Salvo
Kanama dolabını taşır gibi gidiyorsunAtların uyuşukluğu kimlerin vuruştuğu yerdezaman bir nalbant gibi boğuk elleriyleovuyor çünkü uğultu çıkaran başlarınızıBirinci ikinci ve dördüncü katlarıdizleri tik çeken bacaklarıörten masalarıylabir jest alıp bir cümle götürensağdaki gölgeden soldakine uzanan sahrayıişaretleyen ve böylececanlı duran elleri ögütenuğunan bedenleri çoğaltan aynalarıylaaslında kaynayan şehrin safrasındao tek başına bir şeydirorada hantal bilmecelerlegeçerek sualtı saçaklarınıağrıtan durmadan kavrayıpikili altılı cam kenerlarınıçeker toprak çeker gibi üstümüzeÖrneğin her gün gecekinin aynısı acaip kollarsarıp sarmalayınca bizigözlerimize serilip akrep bezlerigöğüs boşluğumuzda evren bezleriher noktasında ayağa kalkmanın bütün çeşitleribir bir susarher el bir perde açar alnımızaaslında o saklı andasaklı kadınlar saklanır beynimizeyalnız hakkımızı biz orada azarladıkOrada çiğan kuşları gibikavuran ateşin içindeki zamankatılır da aramızave durmaz aramızda dagider severekokşar düşman gibikuşu söyleyen çocuklarınve zalim anılantekrarlanan çocuğun da seçtiği sokaklarısantrançlar sağ köşede şahdamalar damla damlaev evve balıkçı kadın rampalarındaağır yürüyüşlü adamların kafalarınıtestereye yakın mıntıkadave durgun maytap ırmağındabilen gözün görün dünyanın görmediğien yaşlı ve genç oyun kağıtlarıgöğe gidip gökten gelenölümlü yağmur gibivurgun oyuk benliklerinkarşı bakışlarda delinmişdenenmiş bileklerindeBir şeklin karşılıklı oturma bölümündeyizHep böyle durur yaşlanıp ağlayışımızınGözevlerine kurulan sırat eğrisive uzun çubuklarımızınve önümüzde uyuyan çocuklarınhiç çıkmayanve çıkıp solumak için yeryüzeyinekaranlık eve giremeyenyarısı bizde duran çocuklarıniçimizdeki şehvet düzeyinde'istisnai' bir kadıntam sağlanmış olarakboğazkesen saatlerindeki çağrılarıdolu duran iliklerinden derleyipkısrağı bütünler gibiönümüzde açışansürtünüp tutuşan sularıerkeğin gerektirdiği kadarkadın onu doğurmuş olarakuzaktan toplantılardan çağırıncauçuca yaşayan aylarıduman alan bozguna katılan gözlerimizlegöreceğimiz kadaraç dedirtti ağzımızaiçimizdeki itimizaç dedik bütün sancılarınıönce dizlerine kadar fildişiayaklarıAnlayın bizim de güzelliğimizibizim balık yiyip ölenkelimeyi çatlatan güzelliğimiziaklından açılıp kadınınbizi kemiren yüzünün güzel terkisindeallahın ağır açılangeniş sofralı odalarındabir bir dünya namınaseferber eder sevgilerinineler yapıyor artıksen birşey yapıyordun yauvuuğuvuuuğuvuuuuğ çıkar bir yöne insan sıkletinidiğer alanda filozof...tek başına bir şeydirsavunur çoktan ağryan ağzınıYuvarlak ağır atılan imkansızlıklarıcümleden cümleye şeklin ötesinetrampet çalan alan göz hücrelerindeen genci öne atılan meydan çağıranhavzasız sabah gibiayıkları çıkarır sözlerinikızıl sarı yeşil mor renklerinebatırır gittikçe taşolan kaynaklarınıağızdaki namluya sürülen kelime haçlarını sen saçaklanıyordunelinden çıktığın dehlizin küçüklük kadınınagümüş giysiler önündebir de göğe dayanan yanan ay önündedoğu'yu yaya gerinceinanç terazili hazret gözleriyleşerbet veriyordu okunan şekerden veriyorduel veriyorduşimdi ağırlaşan sağılan hak dolu çehrendebuhran bıçak yarasımarşlara çabuk şarkılaraeşitlenen geçmişininkalifiye insanı kök sürüyorzorlayıp değiyor uzay hayvanınaben kanlı insan gibiarta kalan çiçeklerdenkaçırıyorum camlara yayılan can sıcağınıaramızdakumaşlarımızın yaşayan koyunlarkaçırılan kurtlar yüksekliğindesürdüğü bedenlerdennölümün arkasını bizeönünü duvara dönüpküskünmümkün bir deniz gibiaramızdaki arkadaşımız alıngan ölümünsırtı duvarları kaplayanyüzü aynalarımasaları gerekli kapılarıyirmilik insan kalıplarınıdoğum gecesi haklıyanbakışıkarşı bakışları hesaplayan çocuğunaince tezgahlı günahlarıaz az içiriyorbir garson - çıldır çıldır -emekleiçinde kaşık duraniçinde çay duranyanında şeker duraniçinde baradak duranelinde tabak duran eliylegarson ölümden gelen haberle- ağrıyan ağrıdıkça sahnesi -orada bir adamgarsona çay yalvarıyoranlatın benim de güzelliğiminegatif üzerine beyaz basıngörün içimden ayrılan köleliğimiorayabalığın ağzındaki dünyalar şarhoşunaöne sürüp benim adımlainsan üreten iklimlerihamamda kadınların sancılanıphamamları aydınlatan kadınlarınyalvardıkları tanrılar gibibağışlayın benim de güzelliğimikutlayın alçak aynalarbazen duygulu duranbeyaz şeker tanelerinikör de olsa gün doğarkenakvaryum ağlarkenyalnız o anlaşıldı bizlerdengeçerek ocağı taşıransu basan sabahıyanmaz ateşleriyleönemmli saattir geçilmez şarkılarındakumlarda yüzlerin eğrildiğisıkışıp iki etinkıskançlığa gelindiği evlerindebalıkların toplanıp yendiğikemiklerinin düz bir kasabadaköylü ayaklarına değdiğişapkalarının hafifçe öne eğildiğibüyük akvaryum sabahlamasındadomuz tanelerini ineklerin beygir kırıntılarınınbir süre okşanan ağrılarıylasevince fırlayan kelime tüketenbirbirine mıhlanan dişli ağızlarıyla- garson bir süt çayı dahatavanda cenkeden tek sestetabakların nakışlarıylahazreti isa toplantılarından ayrılanilk muhammed lengerininbaşında zenci evlatlarınınçekilip gözlerine yerleşendalgalanan etraflarındacan çağıran evren kişilerininbaşlarının bütün kaynamalarındaselamını ezraile muhsus çakanallahı yalnız kuşananağır yere yerden ağır alınan bedenleringörmediğimiz hafif canlarınıderhal acele edenlerin ardındankülahını ağzına sürmeleyiphassas o gök işçiliğindedenizin yan gelipbazen eteğini toplamadan atladığıkesilen yürek uzantılarınınötesinde çukurkızgın kırmızı bacaklı kadın vardırrüzgarlı anların tranvay altındayerinden oynayan gözünübütün sivri demirlere çarpa çarpadüşleyip el koyduğubütün akvaryum duraklarındaki masalarasaldıran dirseklerinsinir uçlarında başlayıpaka aka yorulan ırmakların dikine duran ırmaklarınetin ve her çeşit kemiğinen içlerine yorgun taakalarlainip yüreklendiği gıcırdadığı tarhlardadiz dize değen kahramanlarıcihan garsonları dahep yakınında dururlarkızgınkırmızı bacaklı kadınınuzun bacaklı leylek içimizde genç açaruzun uçuşlu kanatlarının altındahangar dolusu donmuş alçınıniçinde hışırdar başımızsalgın duvarlariç içe geçen vücutlarbüyülü bir geceninkaranlığa bitişik ışığındaışıklı varlık sıçramasındabellekten kendini kaçıran anlıklarınıhatırlamaya koşarlardurgun benlikler kanaması duran suratlarsusuşan etler tortu hücrelerağzın mağarasındatek başına kıpırdayancanlı dil hayvanındaismini bulup çıkarmayaadını koymaya saldıranzehir uçları sancılar