Açlık Türküsü
Aşk gelmiyorduve kızgın kokuları çoşkunluk bağırması gençliğinSöyleyelim bir kere daha halk suçsuzÖfkenin sessizliğe yürümesi kendiliğindenMansurun halkı öfkeye kendini çarka tutmasıeşyanın bebekler gibi avutulduğu da olmuşturSütten kesildiği yürümeye alıştırıldığı(Ey veli dağları eğit yineMağaralardan em yine)Kedilerin cübbe eteklerindeİnsanlığın en berrak denizine uzanıpİstirahat buyurduğuSöyliyelim bir kez dahaOlmuşturAşk olmuştur
Çıkıp gelmesini beklediğimGeniş çığlıklar atarakÇıkıp gelirseMorarmış yanağında zehir tutarakYıkarsa duvarlarımıEtimi aralar aşkı kurcalarsaÖnümüze açtığım sofralar adınabeni tutun kaldırın ortadanÇünkü hesap benden sorulacakSorulacaksa
Saçlarımın dibinde kıpkırmızı bir lekeEtine kan değdirilmiş kadın lekesiAlnımdan kollarını çıkarmış bir dişi örümcekKöpeğin ağzına düşen kelime ne kelimesiEt kelimesi
Yırtınır anlamını öksürerekYer ayırtıp girince bilmecenin içineKaburgam derin ip ince ipliklerimElmacık kemiğimde güm güm vuranVar olma hevesiminVahşet dolu sur kervan balolarıHesabı benden sorulacak
Şimdi uyan kurbanım kaldır başınıHizmetlim kendim ağlıyayım
Bir köpeğin ağzındanDüştü kelimeBaşladı at yemeyeAylar yıllarla anlaştı tokluk kaşını çattıBahar geldi ağaçlar açıklandıçiçekler açıklandıİnsanlar dürüyen mermiler uzadılarbirden çatladı düğünfakir kadın düğüne katlandıbir köşede oturdu.Soktu ellerini karnına çocukkırdı çocuk ayıkladıBirdenbire çatladı düğünTabanca çatladıGelin savruldu harmana rüzgar girdiKirli elleri yılan dokunmuuş gibi göbeğiİnsanın öz be öz anasına kıyması ne demektirKaranlığı getiren bir insan temmuz sıcağı gibi
Bir köpek yiyorsun halk birikiyorFırlak kanlı gözlerin kırmızı ve şiş ellerinBakıyorlarSancıyı iletiyor belleriSürtünüyorlar
Buğday havada durdurur kurşunuOnlar başkası değil bir çift cami güverciniGüvercin buğdayın ağzında sıraylaGöğü soluyan bir ejdarha gelecek şehirlereBir zaman bıldırcınlar ve kırlangıçlarNasıl alınırsa ağıza ve ağırlanırsa
Çocuklar havadan anlarSorulan suale çarparlar kadın geç kalınca dolabındaKadınlar dimdik dururlar dolaplardaCam göz ağaçların arasında gece yırtılarak sokulurOda soğuyunca erkekte bir yıldırım uykusuÖnce bir hanOdaları dolup boşalan ve alnının altıTahta merdiven bir HanYolcu soyununca camideki kubbeDöşeğinde rahatça uyumalıMinarenin biri çabucak alçalır diğerinin önünde
Sakallarından köşkler sarkan bir dedeyukarıdan damlamış bir mezar taşının üstüneMezarla ihtiyar ahpapça genç kız süzülür önlerindenÜç adım atar dizleri çözülürErkek erkekçe dövünür genç kız kırgınEvet ve hayır kelimeleriBir evet/açlıkEyup SultanSebil uyuşmazlıklarıİki sebil biri daha sebil-İçilip içilip genç kız içilipİçilip içilip genç kız içilipEyup genç içilip içilip-Dur sen ey Sen içilip Ben içilipSebil olduk öldü sebil
Kemik alınlar gelir dayanır güneşin ateş seçdesineIşık en keskin yontulur bir kelam.Bir kelamZaman ölenin alnından rüya mızrağını çıkarırBoşluğa sebil açılırGüneş kendi admını yollarKaynayan kafayı ayıklarSorular soran sorular soranDenizin kanında günleri çarka tutulan izleriTesbih çeken bekçilere gece sualleriSu tutmuş testilerİçilip içilip
-İçilip içilip genç içilip kız içilipGenç kuş eyup genç içilip
-Dur Sen içilip Ben içilip
Aşkımla boyun boyuna bir ejdarhayımŞehirde sen benim en çok sakladığımİçine girip korktuğumÇamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığımSen benim durup durup saplandığımMutlu an biraz uzun olmasınYoksulluk gibi gidecğim bir yer varEfkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu
Baş üstüne sevgilimDağlarımToprak yayılınca bulun anasını yavru ceylan
Yalnızlık ateşle birleşiyorİki geyik dumanla çiziliyor şişiyorDelinmelerUyku genişliyorİç organ genişliyor
Hazırlanması sinir uçlarınınVe kalburdan sırayla dişli makinadanYivli burgudan et kıyımındanBeş uykusuzluğun en çabuk ve çabukluklaPlanlanmasıAşkOrada uzakta anlaşılmadan.Nefes
Saçlarımı tut titreşiyorlarBir şey olmuşmuş kovalamaya başlamış gibiSaklan evlere sarıl kanlı bağlarınlaAvucunda kına yerine horoz devriyesiDilimin tehlikelerini azarlaBu limeler oraya çıkmazKi taş olsunAçılmasın diye insan torbasıAşk ne korkunç ne kadar korkunç oluklar uzun
Dagunca çölleri dolanıyoruzYuttuk kum yığınlarınıDüşmediğimiz kum kalmadıKötü özümüzün mevsimlik yıkımlarıyıkılsınetin serin yosunlarıCezbe suyun akışına varmadandaha oturmadan kayalara ayrılan yerineve başını dik tutup açıklamadanKadını bir hançerle dolanmadanyolmadan karpuzun kabuklarınımuzu çakalca aralamadanÇarpılsın
Ve biz uyandıracağızSuya çağrılan akışımızı