Fırat Rüzgâra Karşı Aktığı Zaman
fırat rüzgâra karşı aktığı zamansuyun yüzü telâşlı bir korkuyla ürperiratmaca kayalıklarında poyrazın yalçın soluğudökülür sığırcıklarçıplak kavaklardantortop olmuşsimsiyah ve ufacıklariçimsıra sonbahar garipliğinin ağır yorgunluğufırat rüzgâra karşı aktığı zamansessizce kendi kendime ağlayasım gelirnedense kim bilir
bir fakir gözyaşına dövülmüş bir avuç tuza damlarbıçaklı dört bıyık tersine dönmüş soğuktanbunlar muhakkak keleriç köylüleriiki peynir tulumu sarmış küçük kulaklı atlarınasağlı ve solluerzincan pazarına indiriyorlar
durup cıgarasını yakıyor çarıklarının üstünde birisırtını verip poyrazın kırbacınamuhakkak keleriç köylüleri bunlaruzaktanyorgun adımlarının bir tozutması var ki yolubir yalnızlığı var ki allahın huzurundabu dört köylününbir başlarına kalmışlığı «fani» dünyadaadamın kemiklerini sızlatan
uzak bir şahin birdenbire hışım gibi alçalıyorbir vakit süzüldükten sonra nazlı nazlı havadafırat rüzgâra karşı aktığı zamanbatık bir umut türküsü halinde ölümköpeküzümlerinde ıslık çalıyoratmaca kayalıklarındave devedikenlerinde