Cahit Zarifoğlu

Su

Taşlanan kadınlar yankırgirdap duvarda ve sırları çözük aynalarbir aynanın civarda hayvan otlağındaki benzeriyüzler kuyuya inen gözü terkedersıcaktır orfe yaklaşırkavalsız ve çılgınca döner kaderine bir kez daha bakaraçlığa üşümeye kartalın alnında duran yıldızabir kere daha daha yalnızlığakati ve aşk geçerliliğini ortaya koyarakulusal ve benci iki çingene arasındabir kere daha yalnızlığaatılarak

Yerin içinde yüzlerle hücumbütün özentili yekinmelere doğru karşıbütün nedensiz gençliklere doğru karşıbütün...............doğru karşıaç olan karınsoylu olan yoksullukve mızrakla gelen alın

yerin gezisinde insan vardırağulu bir diş put taşındadoğacak çocukların toplandığı çadır taşındaava çıkmıştır

Aşk tunç çekmiştir bizle olan sırttınabirbirini çaresiz bırakan çehrelerinyaralı ceylanı bulup tepindiği(Fırat birden bire kaybolur bir mağarada)sevenin kurbanla alınıp kurbanla ödendiğigüneşin aşktan sudan ve topraktandaha hızlı yöneldiği

raskolnikofmüthiş bir iman ağrısı çekmektedir.

Güvercinler toplandı sofralar kurulduAğaçlar bahçede kızgın güneşle çatıldıElma tadları ağır ayrılık tadlarıYalnızlıkla toprağa savruldu

Katerin açık kollarıyla yaklaştı üç tuzaklı odalarıylamükemmel bir karpuza yaslanmaksuya çağrılmakbir de içindeki ziynetleri hor görmek iyice

oysa güneş ağırlaşsın siyah saçımız uzayan başımızdaalnımızın dibinde kalsın seçkin ve Horasanı kayırangözlerimizHiç akla gelmediBeraber kırları hüznü atmaya yarayan bir annenindallara takılıp ağrıyan yaralarıyla yattığı

gerçekten canlı göğsü boğucu çaylarıylaakşam suyunda bir sütun mermer içmişher erkeğe bir yılan üfürmüş

2

Ciğerlerde ölüm akarÇeşmeİnsan hesapsız çocuk üfürükkendinde olmayan gürz kapanan ayna

mektep taze ekmek dilimi zeytinin içindeki bağırganölümsıkışmış aramızasandalyenin dibinde midudak sıcak çay bardağına kapanırkensalıncak onunla içten içe anlaşmacevizin ipi tıtan çocuğu kayıran dallarındayeşil yaprakta vebaölüm evin hangi bilinmezinde ya da açıkcaküçük kardeşin avucunda mı

uzak insan sahillerinekelimeyi dolanan dilleretaşıdılar zeytinkahvaltı ve zeytinsofrada üç büyük zeytin üç kanlı bakış

Ölünün ağzına zeytin konduşiş dudakların arasınasonra geniş omuz yaralarındaadamlar kırılan camlar taktılar

3

İnanç yiğit ev sorardı bulup konaklardıKanlı göz ufuk tarardıCürümlü başta her geyik akışındaÖrtülür dudaklar çünkü kalbe çarpılırlar

el gezer tenhaları dolanır ufak tüylerve tüyler ki ateşle diklenirlerkendi namlarına egemen olaraküşüme kabarcıkları tad kabarcıkları

ürpermelerle unutkanlıkyerin bir zaferle doğrulması cürme katık olarakdantel kalb vurması su kaplarııslak naylon örtü ve ıslak cimrilikleustalıkla yaprağa ilave peçeteyorgun ve evvelden habersonra saralarsıradadırlar

Kapılar baskıyla kapalıdıronlar yontup hamam kapılarınıkulaklara ses kutularıOrmanlar avazlarıyla parke taşlarKurtlarYıldırımAvizeler

Orada köşelere düşler yerleşir yatakları kollarUyku canavar kıvrımlı batarlı saldırırEv tilkiyle sarılır kuşatılırYorgun bir masal uzakta kaybolurKulaklarına yosun ve balık biriken çocuklarToprağın rengine katılanHızla yorgana atılanGöğsümüze sırtımızaateş bastıranÖrtünen çıldıran çocuklarLa onlarla alev açıyor her yanımızAnlaşalım

4

Denizde büyüyen av hayvanısuları derin denizleri boyıyan mürekkep hayvanıuzatır gözlerini ince çalgılar içinde şavaşlarlatiz sesli yuvarlak ağızlarıylabu kez bu alçıyı donduranlakapalı denizlere kapılıp açık okyanustakayalardan inen hızlı koşan bağırlarayakta durlarKALKlar

oturun babamıben güvercin saçlı çocuktumbuzlardan başlayıp vurdulardağların yabani timsahında

sanatın fiziksel geçerliliğe kadarvurdularbabam up uzun yatandı kumdaölü ve uzaması birden duran saçlarıylaçünkü öylesine kendi ölümü

başını yastıklardan kaçıran uykulu başınıcümle odalardanhep kumlar vardı çünkü uykuya yaklaşırkenüzülecek ve sevinç duyacak yerlerdedudakların içinde kulak yollarındaadamın öldürülüş sesisofadan sokak kapısındanpencereden kumluğa okyanusaahrete olan dostluğumuza yakınlığımıza