İşte Bir Şiir
İşte bir şiir, şu anın, şu dakinanın, şu saniyenin şiiriKendimle gitgide yalnız olmakların, yalnızlıkların gitgide çoğaldıklarının şiiriHayatım hesabı verilmek üzere duruyor, artık hesabı verilmesi gereken bir şey olarak duruyor hayatımGri bir ikindi üstü, üstünde yeryüzünün, küçük burjuvalar ya da işçiler yığılmışlar pencerelerineFrengili balkonlarından bakıyorlar hüzünden başka hiç bir şey çağrıştırmayacak bir gökyüzüneYalnızlıkların gitgide arttıklarının şiiri, kendi hayatım ve başkalarının hayatı karşısında
Müthiş ve mekanik bir bunalım içinde, ve artık kır görünümlerinin de hüzünden başka hiç bir şey çağrıştırmadığı dünyadaŞiirlerle kalbimi ve hayatı araştırıyorumHiç kimse kalıplaşmış umutlarla avutmaya yeltenmesin beniİşte bireycilik ve kahramanlık tapınısına dönüşüyor birçoğunun devrimciliğiZavallı bir gökyüzü görünüyor balkonumdan ve böyle müthiş ümitsiz pazar günleri yaşardım Ingiltere’deSokaklarda süprüntüler ve yabancılar olurdu sadeceVe umutsuzluklardan geçerek, karmaşık o kadar çok duygulardan geçerek, sonunda bir hesaplaşmayla karşı karşıya kalmak
Bazı düşünce ve duygu parçaları yazıyorum ben, hayatımın izlenimleriÇocukluğumda gördüğüm bir gökyüzü, bir sevinç ya da bir acı unutulmasın istiyorumZaten olaylar değil, görüntüler, duruşlar, gülüşler kalıyor aklımdaİşte, hiç bir şeyi anlatamayacağımı biliyorum, bir dilsiz gibi kalbim sağırlıkla doluGeniş kırları, yaşadığım her şeyi anlatabilmek isterimBiçim ustalıkları aramayın şiirimde, içimin acıları ya da sevinçleri onu oluştursun istiyorumHayatımı anlatırken sesimi dizginlemek, onu ölçüleyip biçimlemek niye
Meczup bir şair sayın beni, tanık olmuş ve gördüklerini anlatıyor sayıklamalar, boğuk, tutkulu, ağlayan seslerleBir şiir nasıl biter, ya da biter mi, hayat sürüp giderkenDuygularım birbirine ulanarak, bütün yekpare bir şiiri oluştursunlarNeden kederliyim aradığım ne anlatmak istediğim nedirDuyguların kalıplaşmış olmasından nefret ettiğimi söylemek istiyorumHerkes neden kendi çukurunda ve neden insan sevgisi birişaret ya da bir formül haline gelmiştirHayatın ve kavganın sırrı nerede? Neden bazı insanlar özverilidir?Yaşamak, yaratmak, mutlu ve aydınlık yürekli olmak nasıl öğrenilir?
Bir pazar günü, izinli askerlerle konuşsam, bir kahveye otursam, görüp öğreneceğim yeni şeyler olabilirYazacağım her şeyin hayatta bir karşılığı olsun istiyorumBerber çıraklarının, kahvedeki garsonun, boyacıların duygularını anlatmak istiyorumHalkımın yaşadığı yoğun duyguları, renkleri, karmaşıklığı ve parıltısıylaÖte yandan beni yaşamaya karışmaktan alıkoyan zincirler varİçimin yalnızlık zincileri ve işte bu öğleden sonranın melankolisi ve bir sürü yanlış koşullanmışlıklarınYaşadığım şu hayatın tanığı olabilmeyi ne kadar çok isterimAnlatacak ne kadar çok şey, ne kadar çok yaz günü, yaşanmış ne kadar çok şey varSevgili İstanbul, öylece deniziyle, denizin üstünde binlerce martı kanadını anımsatan köpükleriyle duruyorKafamda bu hayatı yorumlayacak bilgiler duruyorParklar duruyor, acılar, hayatın o tekrar edip duran melankolisi
Onu açıklayabilmeliyim, küfürler ve şarkılar karışmalıdır şiirimeYanık bir yağ kokusu, seslerSonra Sait Faik’in hikayelerinde anlattığı İstanbul, sonra Orhan Veli’nin şiirlerinde anlattıklarıBütün bunlar benim kendi hayatım ve gözlemlerimle karışıyor, belki bunun için böyle güzelleşiyorlarBir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorum, yaşadığıma tanık olunBu bireysel çırpınışları aşmak istiyorum, tanık olunAma bir aralıkta yaşıyoruz sanki, yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bunun farkında değilHeryerde benciller ya da ukalalarKendi ölçülerine zorluyorlar hayatıVe hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin bir şey olduğunun farkında değil ve hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derin yeşilliğin farkında değil ve hiç kimse çocukların neden mahzun olduklarının farkında değil ve onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızın
Hafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren, vakitsiz bir horozBirazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmak ve zaptu rapt altına almak içinHiç bir şairi kıskanmıyorum ve hiç bir şaire özenmiyorum, istiyorum ki kendi çırpınışları, kendi savruk aranışları içinde bir disiplin yaratsın şiirimİşte durup duruken uzak semtlerinde Ankara’nın geniş ve soğuk bir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklımaVe tereddütsüz geçiriyorum şiirime bunuMutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki deÜzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden....