Cahit Koytak

Şiir Sanatı

uzun burnunu her şeye sokuyorve sinek kanatlı hayal gücüyleher engeli aşabileceğini,her kılığa girebileceğini;dokunaklı sesiyle deher gönlün kapısını açabileceğinive her akla sığabileceğini sanıyor, şiir.

herkesin gençliğindeyaşanmamış bir çocukluğun,yaşlılığında da yaşanmamış bir gençliğingömülü olduğunu biliyorve işte bunlarla geri döndüğüneinandırmaya çalışıyor bizi.

düpedüz el koymak istiyor böyleceiçimize gömülü hazinelere,acılara da, erinçlere deutançlara da, övünçlere de…peki, kim bunu istiyor ondanve hakkı var mı bu kadar ileri gitmeye!

pek de sinameki, kahramanımız,pek de alıngan!insanda gördüğü, duyduğu her şey,ama her şey dokunuyor ona.ve değdiği, dokunduğu her şey deyakıyor, yaralıyor onu.

bakınca, dosdoğru içinize bakıyor, sözgelimi.ve kaçırıyorsunuz siz de, çaresiz, gözlerinizi;ama işte oyuna geldiniz yine!onun istediği de bu çünkü:kaçırtmak sizi ruhunuzun ta diplerine,kendi şiirinizin sizi beklediği yere!

böyle böyle yüzgöz olma pahasına da olsa,bazen insanlarla, bazen fikirlerle,bazen de sözcüklerle denemek istiyordaha şimdiden,mezarda kurtlarla, böceklerle,mezarlık fareleriyle‘kavim kardeş’ şenlikli yaşamanın,hiçliği unutturan oyunlar oynamanındeğişik yollarını.

ve toza toprağa karışıp doğaya dönmeyesıra gelince de,kurt değil, solucan değil,mezarlık faresi değil, değil de,boz renkli, aful tofulve alt dudağı yarık mavi bir tavşancığadönüşmeyi hayal ediyor, filozofumuz.

ama her yanından uç verensiğillere, dikenlere bakılacak olursa,cennette sümüklü böceklerle,salyangozlarla didişe didişeebedi yalnızlığı tebaasız bir krallığa çevirenbir kirpi olacağa benziyor, daha şimdiden.

Temalar