Hep Aşk
hiç zamandan önceydisonraydı hep zamandangüneşin altın suyudökülmemişti daha avuçlarımdanışıltılı kanatlar, morsiyah bir bozgun haritasıçizdim göğsümedüş, acı, sevinç ve aşkhepsi insan özeti, diyordu dünya kışın yüreğinde büyüyen ağaçan'ın sükütunu bürünen kıraçgibi sakin ve delibekledim seni bir eylül kırımından geriye kalanzamanın derisini sıyırarak tenimdengeçmişten ödünç acılarla birlikteuzun bekledim seni ve bir köprü karşıya geçti birdenve nehir bir aynadan, bir sesindenuçuştu polenleri söğüt ağaçlarınınsürüklendi kıyısız bir denizeköpüklerin altında eriyen demir gülle soluk soluğaydı yazsesin sıcak ve yaşayanellerin koyu yeşil bir nehir akışındabir merdiven tırmandı, çakışı bir şimşeğinmumların dansı başladı sonra cam tohumları gömdüm oyuncu dalgalarasudarı ve köklere örtülen yazdankaosun kalbindeki akkor beyazdanyanarak düştü bir meteor göğün göğsüne göğün göğsünde hep temmuz ve külkonacak yer bulamayan yaralı kuşlarsonsuz bir semahın labirentinegömülü düşler tek kanatlı bir hayat senden geriye