Bertolt Brecht

Oyun Yazarının Türküsü

Ben bir oyun yazarıyım.Gördüğümü gösteririm.Nasıl alınıp satıldığını gördüm insan pazarlarındainsanlarınBunu gösteririm, ben, oyun yazarı.

Birbirlerinin odalarına ne düzenlerle girdiklerini,nasıl coplarla ya da parayla,sokakta nasıl durduklarını ve beklediklerin,nasıl tuzaklar kurduklarını birbirlerine,sözleştikleriniumutla nasıl,nasıl astıklarını birbirlerini,nasıl seviştiklerini,çapulculukla kazandıkları parayınasıl savunduklarınıve nasıl yediklerini.Bütün bunları gösteririm ben.

Birbirlerine söyledikleri sözcükleri dökerim kağıda.Ananın oğluna neler söylediğini,işçiye neler buyurduğunu işverenin,nasıl yanıt verdiğini karının kocaya,tüm yalvaran sözcükleri, tüm buyuran sözcükleri,yaltaklanan sözcükleri, aldatan sözcükleri,yalan söyleyen, bilmeyen,güzel ya da yaralayan...Bunları kağıda dökerim ben.

Yaklaşan kar fırtınalarını görürümve yaklaşan depremleri,yolu tıkayan dağları görürümve yataklarından taşan nehirleri.Ama şapkaları var kar fırtınalarının,depremlerin cüzdanlarında paraları,dağlar gelirler arabalarından inerek,şahlanan nehirler denetler polisi.Ben ışığa çıkartırım bunların hepsini.

Gösterebilmek için gördüklerimibaşka halkların, başka çağların oyunlarını okurum.Bir iki oyun yazdım, inceleyerekiyice o zamanın tekniğini vekaparak işime yarayacak olanı.İngilizlerce nasıl sunulduklarını inceledimbüyük feodal kişilerininceledim zengin kişileri,ki onlar için dünya sadece özgelişimleri içindi.Ahlakçı İspanyolları inceledim,o harika duyguların ustaları olan Hinlilerive aile kurumunu gösteren Çinlilerive kentlerdeki çok renkli kaderleri.

Kentlerin ve evlerin görünümü, benim zamanımdaöylesine çabuk değişiyor ki,iki yıl ayrılıp geri geldin miolursun bir başka kente yolculuk gibi.İnsanlar kalabalıklar halinde değiştirivermişlergörünümlerinişu birkaç yıl içinde.

Fabrika kapılarından içeri giren işçiler gördüm ve kapıyüksekti,ama dışarı çıktıklarında bükülmüştü belleri.O zaman şöyle dedim kendi kendime:Her şey değişmedeve her şey sadece kendi zamanına göre.

Ve böylece ben,her sahneye kodum bir tanıtma işaretive her fabrika avlusuna ve her odaya yıl sayısını işaretledimsığırlarını damgalayan çobanlar gibi.

Ve orada kullanılan tümcelere debir tanıtma işareti kodum,unutulmasınlar diye yazılangeçici insanların deyişleri gibiolsunlar diye onlar da.

İşçi tulumu içindeki kadının o yıllardabir bildiri önünde eğilip söylediklerini,ve şapkaları enselerinde borsacılarınkatipleriyle dün nasıl konuştuklarını,bu olayların geçtiği yıllarıngeçiciliği ile damgalandım.

Ama bütün bunlara bir şaşırtıcılık verdim,bunların en bilinenlerine bile hatta.Bir kimsenin inanmayacağı bir şey gibi döktüm kağıda.Hiç kimsenin görmemiş olduğu bir şey gibi sundumbir kapıcının kapıyı çarpmasını donan bir insan yüzüne.

Çeviri: A. KADİR - Gülen AKTAŞ

Temalar