Dizeler
esiyor balosuna iskeletlerin poyrazdarağacı inliyor demirden bir org gibikoşuyor ormanlardan aç kurtlar avaz avazgökyüzü andırıyor kızıl bir cehennemi
bu güzelim akşamı artık kutlamak gerekgirersin bir kahveye, gelsin bira, içkileron yedi yaşlarında gelgeç oluyor yürekyeşil ıhlamurların altı dünyaya değer
-gece düşler kurardı yatağa yattığı ansevmiyordu tanrıyı ama, kızıla çalanakşamları tellallar davula üç kez vurupsağır gürültülerle kulakları doldurupbuyrukları duyurur, halkı eğlendirirkenkara tulumlarıyla varoşlarına dönenişçileri kendine daha yakın bulurdudüşlerini sevdalı çayırlar doldururduçayırlar ki içinde ışıklı çalkantılaraltın rengi yapraklar, kutsal, ermiş kokularkıpırdanıyordu, sular gibi, sessiz, durgun
karanlık nesnelerdi tek dostu. akşam, yorgunduvarları küf kokan, pencereleri örtüksoluk mavi boyalı, içinde, eski, tek tükeşyanın bulunduğu odaya çekilincedüşlediği romanı kurardı bütün geceneler neler geçmezdi özlem dolu usundanaşı boyası gökler, sislere batmış ormandallarda yıldız yıldız açan ten çiçekleridüşler bitip yalnızlık odanın her yerinidoldurunca, bozgunlar, bunalımlar başlardıinsaf! orda, odada çarpan bir yürek vardıyalnız, kaba çuhanın üzerine uzanmışkendini kentin usul gürültüsüne salmışdört duvar arasında soluyan derin derindüşünde çarşaf gibi yelkeni gemilerin
istediği tatlı bir öpücüktü sanırımbelçikalı kızları bakışından tanırımdudak büktü gülerek çocuk bir yüzle banabastırıp parmağını şeftali yanağına"buramı üşütmüşüm, dokun anlarsın" dedi
ey çalınmış yürek n'eyleyeceğim
oysa taşlar, burcu burcu, anaç toprak kokartoprak kokar, görkemle titreyen yeşil kırdakızıl dağ yollarının kıyısında başaklarçakaleriklerinin göverdiği dallardakara dutta ve de dağ güllerinde yaşam varyaşam var, al toprağa bürünmüş çakıllarda
her yüzyıl saygınlaşır bu hangar kiliselermavi kireç şerbeti ve saygınlaşmış sütlepapazın vızıltısı sofuluk ise eğersinekler de kutsal mı? güneşli tabanındanhanları, ahırları soluyan bu sinekler
ve sonra gece gelir, sessiz, sahile çıkangece, kara korsanı yaldızlı ufukların
bilinç nice iğrenç dehşetlerin tutsağıdırerkekler! bilmezsiniz ki en sevdalı kadınen orospu ve en hüzünlü olan kadındıracısını çekiyor sizlere sığınmanın
bilirim nasıl döver kıyıları dalgalarşafağın güvercinler gibi coştuğu anıakıntı ne, hortum ne, gökler nasıl çatırdarben gerçekte yaşadım düşlerde yaşananı
kaynayıp fokurdayan dev bataklıklar gördümçürümüştü içinde sazlarla Leviathannice çökmüş limanlar, nice yıkıklar gördümnice obur burgaçlar çağlayanları yutan
oda, koyu ve donuk mavi göğe bakıyoriçinde tıklım tıklım, sandıklar, çekmecelercinlerin çenesini attıran mor çiçeklerdışardaki duvardan salkım saçak akıyor