Ataol Behramoğlu

Yeniden Hüzünle

İşte yine can sıkıntısıbana bir şiir yazdıracak.Tırnaklarım uzamış,İçimde yaralı bir aşk.

İçimde yaralı bir aşkve birkaç piyes ölüsü,birkaç gözyaşı kırıntısı,intihar gelgiti birkaç.

Sırtüstü uzandım dünyaya,odamın ampülüne bakıyordum,ampulün bağlı olduğu borununtavanda kıvrılışına.

Tavanda kıvrılışınabirkaç damla gözyaşınınbirkaç damla tentürdiyot,kalbim ağrıyordu, bir yaz-günü düştüm sokaklara,karanlık sokaklara düştüm,bir yaz gecesiydi galiba,ürpererek indikçe bayırlardan,kimsesiz ve boş alanlara,çaresiz, bomboş bir cesettim,bir suyla dolu bir kovaolarak kalmışım dünyada.Herkes kim bilir nerdedir-şimdi? sevgilim...Kim bilir-nerdesin?Kalbim -ki bir gün durur-var mıydı acaba?Ölümü ve tuzlufıstıkları unutmadım,bayat tuzlu fıstıkları.Sarhoşlar kusardı bir deben varken orda.Dünya'da.1965 yılında.Bir savaş ve hüzün korkusuylakahvelere dolardı insanlarSevgilim! Sevgilim!'Kanayan yerim benim'çürük yumurta, bayat pastırmavebamya yenilen bir lokantadamareşal fevzi çakmak, koca yusufdünya güzeli fatmadostumdular.Ben o şehirde yalnızdımbunu kimseler bilemezgidip gidip rıhtımadururdum.Kör bir dilenci vardı, o da-dostumdu, beni-evlendirmek isterdi kızıyla.Ben içimde bir acıylaboyna bir resim yapardım.Sarı kurdeleli kızlara-hikâyeler anlatırdım hattauzak dünyalar vealbert aynştayn hakkında.Onlaruzun uzun susarlardı.Güzelim kızlari Hürriyet-gaztesi okurlardıSes ve Hafta.

Her şey o kadar birbirininaynıydı, hayat-akıp gidiyordu sıkıntıyla.Domino taşlarına vebir nehrin akışına benzeyencesur ve genç hayat.Akıp giden.Kitapçı vitrinlerinivealanları hızla eskiten-hayat, bazen-beni heyecanlandırırdı.Yağmurlu, ıhlamur ağaçlı bir yoldakocaman, eflatun, bir güneştıkanırdı gırtlağımaonu karnıma sokardım.Güneşi, göğsüme ve karnıma.Akşam-beni bulurdu bir koyda.Kırlara doğrukoşardım bir bağırtıyla.Az önce ıslanmış kırlara,serin ve bereketli,her zaman bağışlayan,o taze, ve hüzün-anası kırlara...

Sevgilim! SevgilimGece-yürüyor,Dünya-yürüyor ordularla.Kitaplarla ve matbaacı-çıraklarıyla. İçimde-bir dağ çeşmesi akıyor...Sabah oldu oluyor anında-eski, külüstür, kömür-yüklü sarı bir kamyonlayanında durmuştuk, orman-battaniyeliydi hâlâ.Bir hastane odasında-sabaha karşı, yaralı-bir onbaşı gibi uyuyordu.Sabaha-karşı bir hastane odasında-aklıma çanlar geliyor.Bir adam-kesik çocuk başları satıyor.Yenidenhüzünle başlıyorum birromana...

Şiirde geçen sözlük kelimeleri