Cahit Zarifoğlu

Park'ta

Müzik silaha yaklaşarak savaşmadanGeriyordu sinirli gövdede.hiç ırgalanmadı nehir ve karşı yamacın çiçekleri

Geriyor ve arada birÇekip bırakıyor ortasından.açan ağacıhızı üreten ve yola yayan aracıbalkonda boyatan çocuğuaşamadanhızlandı aşamadan.Aşırı müziklekısalan kollar ve şişiyor parmaklarınve uzasın mı saçların dahaher gün yürüdüğün parkta arkandaağlayan birşey duydun dönüp bakmadanyürümek.Yanlarından geçerek nehrin kıyısındasarma sigarayı dolaştırarak içenlerifakat birden ve ancakevde yokladın kendi öz gözlerini

sen par prensip ağlamazsınbir şarklı olarak çok gerekinceancak bir hece kadaryüreğin kan ağlar

Bir dekadın gördünkarnını kırmızı mor turuncuve dik duramıyan gevşek sarı bir renkleçocuğa doldurmaya uğraşıyorlardıboğuluyorum dedi çocuk nemli çimendekaçıyordu ıslk bir aletle burularakama sesini duydularbırakmadılar ama derinden dalgalandılarboğuluyorum dedi kadının çocuk yuvası ve bele döndüama sesini duydular.Hepsinibıraktılar ve derinden dalgalandılar

renkli ışıklara sönüp yanarak üreyenyeni müzikleyoluna bulan başın ve sallansın gövdenşimdiden dahabir kadın da gördünkarnını.bir kaç kişiydileriçerik beklemeden.ışığa lambalarla ve müziğe vuruyorlardıelleri bir böceği ikiye bölüpbir tavşan da bölüyorlardı avlanarak böyle

parkta kuşku uyandıran bir gövde buldunyanındaişlemeye alışmışkentıkanmışbir damar yatıyordu

o böceğio tavşanı yanyana değerekgöz kırpmadan küçümsemedenaldın.