İbranice Sevdim Seni
ezik bir kuşun kanadını okşar gibiboynu kırılmış bir simitçinin yerlere yayılantezgahını toplar gibi ibranice sevdim seni
değişen bir şey yoktu, aynı sokaklardaydı bata çıkayürüdüğümüz, durup kıyısında kustuğumuz aynıcami avlusuydu, aynı bıçaktı dokundukçaparmakuçlarımız ıslandıkça, ağzımız kalınlaştıkçakabardıkça sesimizin ulaştığı yerlerimizaynı bıçaktı girip girip çıkan yalnızlığımıza
kan akmazdı çünkü kandan daha anlamlıydı sevgimizcanımız acımazdı elbet birbirimizdenacı yoksul bir köylünün kara sabanına takılanaltın dolu küpü sırtlamaktı, sarı bir hatıraydısavrulup giden bir yaprağın ardında bıraktığı
bütün dillerini öptüm, yalnızcaibranice sevdim seni