Andrey Voznesenski

Gel Zoya

Gel Zoya, açıkça konuşalım seninleYollarımız ayrılacak nerdeyse;Farklı yollara uzamasın yollar bir,İnan, sonun başlangıcı geldi demektir.

Anımsar mısın Dubna’yı, ak kundaklar içinde,Anımsar mısın, hani piyano çalıyordun senAnımsar mısın, birden başını çevirmiştin klavyedenNasıl da bomboştu, yüzün, ne denli beyazBir şey öylesine yitmişti ki yüzündeBir şey, artık kimseler yerine koyamaz.

Çok şeyler gördüm geçirdim: yağmurlar, gökkuşaklarıUfuklar kararırdı geçerken adımVe dostlar bana ihanetten nasıl da zevk alırdıBen bile bıkmış usanmıştım kendimdenAma tüm bunlara karşın sen hep sen kaldın.

Anımsar mısın son şiir okuyuşunu, elveda der gibi?Aşağılar, bağırırken onlar, sendin koşup gelen yanıma;Eğer varsam bugün, ne derlerse desinler bana,Gönül borcum da sensin, yüzkaram da

Acılar bir yalaz gibi sardığında gövdemi,Bir suya atlar gibi daldım Riga’ya,Dibindeyken suyun, soluğunla yaşattın beni,İnce bir başak sapından, sapsarı, saçların gibi.

Kilometreler ayıramaz insanı, inan,Birleştirir telefon telleri gibi;Ama milimetrelerse ayıran,Bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.

Gerçekse acıların yakınlaştırdığı bizi,İstemem kurtulmayı onlardan;Ve diyelim ki sensin, ben değilDertlerin gerçekte izlediği.

Kendileri güvende değil ki bizi kurtaranların;Ne çileler, ne üzünçler umurumda,Bil ki tek düşüncem, yarınKoruyabilmek seni kendimden fazla.

Sen misin değişen,Yoksa ben mi?Bütün geçmişimizden, geçmiş yıllardan,Bir zamanlar biz olan o insan gölgeleriHüzünle el sallamaktalar bize şimdi.