Kürtler
usul usul karanlıkta kürtçe konuştularağaç suratlı iki adamkurt olduklarını bilmiyordumne dediklerini anlamadımbirdenbire konuştular dağların umumsusmuşluğunda dinlenip dururken sonbaharbelki bir dilekte bulundularbir tutam mutluluk dilediler gönüllerincesaçları topuklarını döven çatık bir dağ kadınısekiz on kadar koyunbiraz kilim ve keçegurbetçi kirvelerini andılar belki usanıpüzerlerine mezar toprağı gibi serpilen yalnızlıktanistanbul uzağında kaybolmuş akranlarınıçukurova düzündeki dersim çobanlarınıo fena halde bıyık ve burundivit kalem tertibi incebelki dua ettiler ateştutmasınaçaldıkları her kibritingörünmez suların sedasını duyup okuyupüflediler birini vurmak geçiyordu belkiakıllarındanbelki zehir zemberek açtılarbelki bir yola gideceklerdi geceleyinusul usul karanlıkta kürtçe konuştularne dediklerini anlamadımkurt olduklarını bilmiyordumsonra bir vakit sustularyere çözüldüler ansızın