Kuşak
Babam hemen hakanolurkervan yüklü geceyi taşıyan ormandabar bar bağırır develeriniDurmaz babamÖncü seher yıldızındanapaydın olan başınısavaş uçlarındaölçer soylu oyunlarıyladüşmanın güzel borazan sesleriniSavaşa gerilir babamelinde bir karanfille bekleratılır kentlereSular direnirÇünkü padişah hala güneşe bakarAkşam geç yürür denizesonsuz savaşlar kaçan atlaryük bilek sayısız güçleaçılan bir saray kapısınıkapatır ve padişahlarsorarlar ava koşan avdan dönenkanter avda koşan mızraklarınıSancılı bir duruşla taştan çocuklarınserce dolu bavullarınıaçarlardı seccadeler şehzadelerinartist sessizliğineson büyük soygun son büyük insanıniçinde yaşatmak duransayısız ince parmaklarınımedrese parmaklarınıvakıfhan parmaklarını...ve barış parmaklarınıpalyaço resmen saklı maşalarlataşır sehpalaraoysa babamla bir kraldı anamilk ve sonsöz kitap açardı önüneAdını ona göre koyardıbir şehrinve şehri kendine getirenlerinİnce ve alabildiğinegiyinip kuşanıp ağlıyanher bakışın dışında duran kadınısessiz ölümlere çağıran bentık nefes ölümlerimlesıradaysam vahim bir gerçeğigeçer ve titrek seçişimlebütün bir insan çarpıntısınışurdahani şu dokundukçayalnızlık değeri azalmayanbir çocukluk gecesinde gamzelerbir ilkbahar parçası ve hançerede hecelersenin aklında pusuda serüvenbenim beklediğim (şal gezisiuçurtmaları) seçerlertakarlar peşineçocuğunu kanla sevensuya karla yürüyenyağmuru sımsıkı tutan bulutunbu sal benim canıma yakışanbir sabaha yaklaşırgidip alınır bir ev gibiçağırır barıştığınışapkalarına atıp hafifkuş gibi asılan insanlarınKuşürpertir ağzındaağaçsız insanıimkansız erkek büyük ağlarbuzlardabaş taşlaşırağrıyı kolay kazanır gibikadında dur erkekliği söyledaha su balık ve yosun varpeşinden demir alıp demir atılanbir takım ürkek beyaz kollardançıkan yola koyulan yükselenyetişen ve koybolanne kadar rüzğar varsaölülern akan ırmaklarıylatekrarlanan dağlarıOrada besbelli ölmekle sular boyuncaşaşmadan beklenişinNe kadar vardığı onlar varsaBütün onlarfazlasıyla evlerindelerve yüksek sarnıçlı kalipsolarıdenizin altına bir bulut şeklindeindirir yağmurgemileri hesaplayanşehirde sinsi seslerini insanlarındenizin zahmetsizhayatın hayuhayhayla tuttuğuki onlar süslenme odalarıındaaynaların içinde kendi ölümlerineMakyajBilmezlerOysa onlar söylesinyanılmışların hanisihangi vahşi hayvanınhangisi o kadar benimBu bensemgelişim gidişim bir şikayetsekatlanıp küreyeuzanmış uzun gövdemi bir yatağınölümü süsleyen secdesinedurmuşsam kapıya çağrılan karaltınınomuz başından uzakta bir şehirtastaman bir şehir geliyor omuzlarını titretipbir yanlış doğru olmayan anne gibigizlenmiyor bu asır onun başındangüneşte dipsiz kova beni seçmiş beni seçmişcanlı canlı ağlayan hücreninhuyunu ve öz toprağınıyoklayın siz çok yorgunum ben bakınıyorumsaniyen daha solgun daha içinden çıkılmazgün doğumuna hazır bir bardak çaybir büyük bardak mitralyözBir dolmayan yanımızbir de hergün korkudan bir şeyedokunup kalıyoruzkanımızdan zehirli bir iğne geçiyorve güneşten korkuyoruz.Bunlara benzer bir yüzüm varher virajına insanlar devrilirama soylu deyince beniçerde kalmış bir insanımTaşırlarınıza bunun içinhem kendim binmiyorumhem söylemezdimnedir sormazdımbirşey duruncakaçarsam su koşmakbilinen birşey midirbir köpeğin yeni doğmuşkonuşmayan eniklerini iskelede bir adamkorkunç bir sepete mi koyduonlarıdenize o mu götürüyorpekiben kimim