Yürüyüş
En yaban en kuytu yerlerinden soluduğum hayatınAlnında kör bir bıçağı gezdiren benSarsıcı derinlikler çizerdim boşluğaKirpiklerimden süzülürdü ay benekli kelebekUzayan sakallarımla bakışımlıSol yanımda açardı birden kuşluk çiçekleriYaralarımı kanatarak mavi poyrazla hepVe toprağa kabartıp ölümün kapkara saçlarıylaAlevlere tutunurdu göğsümde balkıyan tan
Kalbim, o derin uğultu hızla akardıVahşi bir kök gibi kadim ırnaklardaOysa günün irin kokan ağzıyla sokaklarBükülen bir karanfil aksi içinde…Ağır ağır gemilerini yakan ıssızlıkKuş çığlıklarını geçiriyordu ateşin çemberinden
Hayata en harlı parmaklarımla çünkü dokunurdum benÜrkünç, kuytu ve sanrılı yerlerindenBunun için göğsüme saplı o cam parçasıBundan işte çıldırırdı sarnıçlarım gök gürleyinceDamarlarımda sürgit patlamalar gibiDenize dökülen bir karanfil karanlığıYakut kanatlı öfkesini vuruyordu içime
Ve tutuşurdu ansızın gecenin bütün susuzluğuSırılsıklam büyülerdi o göçebe suskunlukB,ir yaranın ağzıyla kanırtılmış düşlerSıçrasam gövdeme, uzansam ateşin çitlerindenAğır balçıklar saplanırdı sesime
Hayat en yaban yerlerimden yankılanırdı böyleYürüyünce ben yürüyünce ırmaklar içime