Ben Dirimle Doğrulurken
Sis boruları ötmeğe başladı yavrularŞimdi oradalar - Aşk delice kımıldamalı yatağındanSen bir yıldız kaymasıyla yatağındanÜstüne alevleri alarakKemikli bir aşk gencinin kollarından tutarakSen kanın damarlara tutunamadığı anlardanBeni karnınlaBir göz boğuşmasına daha kandırarakBul içe kapanık hayvanlarımı yalvarmalarınlaÜzülmüşBelki dünya ile horlanmışım
Ansızın çık oradan görün oradaBu siyah basmış kara akar deme -Başka olmalı gövdemi denetleyişinaşka hazır olan... LARDAN. OKADIN'lardan
Halk aşksızsa sokaklarbanka dükkânlarıyla doludurEllerimi kâlb olmayan sularlaıslamaya alışır o kızlar
- işte artık kaçmak - işte durmadan karşımızdayken bile -- ılık ev girintilerigizlesin daha köprülerkaranlık bedenleri
Her şey onlara göre - yamandırlarAnsızın melek bekliyorum eski türk ezgileriyleSenin Asya'dan hiç yontmadan zarif bir cep saati yapışınAsya Asya ve Asya diye yalvarışınSana ansızın alın yazımı ve kendimi ekliyorumAşka hazır aşka aç ve davetliAnsızın melek bekliyorumAsya ile ayağa kalkanMelekler ellerinde gelenekleİçinden hızla süt akımı geçiren mızraklar
Boydanboya girdirmektedirler gövdelerin içineNar doğuran - dikkatle nar doğuranHayvanı ve insanı aynı teklifle doyuranNazlı baharlarla
Hiç ağlanmadı'Biz çetin adamız ha' ayrıca söylenmezAnlaşılırNe yavuz kışlarKurt sıyrığı ayazlarlaNe evren depdebesi baharGerdan kırıp mendil düşüren kızlarla
Ayrıca söylenmez'Biz çetin adamız ha'
Doymuştur aşk bu gece en son buluşlarına kadarSen meleksi kadın bu gece kendini vermekleİkiye yarıldımSen meleksi kadın bu gece1000 yıl adına bilinmekle
Sen melek uyarmalarıylaUyarılan erkekBu gece bir şehvet azarladıHayvan kovdunYatağını yüceltenlerden oldun
Şimdi ev gebedir
Dağ kuşlukla uyanır - varsın uyansın -Önce hafif bir uyku sisiTanrı evvelsiz sonrasız bir iklim gibi ordadırDaimMelek kanatlarında hava görünmezUzaklar yinede görülürAy dostlukla anılan bir komşu evidir
Kıl çadırlarla devinen o kavim göçüİşte o kavim göçüDağlar ilk kez biziÇıplak ete kavuşun aşk sandı
Kadife döşer gibi toprağa işte öyle yürüyenIlık bir hava bürüyenGözleri o - rengarenk gözleri çocuk gözleri develerinÇözülür ayakları
Kavim buBoynuna kan yürümüş(Gözüne bir şey görünmüş)- Nedir o görünen / susalım /Hayat her zerresi uyarılmış gibidir- Çok aceleKâlb bir bohçanın içinde atmaktadır
Omurgasından mızrakyürüyor kavmin boynunaDeveler en som bir duruşla - RaptedilmişÇocuklar ağızlarında Ey Nazlı ÖlümEy Nazlı Bahar Marşlarıyla
Bütün bunlar nedir - sorulsaSorusunaNe can ne cevap kalmıştırKavim donmuş deve mıhlanmışKadın ateşle ateş doğumdan önceSığırlar kendi kendileriyleGöz göze kalmıştır
Kavim seferidir evinden ayrılmıştır amaKendine varılan ilklim ve toprak/ VAKİTTİR / namaza durmuştur
Bin bireydir kavimBir tür kararla eğrilip doğulmaktaHer candan bir canaBir candan bir canaSonsuza değinBir tavır bolluğudur kavim amaNihayet vaktidir VAKİT
Bu duruş en zarifi duruşlarınGidip endamlı dağlaraBeğendirmek için yeni gelinleriO iklim kullanılır hepİnsanın en bilgeleriniOnlarla karşılanmak için bahardaİklim aranır herşeyden önce her olaydaŞerbet taslarındaBir topak okunmuş şeker dedenin avcundaGenç bir kız kadar ağırdırBileceksin ey çocukTatmıştın onu geçen baharda da
Kavim uyanan toprağıKarşılarken - Uyanıktır -Kavim ToprağıDevirirken - Uyanıktır -Kavimden biri varırken toprağa- Uyanıktır O ve KavimVardıktan sonra toprağaGaflet uyandırılmaz - kavim uyanıktır
O anne gibi verimlidir besmele çocuk içinO erkekKarpuz dilimi gibi ortadadırO en yaşlı gelinOcaktaki çorbayla birlikte tütmektedirO kavim için
'Kışları göç içinizedir' buyuruluyorBüyük çadır en sevgili düşmana emanettirÇorba dağıtılsın nefes ve el dağıtılsınYer ötesi ve yer eşit alınsınKadın ve erkek eşit durmaktadır - kadın arkadadırİnsan hayada ve tanrıdadırKi kış ortasında kardan - bir duayla sıyrılıpO derviş ağaç kupkuru dallarındaO meyvayı büyütüyorO tiyekBir salkım - müthiş - üzümUykuya tez doyanlar için
Saçlar uçuşur havalara sevinçleşarkı şarkı içineCenkle bir üstün haberleşme ileİnsandan insana hep akıl ve sezgilerleO coşkun mutlu savaş dülgerleriKalbi çoğaltan bayramlar açtılarŞimdi de açtılarİşaret verin ve açtılar bütün köprüleri
Deniz yüce bir soluk denizlidir - rotalar denizin kendisinedirKaptan sancakta bir tek an yaşamak yolunaBütün bir ömür ağartmıştır
Işıklar çoğalıyor içimizden birinekime bu davetLimanı dolduranlar yanan insan meşaleleriYüzbinler taş kulelere yaslanmış söylüyorlar- Rüzgar nereden eserse essin güzeldirAlevler bir ayrı alemdirDirlik sevinçtir - göç içimizedir.
Aşktan sonra sarhoşluk günümüz ülkemizdeSevine sevineSağlığının elleri uzansaydı dağların eteklerine yer'in şarkılarınaAşkın mağara kovuklarındaki şarkılarınaİlkel bir duyguyla bağırır kalırdımYöremde mor lekeler gibi duranBir basamaklı melekler ve gelenler olur birdenBütün meleklerden bir melek- Bak diyor bakıyorumve bak diyor
Ellerimi bıçakla yontacağım deniyorİlkel bir sevinç destan ve kanşiir en safındansonra soyut heykeller
Hiç düşman yok - üzgün söyleniyor- Olmayacak mı hiçEziyor gururum onları- Görün ey güzel düşman ey güzel düşmanSaraylarda geçti ömrüm seninle
Yüzüm aydınlık bakar elemlereYangın yerlerineCoşkuyla selamladım bütün bayraklarıDüşman kadınlarını
Tanrım bu dağları da sen yarattınBana kattınBir bir okşadımSema yapan kırları
Alemlere kalbimizi yeniliyoruz ve tutuşmuş geliyoruzYeryüzü batarsa batsın dayanamayıp o kavminçadırlarına
Develer de tutuştuOnlarla ayarlandık bir devinim bir devinimarkasında bütün devinimlerKum kendi raksında beden aynı raksdaKarın bacaklara ulaşır öper onları ve uzaklaşırAynı yönde ve aralarında bir dünya vardırGöğüs ahenkle havanın direncini kırmaktadırKalb başa ve guddeye en yakın sırlara göreKumu ve balçıklı toprağıAğacın ve kayanın dizilimini
O tek kuşun yalnızca süzülüşüAni bir haber gibi salt bir kez ötüşünüDinliyor kumu balçıklı toprağıAğacı kayayı ve kuşu
Uyku beladır göç içinizedirSabır ve zaman içinizdedirKadın ve çocuk içiçedir
Güneş vurmuyor- öyle söyleyin - üzerine döşeklerimizin- Sokuluyoruz besmele ile kadının toprağına(İşte böyle söyleyin)Öyle ki o kadınlarBağlasınlar doğanları tanrı bağlarına
Melekler kırmızı yanarKalbe tutuşan herşey kırmızıdırHele kalb hazırsa"kentten" bir er kalkar - Onun eriKollar semayı deryayı korkularındanYoksa aşk hemen kaçmak mıdır dağımızaSöyleyelim ya hay ya huu- Yolları aydınlık kıl Yaradan
Kanla bir sabahAkşam kanla
'... ateş.. ve öldüm...' deniyor- Oysa sorular verilmişti ona
Sorular yığılmışaynı kaynaktan olanaIşık ve karanlık hakkında
Bu nasıl uzun uyanılmaz gibi- Ateş ve öldün uykuyla
- Kurşunla yoklanması bir sorudur geri kalanlaraTaze doğanlaraŞehzadelerden de sorular kalmıştı ona
'Biz artık gitmeliyiz dağımıza anneciğimYorgun geldim savaşmadım amaBir ceset gibi ayaklarının dibindeyim'
'Biz artıkGitmeliyiz dağımıza'- Hayır olmazDurmalıyız burada şahinim
'Kezzap içsemDaha kuvvetle can çekişirdim'(dertten çıktık) söylendi (güzel bir kurtuluşa yöneldik) dendiHeykel bekliyen kımıldamışAbesle elele ahbab gibiAvazı çıkınca bağırmıştır
- Durmadan deniyor ki vatanım neredirHeykel ne diyorKonuşmaz heykelFelçtir
Karşılıklı- Kaslarımız karşılıklı kasılsınOlsun- (Kalbimiz tüm insanın namına) iddiasında- Dertten çıkmışsın ötekine kavuşmuşsun daDiyor ki diyor kiGeçmiş nedir kavim kimdir dert nerdedir
Kırbaçla ayağa kalkarlardı'biz artık... anneciğim.. dağımıza..'ruhum geçer bedenine yüz bin kara nokta yemiştir soyrad..ve nasıl olan oldu - o ve yeni uygar dostlarıBir noktalar anlaşmasıdır fabrika baca ve dumanAnne onları kapıya kadar uğurla gelDelinen böğrüme bir sed geçer'yapmayın yapmayın' çığlıklarıGüneş doğsun mu doğmasın mı kararsızımBaşlarını bana çevirmiş büyük baş hayvanlarlondra moskova vaşington berlin pekinhava ceryanları sarsılan ikindilerkorkularımız intihar dönemlerindekötü bir alışkanlık peyda olmuşturbağ budama hasat zekatevlenme hoş görmeBuğday ve ekmeğe saygı göreneğine doğru- İnce bir düşman yönelmiştir- Hayır içimizden yönelmiştir- Oh oh dıştan yönelmiştir- Dıştan ve içten mi yönelmiştir- Ne yönelmiş ne yönelememiştir- Yönelememiş önele Miş
'Ey örtülerle donatılmış Mustafa'
- Oğlum sen artıkşarapnel gibi yağmalısındüşmanı güzelce vurmulısın
'...biz artık dağımıza.. anneciğim..'
(Komşudan o ölü de kalktıBoşluğuna bir kırbaç uzatıldı)
(Çoktandır şu maraş kalesi hatıraları elinden alınmışbir taş yığınıdır.-onların yerine bilardo masaları konmuştur-şalvarlı şövalye ve kovboylar bilardo oynamaktadırlar)
-Uykum geliyor kaderim yorula geliyor buz gibi ellerBu yaz hayatı beğenemedin aklımda kandan gökdelenler
Ey aşk /.. ve ey aşk mı dedin../Onlar küçücük küçücük gördü sana seslenenleriGücendirilmiş gibi kayboldunYerine piç döller yolladın
Komşudan o ölü de kalktıKöyde devinimdir kırışık alın derileri kımıldarKaş ve kalb zorla - kıvranarakErkeklik ve kadınlıkÖlümün önünde değersiz ama siperdedirler
Bir değişime gibidir azrail -Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazarO yere o ölüinsan kalabalığında ansızın bir boşluk açılmıştıralın kımıldasınkâlb kıvransınGölden ansızın bir tabutluk su alınmış gibiBütün köy kımıldayacaktır / göl gibi
Azrail devinimle çevirir bir gölüBir insan kası - kadını kavrayan ellerimezar kazar toprak karşı komaz aralanırİnsan mezar kazar arada bar bar bağırarak- Ey süleyman oğlu nalbant izzet - nice rençberlik ettinGüneşin alnında bakır gibi göverdin
Toprak kaz arada bir ölü görünürlerde mi bak- ahmet mehmet hasan hüseyin paytak mahmut babasıhacı izzet süleyman oğlu heynice öldünneyledinnasıl becerdin
Köyden o ölü kalkarSüslenmiş kordelalar takılmış bir koçKapıda tabut tahtaları arasında beklemektedirBayram değil seyrandırAşk aceleyle oraya buraya göz gezdirirSevgi sabırla ahır kapılarından süzülmektir
Köyden o ölüde kalktı- Sen de kalk hayvan sesleriyle yuvarlaKöy bir ahenk kuşu sesi çıkararakKasabaya bir ölü haberi uçursunMinarelerden ölgün bir kol gibi sarksın ölü selası
/. Ölü ilk müezzin - minare uyarlamalarıyla dirilmektedirKöyden kasabayı dürtmektedir. /Bedir efendi durur selayı dinler - Kim'ola -- (Ben yüz yıl oldu babasızım) boğuk(Çukurovada eski kale burçlarıyla itişirdi akranlarım)(Sağ elim sualtı zengin bir köydü damağımıza kadar pancar)
(O ufak çocuklardık - Bakışları)(Olmaza karşı koyuşları)(Şimdi köy acı'dan eğilmiştir)(Ben ölümle eğiliyorum)(Barsakları düğümlendi koyunlarımın)Bedir efendi durdu selayı dinledi - Kim'ola -Evlerden yarış atları gibi çocuklar fırlarDaha ilk namesinden alırlar ölüyüBurunlarıyla kim ölmüş sorusunu soluyarakYokuşlara bir nefeste bayılırlar- Öyle bir çocuk tanıdımKarşılışınca başka çocuklarla hızlandı
Minarenin kapısında bir çocuk halkasıMüezzinle inecektir ölüÖlü çağırır çocukları alıştırır camiyeVe ölüyü eve ulaştıran çocukKutlu çocukturTaşıdığı haberle masum onunla dopdolu ve büyükÖlü adı taşıyan çocuklar dönüşlerindeŞehri ağırlaştırırlar - Minare yükünü atmışYeniden serpilmeye başlamıştır
Süleyman oğlu hacı izzet evlerebir sepet incir gibi dağıldıevlere süleyman oğlu hacı izzet
Müezzin kıs kıs gülmektedirkasabada evler - bir hacı izzetin varlığını bilmemekten -keder içindedir
nine: kim'ola hacı izzetbirazdan halk top gibi patlar- kasabalı değil hacı izzet bülbüllüdenmiş- oh oh bülbüllüdenmişbütün evlere şimdi büyükbüyük bir memnunluk çağlamaktadır