Uludere Uludere II
IIaradan koskaca bir yıl geçtiUludere’de, şivanın koptuğu o yerdeve vicdanla uyumlu çarpan her yürekte,“Uludere, Uludere, Uludere! ” deyince,melekler kanatlarını yırtarcasınadehşet içinde,göklere, düşlere, kutsal kitaplara,oralardaki mağaralara kaçışıyorlarsa hâlâ; “Uludere, Uludere, Uludere! ” deyince,Uludere’de ve uzak yakın her Kürt evindeanalar, içlerinde, tanımlanmaz bir yerdenhayatın kendisi gibi tanımlanmaz bir acıyı,hayatın kendisi gibi yatışmaz bir hasreti,hayatın kendisinisöküp çıkarmak için göğüslerini dövüp,yanaklarını yırtıyorlarsa hâlâ; babalar, içlerine cehennem kadar büyük,cehennem gibi harlı ve uğultulu bir öfkeyigömmeye çalışırkenağlamamak için yumruklarını dişliyor,yüzlerini bizden saklıyorlarsa hâlâ,“Uludere, Uludere, Uludere! ” deyince,“peki, hakikat? o nerde, o?ve suçlu kim” sorusu, rüzgârın dudağındakendine yerdeki tutanaklarda değil,gökteki tutanaklarda cevap aramak için,Uludere’den yola koyulup,ta Sidret-i Müntehaya,Roboski gibi bir başka sınır boyuna yani,varıncaya kadar,dere tepe, köy mezra, şehir şehir dolaşıp,göçmen kuş sürüsü gibipeşinde katar katar vicdanve sızlayan yürek toplayıp götürüyorsa hâlâ,yaşlı şairlere iş kalmıyor demektir, yârenler,yaşlı şairlere iş kalmıyor,sessiz sessiz ağlamaktan başka; çünkü yoksullar ve şairler bilirler ki,yeryüzünde sessiz sessiz ağlayanlar çoğalınca,gizli gizli dövünenler çoğalınca,öfkelerini içlerine gömenler,yumruklarını ısıranlar çoğalıncaevlerden, köylerden,meydanlardan ve mabetlerden taşasıyaçoğalınca çığlıklar, çoğalınca havarlar,çoğalınca ağıtlar,işte o zaman, yerden göğe doğruesmeye başlar rüzgarlar,yerden göğe doğru çakmaya şimşekler,yerden göğe doğru yağmaya,yeri de, göğü de değiştirenve değişimden, dönüşümden daha büyük,daha kahhâr,daha âdil yağmurlar...28 Aralık 2012