzlük aşısı yapan kitabıKi şimendiferNasıl peşinden koşturursa katarları yolcu kutularınıOralarda civardaBöcekler sürüngenler bulunan kırdaDönen çember- toprakla çalkalanan çocukların önündeBir dev gezinirŞimşek düşer
*Ve balık yumurtalarıKi onları balıklarSuyun gencine bırakırlarVe suları da gezer ölümÇelikağ yok eder insan eliyle uzanarakHem balığı hem yumurtayıHem yumurtadaki balığıHem balıktaki yumurtayı.
Toprağa dikili göz neler bulmazİstese dağlar mı bulmazSonsuz gebelik ölümü suçiçeği gibi döken hayatSuları ve karaları uluyor birbirineErkekler kadınla donlarının altında harp cep kitaplarıDudaklarında verem çiçekleri uzaktanYakından aynı ve ayrı uluslardan*Genç bir adamdımTren uğurlardım
Eski ve yeni efendileriTaç giyen şehzadenin karpuz gibiYa da gemilere açılan çelik bir köprü gibiSerin kırmızı ve sıcağını bırakarakİkiye bölüneceği haberiniBüyük olayları hava limanlarında zonklayanTrenlerle ben yolladım
Parklarım vardı akşamlarıKapatırdımSaati vurunca trenlerin beklenip gelmeyenlerin
Bıldırcın tüneli ve bir açık bir örtülü trenAkşamsa hemenKorkardım-bir kızeline tutunarakKarşı komadan sarışın-onu dökülmüş yapraklara yayarakÇıkarırdım yanağından ürkek şapkalıVe çantalı adamıYaklaşırdı ve sorardı-Oralı mısınız oralıyım-alın ve okuyun incil ve yohannaya göre-misyoner misin değilim-O hah ha-Değilim ve okuyun yohannaya göreİnsana olan sevgim-bodurluğuna kurnazlığınaBirden bilerekİstasyon bir boşlukÇünkü bir yok bir varTrenler çehreler*Üçüncü hat koş üçüncü hatKatlan elele katlandık ey Anna taş içinde heykelimYonttum yonttum taş bitti sen çıkmadınYanıldım avrupalanmakla çün bizdeKadını kelimeyle kurarlar saklarlar örtülerleDerken katar üstümüzdeki katardan çoğaldıSen burgu oldun içimin dağlarına tünele girdinStrasburg akşamın karnındaUslu çocuk olarak beklediBianka boğazlanan boğanın önünde kaldıİstersek durduruldu diyelimÇünkü halklar vardıGüvercin halkıMeydanGöz halkıİnce doğranmış fransız halkıEy anna sen kalkan balığıKafa vurmayan fakat gövde vuranAğzın karnından biraz yukardaKarnında bir anne yeni kız doğuruyor işaretleriKan gidişmeleriAçık göğün önünde açık meydan halklarıBianka kıvılcımUcu kendine kıvrılmış kılınç
Öpüşümüz gizli olmalıÖpebilirsek uzanıp kaderlerimizden öpmeliSıcak gözyaşı ve şikayetleAğzı konuşmaz kılanAğzımızdaDilimizi şişiren ayrılık bademi*Senin elin söylerAvucunun toprağa değip donan çizgileriAnlatırİstasyon çayevini dolduran gebeyiDumanlı ve biraz her şey kokan gebeyiAşkınŞişen bir yara gibi gelişipİçimizden iki yolcu gibi gideceğini
Venedik birdenbire kavrulduNedensiz ve niçinÇün korkunçVe savaşla gidiyorsunAma ancak senVurulduktan sonra ve kurşunBenden ayrıldıVe gittinVe dağ çöktü*Artık dayanamamYabancı isimlerin isim ebelerinin içindenYabancının ter kokusunun içindenYabancının buyruğuyla geçmeye
Ey toprağım kalkamadığımÜs kimin üssüKime ait minare
Ey sen karşımda paylaşılanAlna dudağa ve kalbe ayrılanSen aşkım sabah doğrulunca bağırdımGeceleri sancınla kıvrandığım
Karanlığı itiyorum yine gelirSabahı seviyorum özlüyorumSeni aydınlığa getirip anlıyorumDaha sonra ışıksızlıkta anlamsızVe sancım varİnceden ve derinden gözlüyorumÇılgınlık ve inceliyorumKilom elli beş boy bir yetmiş üçSen kendime etiplikle eklediğimKanı benden canı ciğerimden alırdınAydınlıktınHep onarırdım eskiyenlerini güneşle
Ay gece görününce açar aylığınıKurbanlar ve senin büyüklüğün dağınıklığınÇünkü her bölgeni başka bir şehirde yaşadım
Küskünlüğünü aşk öncesi şehirdeEtinin lekelerini doğduğum şehirdeKorkularını ve yüksek korkmalarımlaIrmağı kapayan boydan boyaSuyu toprağa ilave eden şehirdeGidişini özel olarakKalbimin bağışlandığı şehirde- en önceAyrılık vardı hep
Ay gece olunca pay eder ayrılığıEy güzelce yakalandığımMutlulukla sunulanBize bahşedilen armağan kılınanAyrılık sen kiAşkın ve sanatınDurmadan doğumlar getiren anasıHep orada gebe karınların dibinde içindeDoğuma en yakıDoğmadan gibi ve aralıksız doğarak*Böyleydi kuruluş yapı ve bizim ustalığımız*Fakat senHep karşımda kalanAğzı ağzımdan alınanPaylaşılmakta olan*Biz dördüncü Muratın kılıcının sivri ucunu tutuyoruzKeskin yanında karılarımız ve çocuklarıylaHızla akan bir vatan tuttularAşkın ve birlikteliğin çatısını orda kurdular
Karılarımız her asrın insan güzelleriİmkan bekçileriAğır arabalarla taşınan sancılarımızAğır tabanlarımızEtten değil gibi az yiyen gövdemizToprağın ürününe avuç açan karşı koyanYeri var olmayan bir lisanla bağlayanSıcağa ve nalın kıvılcımına gerçek isimler koyan
Irmak ve ırmağı süren yolBiri uzağında kaldığımızÖteki içine daldığımız
Buzul uzaksa ve beraberlik ateşi kucaklamışsaSabaha çıkmamız kolayGüneşi bir mızrak boyu yükseltmemizYabanı kolundan tutup germemizAlnına bir mıhSırtına bir yafta ekleyip göndermemizYekin seslerindeki yanlışlığı düzeltipBüyük doğrulamanın aklına geçmemizYavuz boğalara benzeyecekVe sancı değiştiren hayvanlara
Küçük kahraman öğütlerle büyük esereBir mısramızdan girerBir çocuk avlusunda salıncaktaki çocuklarınAnneleri ablaları sahilde çay içen evden konuşanGelecekle haberli yemiş tutan elleriŞimdi salıncakta aynı andaBir fotoğrafta gibiHer geçen anı bir fotoğraf olan çocuklarınAltlarındaki toprağaÖğütlerle büyük eser okları işaretleriDüştükleri taşlara dizlerini kanatmak içinBiz açıyoruzEkonomik iktisat risaleleri
Her şey benzinle aşk ve ilkbahar bileBarut ateşle harmanlandıKılıç nasıl deldi geçti ve çekildiVe nasıl kan göstermedi etTanrı adıyla renk değiştiren mavileşen ateşeÖrtü yayıp otururlar ateşten ateş ve yanmazlarGüvercin teslimiyeti içindeBakın istiyorsak
Nasıl yıllarla sürüyor bir saliseSabah bulantıları birlikte yatılan akşamlarKuşların yalnız uzanıp pencereden
Havaya alıştıkları saksıları kavrayıp uzaklaştıklarıO gökler ağaçların tulumba gibi çalışan özsu borularıSızıları tahta kulübelerinDağda tahta kulübelerin*Ateş için odun topladıkBen makki ve beşimizKısa ama kesin çağırarakİçeriksiz coştuk hemen. Hey önce ateşin içinde olHey önce alevin sıçrasınYüreğimizi kavra soluğumuzu başka yollardan geçirAynı an ayağa kalkındıDoğranıldıNasıl söyler bir erkeğe bir kadınDenize atılan bombanınBalıklar delirttiğiniEn zor sorunun yöneltildiğiBir kadındıNasıl ki kelimesiz ve gözler olmadan
Renksiz bir iz seçiliyorBelki karanlığın kendisi işaret veriyorSaçların değişiyorKaranlık tahta kulübe ve saçlarınHepsi bu hepsi bunlar
Özgürlüğü kurSuyu dök yürek etlerimiziParçalanmalarımızı toplaBüyük ateş meydana yağmur getirdiGökteki kazan devrildiAğaçların gece aydınlığıDuygunun canlılığıKıvrılıp eğilişi dalların hüznü ateşehüznü ateşehüznü ateşe tutuşuToprağı üzüntüden ayıklayışıSende kaybedebildiğim yani ey korkulu hayatTaktığım tarafımızdan sevilenHaklarımız esenliğimiz karanlığımızGüzelliğin ellerin alnımlaMızrağına seç önce seç kabarık alnımıFırlat kayaya kimliğini kişiliğiniDişlerimin ortasınaSar beni kumla ağaç kütükleriyleKi suyu geç beni kurula
Arkamdan rüzgâr seğirtiyorEllerim dağdaki kulübeden ses ediyorOrman uğultular kurt ulumalarıAşkın omurganYapışkanYak beni çocuğumsuz
Senden ışıklandırılmış havuzlarımdaVe gizli su yollarımdaSözün ediliyor
O sen senGölgemi bırak beni sürmeBen benimleyim
İçim büyük sabırla haşlandıİçim ey içim bu yolculuk nereyeYine bir şehrin ölümünü başladır gibisin*Ve çocuğun uykusu böyle başladıÇünkü yeni bir çocuk uyanacaktır
Ey anaParkları çocuğunla eş doğurdunÇimenleri mutlu kıldın
Bayrakların sularda aktıPulatınİnce ve yumuşak saçınYaralı ağzın
Mutlu kılan çocukÇimene düşen yaprakları
Kadın sen tattınBabanınkine benzeyenÇocuğun böbreğindeki katlar.*Gün gelişini açıkladıSen kapanan gözü açıklaKarısına arabayla tabut taşıyan adamıGüzel yontulmuş ve parlak sarıları olan kadınıYeni bir çocuk planı yapanYeni ve ölümü de transfer eden aileyi
Nalçayı yiyince nasıl çöküyorsun yereNasıl dumanını üfürürken ve solarken ciğerlerimeDüşten yıkanıp ava değil çocuğa yatıyorumDeğil vurmaya ve rastlantıyaDeğil hülyalanıp dalgalanmayaÇıkara değil kedi gibi sokulup ayartmasınaDeğil sarı demireDeğil söylev'e asla değil aştım gitti yirmi dokuz yıl önce ölenleri
Nalçayı yedikçe nasıl çöktüm yereZorla ezilenin zorlu öldürmesi olurFabrikanın kasıklarını ovan işçilerinHak dünyasında hastalanırım olağandırNeden mi şimdi tepilebilirimMaden ocaklarına dinamit yerine
Bir hakkın düşmanıyla kucaklaşıyorsamSök beni yeniden şakağıma it ellerimiBileklerime aklım aksınDamarlarımı lif lif denetle çöz gözümün perdeleriniTrenleri uzlaştır sulh fenerlerini yakNerede olursan ol kim olursam olayım
Sesimi bir dağ zannetIrmağa ver haberiYangına doğru sürünen haberiGüneş beni saklarSen alnımdaki dumanı kazıKemiğinin geleceğini düşün beni yont alıştır
Sararan örtü cafe müllerGırtlakta sarı halkaEsirlik ve kendinden kayma halkasıYalnızlığın çarmıhı dere balıklarının ilanıÇarmıh yaylı ve değişkenKarın çarmıhı belkemiği ve baldırınKarnımız ayrı sancılardan kaymışYeşil ya da yeşil olmayan çocuğun ağzından çoğaltılmış*Ey gece sen de aldatıldınSana da tuzak kurdu yüzü güneş parıltılı kız
Rosemariegirbach*Gidip bilmediğin kentlerinBöğrünü delen harp mikkaplarını gördümKartpostal tüccarlarınıKilise ortak Pazar birlik orak çekiçVe asya ve afrikaya ayak atma postallarını
Ve kimseyi göstermeyen aynaları
Ve bir istasyondaHatta önemsiz bir memurun yakınındaİçinden asya çıkan bir balya
GeleceğiOrmana terketmeyi dener gibi yeni doğan çocuğuAnanın karın bulaşıklarını arıtmadanÇalıları ve topraklaşan yaprakların içineAlabildiğineGevşeyip bırakılmış gerginliğin ortasına iterekGeleceği ormana iter gibi ormana iterekMeleklerin hayatını yaşamayaGidelim sizinle kendinde insan olmadanKimseyi insanlamadan yaşamayaSıcak kayayı arayan iki tavşan gibiEvleri korkutmadan uluyan kurtlar gibiBellemedenEtle bilinçlemedenEvdeki sevinci kırgınlığı ballanan üzümleriBilmeden aşkı ve aşk benzeriniÇocuk sesinin düzlüğünü arayan bir çeşit insan gibi
Görevi bu olarakYalnızlığımızı sessizce ortaya koyalımErkekçe sessiz ve erkekçeKiminki sahipse ölümü o karşılasınAğırlasın
Ayaklarım ağrıdı güvercin izlemektenOnun başının önündeydi alevli sancakElimi ve kalbimi uzattımEriştim tanrıya çağırma kuleli evinBekleyen güvercinineGüneşi ayı ve yeryüzünü bütün şekilleriyleBir kutlu çehrenin emrine kul bildimBilesinizOna döndürüleceksiniz
Ve başı yeşil hâleyle çevrilenYüzünde tarihten ve gelecekten bir renk belirenAtmacanın pençesinde atmacayı kendinden geçirenBir güvercin ki ne gören olmuşNe işiten
Bir sabah bir çeşit güvercin fırtınasıydı sur önündeGözleri burçlaraBayrak tebdiline dikilmiş bir kartalınBuyruğundan hızlanarakBir kartaldı gözünü burçlara dikmişDöşü surları geriletmişDurur güvercinlerin en önünde
Emrolundu. Haliç bir yılan gibi yönelipSoktu Kayser'i
Zaman bir takla attıZaman bir takla daha attı
Zaman altında kalanÇıplak boynu hançer kuşattıBaşı sülük ağızlarındaAyakları boşlukta çırpınanBir millettik artık
GüvercinMerhamet kılınçlarını toplayabildi ancak
Camide toplantı var davranınAşkı denetleyen güvercinlerKılınçlar eskinin habercileriKeskin bekçilerBildiriciler.
Bu iç çığlıklaYürürken üstüne bir mısır habbesininYeni yorum yatırımcılarıVe büyük doğrulma günüyleBir aliterasyon olan güvercin
Dansöz kalkışlı güvercinGel. Sen gelinceAzap çıkacak her evdenGidecek kendi evine
Organlar sizinle benim savaşımBen ahretimAhret yere gebedir
Sizinle hep beraberimDağı tutmuştunuz kalbinizden geçendimGüzel duydunuz ve durduruldumAtımı atınız büyülediOkyanus everesti nişanlayıp durduÇünkü etin ötesindeBir şey değildi everest ve okyanus
Korkunun yüzüne ayna konmuş gibiBaşkayım sizinleAynayı eline alan korkuyu bilirÇün korku etin içinden yekinir
Hep koşmaklayız kitabın onayıylayızTarlayı çok severiz. YaradanLokma lokma bölmüş isteyenlereKarından gelenlereVe karna gelenlere*Aşkı cambazımız aldıTokmak kırıldıKapının çatlağı esnerGözetleyen göz şişer küçülürEt aralığından görmeyi dileyince.
Duyulur iç sesUyan ey kaplumbağa kelimeyi kımıldatÇünkü kıyamet sezilsin otobüs devrilsinKımıldat kanlarınıKoşanın yıldırım gibi duranınSusanın ve dağlarla konuşanınKendiyleDağları konuşturanınAklı çok kez hançerce bulunduranınKendini sürü için öldürüpSürüyü çobansız bırakan çobanınHep içilmez sulara varan koyunlarınMermerin namütenahi bekleyen kayanınİçinden hata edilerek çıkarılanların
İnsan yüzleriÇömelmiş inleyen ve içgüdü şekilleriYaralar kan akmayanKanla işi olmayanTaştan çıkanın ve çıkaranın birlikte söylevleriİnsan sanatı çığlıkları(bir yerde onlarlayım)Öpülerek topuğu parlatılan tuncunGünah anlatılan karanlıkların'Enriko istersen anlat önce sonra işel'
O dağlar güvercinin yabanına yuvadırHiç solunmamış bir hava üfler rüzgârDünya sürü yürüdükçe dönerÇoban sürü için ölmez gelecek sürüler içinYaşamağa bakarKısa süren bir hatıra değildir toplum
Mısır taneli çocuk avuçlarıFotoğrafını çek günahlarınTövbeleri yıldırımla yayınla yine de
EsmeriKarayıKızıl ve sarıyı bir tutanıBenden aldın
Buruşmaz entarisi İstanbulun entarisi buruşmaz entarisiMaraşın seferdeFakat İstanbul ve MaraşFakat MaraşınHer kurban arayışındaFazla davrandım benYangına uğradımKara bir moloza ayrıldımBazen marsık sanıldım
Maraşın her kahraman kurban arayışındaVe bulup sunuşundaMutlaka bir işareti vardıBayram çöreklerini tuzundan yağından anlayışınSertçe düşmanca gibi tokça kucaklanışınHarbeder gibi sevişin
Mesela adil erdem aynı silahla mücehhezdi
Üstümüzden aynı katar geçtiMutluluğumuz anlaşılsın yıkıldıkToprağa yayıldık ve büyüdükÇünkü topraktan ancak böyle geçtik*Kızlar burguluEtlerinde tahta kıymıkları karınca yığınlarıAlabildiğine açılmış bir organBir gramofonGeniş ağızlı
Her adımlarını bildiğimizHangi yörüngeyi güttükleriniHangi suyu geçtikleriniNe çeşit bir şölenden koyulduklarınıÇünkü sokağı aman nasıl eğilerek geçiyorlarHangi tahta kapıdan çıktıklarınıZenginini ve bulgurla su içeniniEllerinin çatlaklarını yine krem sürüleniniGöğüslerinin bakımını tahta sütyenleriniOcaktaki dumanın yaktığı sapladığı göz sürmelerini
Çünkü kara dumanlı ocakVe sürmeydi
Sürmeyi niye çekmeliSürmeyi çekmeli mi
-Annen ne söyledi-(Elmanın yarısını kardeşin yesin)Kardeşin yesin anne yemesin mi
Elmayı yemiyorsun birVe öyle sıkılıyorsun ki elma ölecekNe sen yiyeceksinNe kardeşin ne annen
Bu evde yılanı yine değiştirmemişlerBaba ana ve kardeşlerAynı odada soluyorlarOda şişip iniyorDışarıdan bakınca odayaDuvarları kıvrılan odaÖzel bir korku ve kuşkuyla irkilerekTehlikenin hayvanları yönündenBoğularakYılandan gizli işaret alarakGöz kırpar gibi yapıp uluyorOda uluyor
Yılan göz kaş işaretiKonuşmayan hiçbir şey yapmayan
Başını yılandan çevri yemek taşmasınBaşını yılandan çevri kuyu yakınBaşını yılandan çevir unutma babayı yürekte tutBaba dağ ve balta
AnneKolundan koynunda karnında çocuklarGitti pazara dolandı çığlık beğendi
Anne eve dönünceAnne eve dönecek
Ölün bilinecek küçük ölünMahalle daracık bilinecek
Alçak duvar ötesinde ölün tahta sıcak suVe odun kokusuKabre akıtılan sabunlu suyu(Yolun burasında coşkuyla karşı ko)Nasıl ki beyninden apartman fışkıran mimarınYaşamın öte yarısıBurçları gezerKutup yıldızından söz eder
Gök çoğalıncaGöğe açılan göz kapanıncaBeni duyacak anlamayacaksın
Bunlar hep senin ölünBir yerinde yatağa sığmayan çocuklarınSuçları bir atmacayla alınan çobanların
Her şey karıştı çünkü öldünArtık kimse bulamaz kendiniEller birbirinin içindeSenin ölmüş elin yapışırBenim tetiğimin üzerine*Silah benim tetik bende koşanadek kurşun benimParmak senin et senin güç seninİrade kimdeBenim elim hangi köpeğin içindeDişleri birbirine geçmiş bileğimdeİlk tıraşını olan gencinJileti kemiğin iliğinde-Kan seli-Tetik kan seliHedef nerde kız mı erkek miDünya çekirdeği miYeryüzü ateşi miŞehvetin ya da nur içinde birleşmeninSatan'ın içinde beklerken her şeyi önceden kestireninÇünkü şarttı bir kereÖlümle yan yana şeytanın içinde durmak
Karnından geçmekBir lambayı bekleyen makkininÖpüşünü kanla bekleyenEn küçük kilisede çarmıha çekilenDom'un üç asrınKana kan koyupYücelttiği abesinGalerisi insan ve heykel ve resim ve kezzap galerisi
At gözü oyukHeykel atın içindeÇünkü at büyük heykelSürücünün içinde on aziz birkaç isa yezus hiristus
Yüz bin haçAtın ayağında bir nalbant heykeliNalın içide bir at benzeriKarşılıklı uyuşan iki arslanBiri dişi diğeri dişiYuvarlak yalanmış ve parlatılmış derileriKi karpuz yenmiş gibiGoldah karpuzKalf karpuzAnna karpuzun çekirdekiFrankrayh şu dağın ardındaki dağ*Düşmanın kim onu anlatMişel'i hatırlat alnımı uğraştırKalbine plânlı veAvrupa bir duvarın taşları dizilen mişeliSaçlarına çocuk kuşları konmazÇocuk uçmaz dallarından. İçinden yanındaBoy tüfeği patlatsanTuzaklıHatırlat mişeli mişeliİçinden hep bir kuşku tankeriBir petrol tankeri namıyla yol alırPergel petrolBorusu motorun icadıAşkın feda bayramı cenaze şekliBoyuna hatırlatYoksa olur ki unuta kalırım esmerliğimi
Telefon-Görünüşünüz nasıl-Yorgun uyanırken ve gittikçe diri ve daha esmer
Tanımadığım kentinAğırlık merkezine alındımTaşıtlar grevler insan böğürmeleriAlış verişlerŞapka seçerken birden çocuk doğuruyorlarBaba oyundan çağrılan çocuklar gibi isteksizdirYa da bırakır kürekleri denizin üstüneSuda kayan cilalı bir taş gibi seğirtir*Her doğan çocukla oradaBirlikte. Daha yeryüzüne bakınamadanKırbaçlanırız uyumaya. Anakarnı yorgunluğumuz alınmadanVurulur kollarımıza ve. Çarpılır dizimiz dizime
Her doğan çocukBir ertelenmeydi analarca bağlanarak memelere(Artık sigara içmeyeceğim artıkKoyun gütmeyeceğim)Meşgul uğraşır azar altında bile uyurken deUykusundan silkelenip irileşmeye hamle elleri ve duramadanYan beşiktekinin yüzüne gölgesini indirerekBir gün önceki bedeniniKaybedilmiş bir okul eşyası gibi özleyerek
Her doğduBir ölendi
Mayland uzun yüzlü bir kız resmiHani şu hepSelamlaşıp geçerdikUzun yüzlü kızlar çizen ressamlaAklımı anlat gönlümü kazandırBenden beni çıkar bakalım kalacak mıyımÜstüme beni koy bir deGözle dayana bilecek miyimYoksa hemen bir kez daha bütünle bende beniÖzümü kullanÇünkü aşktırBeyaz bir sanattır*Evlerin dışındaÇünkü böyle oldu
Pencereden uzanan başın dışındaGünâhın ve sevabın
Merkezinde hem tanımadığımAlışmadığım bir sistem gitgelindeBoyuna sırtımdan ve kafamın arkasından delindiğimiOynuyorum ve rolümü. Oyun çarkının boşuna döndüğünüSeyircilerden bir kadın olgun ve eteçalanÇıplak. Eşyadan ve odanın kapamasındanHer an biraz daha soyunarakYatağındaÇivilenmeden gerilmiş çarmıha gibi yatan
Anlıyorum oyun çarkının kendine döndüğünüÖlümünSaklanacağı kalmayan av hayvanı gibiAvcısına göründüğünüAh anlıyorumÇünkü annanınAnlaşılmaz bir gözaldanımıylaİçimde bir gemi batırıp döndüğünü
UnutmadıYanlışlıklaOnlara:Beni unutmayacaksınız*Anlat kızın ekmek tutuşunuİçimdeki soylu kişiden utanışınıAnnayı tutarken balık tutuyorumEkvator ağzıyla kolumu buzdan denize indirmişimKız içimde bir sarmaşık kelimesiyle büyürkenArada bir kanla uslayıpSeni anıyorum-ey eski sevdiklerim-
Sizi şaşırtıyorum. SanatımFakat ben korkutuldum*Şatoya bağlanan tahta köprüde beynimAğırlaşmış dalmışımGüneş doğmuş işte böyle. Taş ısınmış ısınmışNerdeyse belleğinden kan ürpertenBir sipahi sureti
Aşka ne zaman vedaDemiş ki bu topraklarBoyuna kiliselere taşıyorlar otobüslerle. Isınamıyorum.VE baden Baden'de kaçtımBaşka bir kiliseyegittim. Hafifçe.Çok ve canlı renkli süslemelerden az ürpererek
Dost için yani dosto içinDönerkenKule yerineKüreye yakın parlak başlıklarına dönüp baktım
Dosto BadendeVe kumar da oynardıBir çocuğun. Hırsla. Bir taşı.Atışı gibi. Dikine.
Kapa perdeyi kapa köprüyüVe şatonun ta kendisiniİnce bedenin mühürlenişiniTüfek mahzeniniSevginin tiklerini aort delikleriniDuvarda asırlardır dinlenemeyenDört işkence resminin
Takip tutuklanma işkenceVe tahta kurulan işkenceli etinBin dokuz yüz 77 yılYenilen içilen kan ve etinYarı açılan mor pelerininÇizgi - kanÇizgiler ve kanınBaşta yer yer kemiğe batan tacınDört resmin dört korkunç dakikanınİri jestlerini anlıyorum
Makkiyi hayırSigridi tren getirdiTren götürdüYedi*Duruşu kımıldanışıMağrur tavırları olanÇünkü o güzel kelimelerle ağırlanan
Göllerin beşiği toprak eğrisiAt yiyen ejderdiTılsımKarıncanın kölesi
At köpeğin kuruyan ölüsünüMinderi düzeltBaklava kırıntılarınıAna babanın kol gezdiği koruduğu pencere kıyılarınıMutfak ve yüznumara korolarınıYatak ameliyatlarını cinsiyet taslarınıAn binlerce yıllık olan et kabartmalarını
Pervaz ve şimdiBüyük taraçalarda doğuruyorlarKol bakımı bilek ve dizkapağı bakımıGebelik ve sancı limonluklarıSıcağa karşı ay ışığıYelpaze atkı palanAcılar yer delen sinir göğü tırmalayanKutlu sevinç giysileri yalayanVe yağmur suyunuHavuza koyan ırgat olarak
Anlat insanda ölümsüz olmak yaprağınınHangi ağacın kıvranışı olduğunuGüzün hazırladığı insan yavrularınıKışın insan yetenekleriniBaharın insan olanaklarınıAnlat durmadan
Hurmayı anlat dala uzananTüylü kalın dudağa anlatYaban elmayla eriğiAşıyıElmanın gelinliğini geyiğin baskın güveyliğiniAtlı karıncayıLunaparkta bir hayvan olan
Atlı karınca bir hayvansa'İsa ağladı'Kuzeyde ses kalmadıAlnımız buz dondu geceAksın. Gündüz karıştırılmasınAh sade bir gün yaşasakDal dal - Kitap bilLord kimin lordu hangi mabedinSinonimiİkisi duman tütsü su rengiPerde kıllı el korkuBölüşmek kekelemekDonup kal - Aklımı al
Durmaz bilmez yaşamaklaSenin yaşamın nereye kadar ne yana böyle benimkiCan kamaramYalnız göğsüm değilHayat var kaçıp bıraktığım zamanlarda daÖlmek koşup varmak mıdır oralaraSoluğunu yatıştırarakPerdeyi aralayıp girmeden çiçekli ovalaraAh kıra gitmek böyle zor olmasaEllerimiz ısınan ocakta - Tabakta ziyafet tasındaKızartılmış bir keklikPaslı ve kükürt salyalı bir ağızlaTatlılıkla ololkiÖlünü gebeliğini morarmışlığınıEtin devinme sanatınıBilesin yuvarlak akasın akşam oluncaYuvarlak akşam akşamSerçenin girdiği dolap
Şehri –ey canım- uçtan hayvan kuşları olarak yukarıdanDevgözüyle - bakışı görüyorsunSüzül. Kanatlar arasındanUzanan boynunla evleri ara ikizleri araştırRen'in çamurlu suyundan bir gümüş iplik bükSür yeryüzü hamurunaKi ordaBir yılan renkli başını onarırKuyruğunu ağrı dağında yakala
Ekmek paketini çıkar kuşlar çağrılsınKirazın yuvarlağı gibi yanağınBir güçlü böceğin ki gibi alnınOtalara yayılmış çıplaklığında bir uçuç böceğiYanından dikine toprağa iniyorEkmeği göğsünden ufala kuşlar çağrıldıTutulmuş ve öyle güzelkenKorkarak. Ağaçların arasında dolanan cin
Sen misin -Ama içim Eyiçim
Kara başımı tutup kara başımıŞu suyun insanını güttüğüm vakitGöğsümü asya bir edayla gerdiğim vakitHem barışmak ne demek kendimle'Sen yoksan mekan yok zaman belli değil' dediğim vakitSen ölçebilirsin ancak sesimdeki beygirimsiliğiÇün bu çamurŞu yaşamı bulandıran suDonyüzlü rahibe şuŞu ev ki evVe o karanlıkta cinVe ormandaki dev
Oysa melodimNe güzel. sözlerim ne tatlı
Kuşkusuz. Yanımda olaydınTestiyi deler ırmağı temizlerdikAvucumuzla buz gibi içerBileğimizden akan toprağa düşerdi*Ve şimdiAnlat bana ey can tatlısı kız kiÇünkü ben ödevliyim yinelemeyeEskiçağ ozanlarının ağız toplantısınıAnlat bana gönüllerindeki bağ bozumunuHep şarkı sancıyan dizeleriniKocamış dumanı ve is yüklü tavan direklerininArasından destanlara sarkan yılanıKapıdaki baharı yaprak selini sarı kanaryayıÖlümsüzlüğün karyığınını - granityığınını - suyığınınıAnlat durmadan
Oğlu teketek öldüren babanınOğula mızrağın ucuylaGürzün kılıcın kıyımıyla ad koyan babanınAnlat bize içinde koşan atlarınHangi koşudan kaçtıklarınıYani ilkelYa da kültürle deşilmiş olmanınAnlat durmadan anlat oğulunGençliğinYarısı akan yarısı mezara konan kanınGenç ve geniş bir yaradanHem babanın elinden mızraklaVe baltayla açılmış yara'danŞefkat ve müthiş bir dikkatleVe müthiş bir hayranlıklaŞövalyelik adına açılmış yara'dan/Huysuz kan sonuna dek akar düşünürüz/
Anlat ki ey can tatlısı kızBabanın cesedi bir türlü toprağa atamadığınıYine de kanın sonuna dek akmadığınıAnlatBabanın can elmas'ıyla kesilen oğuluAydınlığa sunToprağa sözü olan kanınNeden sonuna dek akmadığını
Karşılık verirCan tatlısı kızlar korosu:
OĞUL MIZRAK KESKİN GENÇOğul genç mızrak keskinBABA DİNÇ YAŞLI MIZRAK AKILSIZOğul babaMIZRAK BABAÖLÜM babaÖlüm Oğul MızrakÖlüm Baba MızrakOĞUL MIZRAK baba ÖLÜM
Kan ŞAŞIRDI KAN Şaşırdı
Genç cesedinÖlüm gölünün başındaDiz çökmüş olan babaHınç ayırdıHayret ve üzgünlük şerbetiVe abes ayırdıÇok yıl sonraki tanrıtanımaz savaşlaraVe yenilip ve yenip dönerken orduNeyi algılarsa çiftleşip çoğalmaktan
Babanın yüreği ordu yüreği/Zırhını kırdı/Narası göğe vurduDaha gür bir ses duyulduBelki bir melek gülümsediÇünkü sıyrıldı gergefi dizindenBelki ayağının dibine vuran sesten
Ey babaKılıcını toprağa gizleGizlediKendini kınamak için çıkardı gerektikçeYüzünü sarartıp karartmak içinVe düşüncenin kavurması geldikçe
Çünkü bir serçenin diliyle gelmiyordu düşünceBeyaz güvercininBir ilkbahar gencinin güz güneşininTaşı heykelleştiren eğiliminSu taşıyan kedi seven uykunun altına geçen döşeğinErkeği kadında koşturan geleneğinKızlıkta açan çiçeklerinSevişen fillerinUyuyan çocuk ellerinKaraya vuran gemininYemeğe hazır eden annenin... Yalvaran dilin diliyleGelmiyordu düşünceGeliyordu düşünceAteş kuşunun gagasında
Çünkü soyluluğun ağırlaştı babaBir'din ordu oldunZamanın bir gerisine bir ilerisineSon dünya savaşının eşiğine serildinÇocuğu vururken çekilen işkenceninBeşiğineBaba ÇocukAzap Sancak
Baba genişledi nalbandı bildiToprağın içinde oğulun ölümüArttıkça ve gezdikçe denizlerin dibiniÇünkü ölüm artık canlı olduNasıl kuduran boğa canlıysaVe bir şeye koşarsa
Baba açığa çıkan kandan yediGezdi yeryüzünüHayvan alım satım yerleriniAnneyi annenin ayak dipleriniKarıncanın ölmez gelenekçiliğiniHayvanları şartlayıpŞatoları kefenleyipAhırları koyunlarıGördü baba gezdi babaOğulun taş benzerleriniNasıl ki oğulun ölümü/Eli babanın derisinde/bir gerisinde bir ilerisindearttıkça ve gezdikçe suların dibini
Baba devşirdi bir anaKi yüreğinin altındaBir et kordonla tutanOğulu delmeyecek olan babayı